Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Suat Kolukırık koordinatörlüğünde AREDA Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen ''Çiftlik Bank'' anketi kısa yoldan para kazanma çabalarına ilişkin önemli veriler ortaya koyuyor.
    Ankete katılanların %90.7’si çiftlik bank mağduriyetlerinin son bulacağına inanmıyor.
    Haber7'nin yayınladığı ankette, katılımcıların %19.6'sı daha önce benzer bir saadet zinciri organizasyonuna dahil olmuş ve bu tip organizasyonlardan haberdar olmada arkadaş çevresi %76.4 oranında belirleyici faktör olarak yer alıyor.
    Ankete katılanların %64.8'i hayat standartlarını yükseltme ve kısa yoldan para kazanma %48.4 amacıyla sisteme dahil olunduğunu belirtirken, umduğunu bulamayanların oranı %85.2’dir.
    YÜZDE 20.'4'Ü HALA 'KATILIRIM' DİYOR
    Anketin en çarpıcı sonuçlarından biri de katılımcıların %20.4’ünün hala uygun bir organizasyon olması durumunda katılma isteğinde bulunacağını ifade etmesi oldu

    Kumar bağımlılığı gibi birşey herhalde bu %20.4 için ya da Salaklığın sınırlarını bambaşka bir seviyeye getirmek için uğraşıyorlar...

    çok basit bir örnek anlatayım. Yaşı benim gibi kemale erenler hatırlar sanırım :)

    yılları çok iyi hatırlamıyorum kusura bakmayın.
    Fadıl Akgündüz ve "imza" otomobil geyiklerinin tavan yaptığı bir dönemdi. Hiç unutmuyorum, Fatih Altaylı Kanal D televizyonunda, "teke tek" programına Fadıl Akgündüz'ü konuk almış, sağlı sollu giydiriyordu :)

    bu arada, anlatılanlar, "imza" otomobili hikayesi tam geyiğe sardığı için, Fatih Altaylı, elindeki kağıda bir otomobil resmi çiziktirmiş, bir ara havaya kaldırarak, " evet sayın seyirciler, bende bir araba tasarladım, şeklide süper, hemen arayın, sizi de ortak yapayım" meailnde gülerek bir şeyler anlattı. Reklam arası filan derken, program başladığında, Fatih Altaylı aynen şunları söyledi" sayın seyirciler, ortak olma talepleri yüzünden kanalın santrali kilitlendi, ben tamamen işin gerçek olmadığını anlatmak için şaka yaptım. araba maraba yok, aramayın" fiye.

    hatta, gazete de yazmıştı sanırım, insanlar gazeteye bile ulaşıp, para yatırmaya hazır olduklarını söylemişler.


    diyeceğim o ki, bizim insanımız, çalışmadan, emek harcamadan büyük paralar kazanmayı bekliyor, bunun içinde elinden gelen her şeyi yapar, dolandırılmak dahil. ne yazık ki...

    Yarında Trabzon'da 15 derecelik düşüş söz konusu.
    Dediğim gibi arşivlik bir durum.

    @Haktan Hocam, aslında bu yaz başından itibaren incelemek lazım durumları. iyi kötü takip ederdim ama, özellikle bu yıl bilimsel içerikle de takip etmeye başladım. Hakikaten ilginç durumlar oluyor tüm dünya da.
    bakalım daha neler göreceğiz, nelerle karşılaşacağız. çok klasik ama " bu yaz çok sıcak geçecek" sanırım :)

    @ilker.g hocam bundaki en önemli etken elazığ'ın 4 yanının dağlarla çevrili olması. özellikle erzincan'da bu durum bariz bir şekilde görülmekte. aynı şekilde malatya'da buna bir örnek olarak gösterilebilir. bu durum özellikle güneyli gelen sistemlerde görülmekte.
    örnek olarak 19 ocak 2018 yağışlı sistemi.

    Merhaba;

    evet, Elazığ'ın çoğrafyasını çok iyi olmasa da biliyorum. Daha önceki dönemleri referans alarak bahsettiğiniz durumu merak ettim.
    Verdiğiniz bilgi için teşekkürler. Bu forumda son bir kaç ayda öğrendiklerim uzun zamandır öğrendiklerime de bedel bu arada :)

    sağolun, iyi forumlar olsun.

