Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Sabah erken saatlerde, şiddetli rüzgar ve gökgürültülü yağmur vardı Bir işim için Tekirdağ'a gitmem gerekti saat yanılmıyorsam 13:00 civarları.
    Evden çıktım 15 derece, Yenice sapağında 16 oldu. Tekirdağ'a geldiğimde 17 derece gördüm hava kapalıydı. Hatta bir ara bunalıp arabanın camını açtım.

    Bir saat içinde işim bitti. Yola çıktım hala 17 derece, Yenice sapağından döndüm 12 oldu. Çorlu Karatepe mevkiinde yağmur başladı ve sıcaklık 7,5 derece oldu.

    10 dakika sonra eve girdim, yağmurla beraber rüzgar ve 6 derece. :)

    iki saat içinde ciddi sıcaklık değişimi oldu. Çok ilgimi çekti, yazmak istedim.


    Selamlar

    @Gray Cities @Baybars


    İkinizde haklısınız :)

    Evet doğu Karadeniz bölgesi kayalık yapısı ile oldukça güçlü zemin özelliklerine sahip ama bu herhangi bir depremde hissetmeyeceği anlamına gelmez. Depremin kuvvetsel büyüklüğü, derinliği, olası fay kırıkları gibi parametreler depremi hissetmenize yol açabilir. Tabi Erzincan'da olan 4.2 kuvvetindeki bir deprem de Trabzon hafif de olsa etkilenir mi? Bunu biraz bahsettiğim parametreleri göz önüne alarak incelemek lazım.

    Düzce depremini, bırakın İstanbul'u biz Tekirdağ- Çorlu'da, annem ve babam Gelibolu'da hissettiler. Fakat bunun bir kaç sebebi var. Büyüklük, Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde olması ve KAF ile organik :) ilişkileri olan bir kısım yerel faycıklarında devreye girmesi gibi.

    Meteoroloji çok kaotik bir bilim ve olaylar bütünü diyoruz ama, Jeoloji de aynı şekilde...

    Çok duygusuzca ve standart cümleler olacak ama, Erzincan'da olan deprem hem deprem skalasında hem de bölgenin geçmişi referans alınırsa ufak bir deprem.

    Tabi bu yazdıklarımı deprem konusunda uzmanlığı olan birisi olarak değil, su yapıları üzerinde zamanında çalışmış ve dolaylı olarak depremi bir ders olarak görmüş biri gibi yorumlayın lütfen.

    Dediğim gibi, uzman olmasam bile, diğer arkadaşların da yazdığı gibi, KAF tarihsel depremselliği açısından, dünyadaki en aktif hatlardan biri ve hat üzerindeki olası deprem, yine tarihsel akışa göre İstanbul'da olacak. Aynı zaman dilimlerinde de olabilir veya kısa bir aralıkta önce veya sora ama İstanbul depremi ile birlikte beklenmesi gereken bir diğer deprem de Şarköy - Mürefte depremi olacak. Her ne kadar bazı uzmanlar henüz tarihsel döngünün tamamlanmadığını söyleseler de, Naci Görür Hoca, Marmara deprem araştırmaları sırasında Mürefte açıklarında fay hattı kırığı üzerinde ciddi gaz çıkışı olduğunu söyleyerek, insanları uyarıyor.

    Bu saatten itibaren ( hatta "bu saat" çok geç kalınmış bir termindir) kentsel dönüşüm gibi bana göre geç kalınmış biraz da ütopik bir girişim, yerine okul, hastane, kamu binaları ve konut sıralaması gözeterek, eldeki "sorunlu" yapı stoğunun acilen "güçlendirilmesi ve depreme hazırlığı" gerekldir. Ve bu çok acil olarak hemen yapılmalıdır. Konut güçlendirmeleri için devlet uzun vadeli ve hatta karşılıksız kredi vermelidir.

    Tüm merkezi ve yerel yönetimler kısa-orta-uzun vade risk planlarını hazırlamalı ve/veya güncellemelidir.
    Moral bozmak gibi olmasın ama, artık afetin eli kulağındadır.

    Allah yardımcımız olsun.

