Beiträge von hakan3434

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Alıntıdır

    Pando Kaymak, Beşiktaş Çarşısı’nın en eski işletmesiydi… Küçücük bir dükkancıktı aslında…

    Tam 120 yıllık bir tarihti…

    İçinde sadece dört masa vardı... Sahibi doğma büyüme Beşiktaşlı idi…

    Kaymak kalpli ama huysuz bir ihtiyardı…

    Adı, Pandelli Shestakof'du…

    95 yaşındaydı…

    Ataları Osmanlı Bulgarıydı…

    Her sabah gün ağarmadan kepengini açar, müşterilerine müthiş bir kahvaltı hazırlardı…

    Üniversite yıllarında; 37 nolu Yıldıztabya-Eminönü otobüsü ile Sirkeci’de iner, 30 nolu Aksaray-Ortaköy troleybüsü ile aktarma yaparak Beşiktaş’a varır, Barbaros Bulvarı’nı tırmanmadan önce kahvaltımızı, çoğu günler burada yapardık…

    Manda sütünden kaymak, bal, köy yumurtası, süt ve tereyağı… Yanında sıcak somun, ya da simit…

    Dükkanın adı; Pando Kaymak'tı..

    Ya da, Beşiktaşlıların dediği gibi; "Bulgar'ın yeri.."

    1895'te dedesi açmıştı bu dükkanı… Dolmabahçe Sarayı'nın kaymak, bal ve süt ihtiyacını karşılardı…

    Cumhuriyetten sonra da saraya hizmeti devam etmişti…

    Pandelli, Atatürk için çok kaymak ve bal götürmüştü…

    Atatürk'ü bile görmüştü… Vefatında da, Dolmabahçe Sarayı’nda ki cenaze törenine katılmıştı…

    Bu dükkan, Beşiktaş'ın sabah lezzetiydi…

    O dört masada kimler kahvaltı yapmamıştı ki…

    Süleyman Seba'lar, Hakkı Yeten'ler, Sabri Ülker'ler..

    Kimler kimler…?

    Tam 120 yıl ayakta durdu…

    Dükkan sahibi ile düştüğü ihtilaf nedeniyle kapanmak zorunda kaldı…

    Artık, Pando Kaymak yok…

    f9d913ff50a53.jpg

    ERKEKLER MELEKTİR…😅😅😅

    Erkeklerin melek olduğunun kanıtı:

    Bir gün ormancının biri, dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür.

    - "Aman tanrım" diye bağırdığında bir peri belirir ve "Ne diye bağırıyorsun?" der.

    Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.

    Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.

    ''Baltan bu muydu ?" diye sorar.

    Ormancı "hayır" diye cevaplar.

    Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?"

    Ormancı yine "hayır" diye cevaplar.

    Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?"

    Ormancı "evet" der.

    Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.

    Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.

    Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düşer.

    Ormancı "aman tanrım" diye bağırır.

    Peri yine belirir ve sorar: "Ne diye bağırıyorsun ?"

    Ormancı "karım suya düştü" der.

    Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner.

    "Senin karın bu mu?" diye sorar.

    Ormancı "evet" der.

    Peri sinirlenmiştir, "Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil" der.

    Ormancı "özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim, bu sefer CatherineZeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin.

    Oysa ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur.."

    😅😅😅

    Amerikalı eşek

    •Eşek bir defa gittiği yolu asla unutmaz, Bu yüzden değerli ve makbul kurban sayılan *develere kılavuzluk* yaparlar...

    •Eşek,
    bir mühendis gibi yokuşları matematiksel bir eğimle katederek, kısa mesafeleri de virajlar alarak çıkar.

    •Eşek,
    bir kere düştüğü çukura ikinci kez düşmediği gibi,
    bir kere bastığı bataklığa bir daha basmaz...

    •Eşek,
    sıpasını doğururken kimseden yardım almaz, bakımını ve eğitimini kendisi verir...

    •Eşek,
    kendine iyilik yapanı da,
    kötülük yapanı da asla unutmaz...

    •Eşeğin gözleri harikadır,
    yakından bakınca içinde kaybolursunuz...

    •Bu yüzden bazı insanımsı yaratıklara eşek demek,
    eşeklere yapılmış hakaret olur...

    1950’li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye’ye.
    Küçük Amerika olacağız diye ilk heveslendiğimiz günler.
    Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda bizde yol güzergahını belirleyecek alet yok, eleman yok..

    Nafia mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından elemanlar şeritmetre çekiyor
    ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış.
    Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş:

    – Ne yapıyorlar böyle?

    +Rampada yolun güzergahını* belirliyorlar.

    – Nasıl yani, anlayamadım?

    +Eşek % 7 eğimin üstüne çıkmaz,
    biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergahı belirliyoruz. demişler.

    Amerikalı katılarak gülmeye başlamış.
    Yatışınca da sormuş:

    – Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz? Yetkili cevap vermiş:

    +Amerika’dan mühendis getirtiyoruz...!!!