    @ilker.g hocam yarın Trakya’da olmayı çok isterdim , soğuklar dibimize kadar sokuluyor ve yer yer sızacak gibi , bazı noktalarda kar değerlerine inmesi OLASI görünüyor , bakalım İstanbul’a ne kadar yaklaşacak ve Çatalca radar gibi bazı yerler Sıfır dereceyi görebilecek mi merak ediyorum

    eğer olasılık gerçekleşirse, size mutlaka fotoğraf atacağımdan emin olabilirsiniz. :)

    saygılar

    bir de elazığ'ı görün hocam. kütleler merkeze yaklaşınca kuzeye çıkıyor merkezi geçtikten sonra tekrar güneye iniyor. pertek yolu 15.km civarlarında saatlerce yağmur yağarken merkeze tek damla düşmediğini gözümle gördüm hemde bu kış :D


    Trakya bölgesinde, ( Çorlu-Çerkezköy-Lüleburgaz) bölgesinde bahsettiğiniz effekti, sanayi tesisleri, doğalgaz çevrim santralleri ve yoğun yapılaşmanın getirdiği " sıcaklık duvarı" sendromuna :) bağlıyorum ama , Elazığ lokasyonu için özellikle geçerli değil bu durum diye düşünüyorum.
    Ama geçmiş yıllara göre bir değişiklik söz konusu ise, kesinlikle, plansız yapılan baraj, kuruyan yer üstü suları, tarım arazilerinin farklı şekillerde kullanılması, orman arazilerinin yok olmasına bağlı olduğunu tahmin etmekteyim.

    Aynı sorun bende de meydana geldi. Yazdan beri sorunsuz geçti ama iki-üç gündür grip benzeri hastalık çattı.


    Arkadaşlar,
    tabii tibbi bir yorum yapmak diye düşünmeyin sadece kendi tecrübemi paylaşmak isterim.

    son 3,4 yıldan beri, ailecek reçel hatta bal ( gerçek olanı konu dışı tabi) yemeyi bıraktık.

    Her sabah, tahin-pekmez yemeye başladık. En fazla iki çorba kaşığı tahin-pekmez yiyerek, ben, eşim ve okullardaki sağlıksız floraya rağmen iki çocuğum bu sürede GRİP olmadılar.
    En fazla ufak bir kırgınlık yaşayıp, onuda bir gün içinde atlattılar.

    Aynı zamanda tahin-pekmez ikilisi, gün içinde vücut şeker dengesini sağlıyor. Tabi şeker kullanmamak şartıyla.
    Denemenizi tavsiye ederim, ama şeker hastaları nasıl davranacaklar, hekimlerine sormaları faydalı olacaktır.


    iyi forumlar

    Doğa'nın Mükemmeliyeti

    Pazartesi akşamı acil bir işim Bulgaristan-Şumen'e gitmek zorunda kaldım. Salı sabahı işimi hemen bitirip 10:30 arabası ile geri döndüm. Akşam 21:00 sıraları tekrar Çorlu'daydım. Bu arada çok ilginç gözlemlerim oldu. Çok kısa paylaşmak isterim.

    @Haktan Hoca, @4 Şubat Hocalar, biraz da gözümü korkuttu araba ile değil, otobüs ile gittim, geldim.
    Çorlu'dan itibaren hava sıcaklığı 10 derece ile 8 derece arasında değişti ve hep yağmur vardı. Sabaha karşı Şumen'e yaklaştıkça, hava aniden soğumaya başladı ve yağmur sulu kara dönüşmeye başladı. Bir saat içinde ise lapa lapa kar yağmaya başladı. İşim erken bitince 10:30 arabası ile geri dönmek istedim ama araba ancak 12 civarı gelebildi. Silistre, Razgrad taraflarında yoğun kar ve buzlanma sebebi ile yollar kapanmaya başlamıştı.