    Konu konuyu açıyor tabiki.Buzulların erimesinde ilginç keşifler olmuş.Radyum 228 seviyesi 8 yılda 2 katına çıkmış.Artrik okyanus tabanında yapılan tesbitler bu radyum228 in karadan akarsularla taşındığını tespit etmişler.Anlayacağınız ruslar kuzey kutbunun klimatolojisini değiştiriyorlar bilerek ya da bilmeden...


    sorum şu : Neden?
    Size de şunu sorayım. Radyoaktif malzeme "bilinçli" olarak bırakılıyorsa, klimatolojiyi değiştirmeye etkisi var mıdır?

    Daha önce girdiğim bir eğitimde ( Basit düşün, ucuza mal et) Ruslar ile ilgili bir anekdot anlatıldı. Uzay araştırmaları başlarken yıllar önce, ABD yerçekimsiz ortamda yazabilmek için milyon dolarlar harcayıp bir tükenmez kalem geliştiriyor. Ruslar ise, ilk uzay laboratuar ekibine kurşun kalem veriyorlar.

    Ruslar eğer, kontrol dışı bir sızıntı söz konusu değilse, bunu bilerek yapmışlardır :)

    Acaba neden?

    @4 Şubat

    Aslında Bor ve Toryum için şimdiye kadar hep ( kendi adıma tabi) spekülatif iddialar duydum ve çok da fazla önemsemedim.
    Demek ki, iyice araştırılması gerekliymiş.

    Fakat "bor" hakkında düşüncem hala çok farklı değil :) Türkiye önemli bor yataklarına sahipken, yanılmıyorsam %80 gibi üretimini ihraç ediyor. Eğer üzerinde konuşulan iddialar doğru ise, bu kalemin ihracı heen durdurulup, "stratejik madenler" statüsüne alınmalı.

    Araştırmaya devam yani :)

    Aslında bilgisayarın başına oturduğumda kendime plan yapmıştım. Biraz arşiv okuyacak, geçmiş yılların ve Üstad'ların bunlarla ilgili yorumlarına bakacaktım.

    Haber kanalları sessiz, anlamsız tartışmalar var. Futbol tartışılıyor, Franco'nun 3F'sine nazire yaparcasına.
    Magazin var, diziler var, var oğlu var.

    Şehitlerimiz varmış, yaralılarımız. Anneler, babalar, eşler, çocuklar, sevgililer, hasret ve umutlar. Ama hepsi karalar bağlamış bugün.

    Ve televizyon kanalları vur patlasın, çal oynasın devam ediyordu.

    Ama birileri için hayat durmuştu.
    Bütün yaşam arzum bitti. İçimden sadece bunu yazmak geldi. Oğlum dersini bitirmiş, uyuyup kalmış, kızım hala çalışıyor.

    Özlemle baktım onlara, uzun uzun.

    ama birileri artık bakamayacak.


    Aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun inşallah. Geride kalanlarına ise sabır.
    Yaralı askerlerimize hayırlısı ile acil şifalar.

    Elimden şimdilik bu geliyor. Şimdilik...

    neden herşeyi kaybedelim kardeşim
    Hayat sadece kar yada örtü beklentisi değil ki
    Beklediğimiz yada Ümit ettiğimiz herşey olmak zorunda değil
    Yağmazsa yağmaz
    Oksijen alabildiğimiz bir atmosferin varlığı bile başlı başına bir şükür sebebi

    Beklediğimiz ya da ümit ettiğimiz her şeyin olması, "neden" sorusunu sormamızın önündeki bir engel.
    Her şey gönlümüzce olsun ama, olmamasının sebeplerini de sorgulayalım.
    Bilimin temeli bu değil mi?

    Cevap için ellerinize sağlık, çok güzeldi.

    @Baybars

    Deprem konuşuyor, tartışıyoruz ama, @Baybars Hoca, ciddi eğitim sorunlarından da bahsetti.
    Eğitim derken, müteahhitler, malzeme, mühendislik, bilinçsiz maliyet düşürme gibi bir çok da etken var konuda.
    İşte hepsinin toplamı güncel bir haber.

    link :
    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/burasi-…n-oldu-40756849

    Yol yapılmış ama, Jeoloji mühendisliği sorunu var, inşaat mühendisliği sorunu var, büyük olasılık maliyet esaslı bazı şeylerin göz ardı edilmesi sorunu var, var oğlu var.

    Ben olsam, Jeoloji, inşaat mühendisliği fakültelerinde " örnek vaka" olarak bu yol olayını, döne döne anlatırdım.

    @Baybars

    Eğitim konusunda çok haklısınız, söyleyecek sözüm yok. Yaşadığım bir örnekten bahsedeyim, " integral bilmeyen ( çözemeyen demiyorum bakın) inşaat mühendisi gördüm ben"
    Diğer meslekler de farklı değildir. Benim gençliğimde, 5 yıllık kalkınma planları yapılırdı. Ülkenin 5 yıllık ilerleme planlarına göre, meslekler tahmini yapılır, buna göre okullar açılırdı. kalkınma planları terkedildi, okul açma planlaması kayboldu ve şimdi mesela bir Mühendis enflasyonu var.
    Doğal olarak, öğretim elemanı, laboratuar ve bilumum eğitim sorunları çoğaldı. Yine bir örnek, mesela çoğu taşra mühendislik fakültelerinde piyasa da iş yapan mühendisler sözleşmeli olarak ders veriyor.

    İşte konu eğitim-öğretim olunca söylenecek çok söz var ama, deprem konusunu fazla meşgul etmemek lazım :)

    Ama bir eğitim başlığı açarsanız, orada tartışırız :)

    selamlar

    @Baybars

    Dünya da "şehirleşme" bir planlama çalışması sonucudur. Şehirler önce planlanır daha sonra "inşa" edilir. Çok eski medeniyetlere ve yerleşimlere baktığınızda bu planlamayı görürsünüz.

    Ülkemizde durum ne? Tabi ki yerleşim planları var, ama bizdeki sorun merkezi ve yerel yönetimlerin bu imar planlarının arkasında siyaseten güçlü olarak duramaması. Bu cümleyi bir siyasi görüşü eleştirmek için yazmadım bu sorun şimdiye kadar iktidar olan tüm parti ve yerel politikacıların sorunu ve dolayısı ile biz halkın.

    Çözüm ne peki ?

    Samimi düşüncem, bu işin çözümü yok. Her tür model çalışması, mutlaka siyasete kurban edilecek ne yazık ki.
    Ve sonunda şu olacak, beklenen deprem olacak, şehirler de büyük yıkım olacak ve Sakarya örneğindeki gibi şehirler tekrar kurulacak. Çok pahalı ve acılı bir çözüm olacak ama geldiğimiz nokta bu.

    Mühendis ve mimarlar konusunda söylediklerinizin bir kısmına katılıyor, bir kısmına katılmıyorum.

    Evet, Türkiye'de mühendislik eğitiminin kalitesi gün geçtikçe bozuluyor ama Mühendisleri buna zorlayanda yine piyasa ve ne yazık ki hukuk sistemi oldu. Cezalar caydırıcı olmadığı için, müteahhitlerin karları artarken maliyetleri düşürme çabaları ısrarla sürdüğü için, mühendislik değil, sadece ozalitlerin altına imza atan bir "esnaf" sınıfı türedi.

    üstüne basarak tekrar söylüyorum, ne yazık ki ama ne yazık ki durum bu. Ve bu işin bizlere maliyeti çok yüksek olacak.

    Mesajımı mazur görün lütfen. Ben yaklaşık 3 aydır konuya ilgi duymaya başlayan birisiyim. Ama bu sürede dahi bazı şeyleri anlamakta zorlanıyorum.

    Anlık model takibi yapıp, 6 saatlik periodlarda duygu fırtınaları yaşayan insanları hiç anlayamıyorum mesela. Model, veri işleyip senaryolar yaratıyor ve "tahminlerde" bulunuyor. Önemli olan bu tahminlerden yola çıkarak "öngörü" yapabilmekte.
    Ve bu öngörülerin dayanağı olarak, meteorolojik dinamikleri iyice anlayabilmekte.

    Bu bakımdan, kar-yağmur-fırtına-bölge-semt-cm öngörüleri bana akılcı gelmiyor açıkçası.

    Bu dinamikleri araştıran ve bunun için ciddi emek sarfeden, @Cold.EFso ve @4 Şubat Üstadların çalışmalarını çok değerli buluyor ve ayrıca kendi adıma teşekkür ediyorum.

    Önemli olan anlık tahminler değil, zaten işin dinamikleri çözülünce, o kendiliğinden olacak. Önemli olan "sebepleri" ortaya koyabilmek.

    İşin mantığı ve temeli bence bu olmalı.

    teşekkürler, iyi forumlar herkese