    Yola çıktıktan 100 km sonra hava bahara döndü, kar filan kalmadı. Burgaz dolaylarında neredeyse yaz vardı. Ağaçlar meyve vermeye başlamış, tarlalar da leylek sürüleri vardı. Türkiye sınırlarından itibaren ise @Efsane-Semih Hocanın deyimi ile S-400 soğuk hava savunma sistemi devreye girip, sıcaklıkları pat diye 18 derecelere çıkardı.


    Şumen, Razgrad, Silistre dolaylarında gördüğüm ( Silistre'yi anlattılar) ağaçlar ve doğa henüz uyanmamıştı. Ağaçlar da çicek yok, tarlalar yeşermeye bile başlamamıştı. ve hava soğuk, yağış kar şeklindeydi.

    100 km sonra ise soğukların azalması, yağışların yağmura dönmesi ile, ağaçlar çiöekli, tarlalar yemyeşil, leylekler gelmiş çok farklı bir çoğrafya vardı.

    Doğa o kadar mükemmel ki, 100 km'de bile, değişik meteorolojik durumlara tamamen uyum sağlamıştı.
    Bu mükemmel mekanizmaya, boyun eğip, selamlamaktan başka yapacak bir şey yok.

    Şunu anladım, bazı arkadaşlar haklı olarak, iklimsel değişikliklerin tarımsal zarar yaratacağını söylüyorlar ama, doğa o kadar mükemmel bir yapıki, zaten kendi içinde olası değişikliklere karşı kendi önlemlerini mutlaka alıyor, ufak tefek istisnalar dışında.


    Gözlemlerim böyle, sürç-ü lisan ettiysek affola

    hayırlı forumlar

    @bugrag

    Harita ve bilgi için teşekkürler. Şimdi yazacaklarımın, siyaset ile ilgisi olmadığını ve sadece "Devletin Asli Görevleri" kapsamında bir eleştiri olduğunu okuyan herkesin bilmesini isterim.

    Deprem o kadar enterasan bir doğa olayı değil. En basitinden bir kasırga, dolu, kar fırtınası, şiddetli yağış ve hatta yangın gibi, nerede, hangi ölçülerde, hangi zamanda olacağı bizim için bir sır değil.

    Elimizde, uzun yıllar kayıtları, aktüel olmasa bile fay hatlarının nerelerde olduğu bilgisi mevcut. Sadece zamanı çok hassas bilemiyoruz, onda da geçmiş yıllar kayıtları, istatistiksel olarak bize yıl tahmini yapabiliyor.

    Erzincan, Erzurum gibi depremleri geçtim, bundan 40 hatta 50 yıl önce, olası deprem lokasyonlarını ve tahmini büyüklüğü biliyorduk. İzmit bölgesinde, Düzce bölgesinde, ardından İstanbul, Tekirdağ-Şarköy'de deprem beklendiği büyük bir sır değildi.

    Biz ne yaptık peki?

    İzmit bölgesine Türkiye'nin en yoğun, stratejik ve büyük sanayi tesislerini kurduk. Bu tesisler için gerekli olan istihdamı, göçlerle sağladık ve yerleşimler yarattık. Ama hiç bir tesis, konut, kamu yapıları bu fay hatları, zemin ve beklenen depreme uygun tekniklerle YAPILMADI.

    1999 Gölcük, Kasım 1999 Düzce oldu. Ölen insanlarımızın sayılarını şu an bile bilmiyoruz. Zararımızı tam olarak bilmiyoruz.

    Sırada İstanbul var. Benim 14 yaşındaki oğlum bile biliyor burada beklenen depremi.
    Ne yapıyoruz ?

    Denizi doldurup binalar dikiyoruz. Çok katlı yapılar dikiyoruz, yol hacimlerini düşünmeden yeni ana yollar ve bağlantı yolları açıyoruz.

    İlk depremde hiç bir insan ilk anda ölmese bile, depremin ilerleyen saatlerinde, doğal gaz, itfaiye,sağlık, polis, asker ve hiç bir kamu görevlisi bu insanlara ulaşamadıkları için ölecekler.

    Bu saatten sonra, harita güncellenmiş, yönetmelik değişmiş, şuymuş, buymuş hiç bir faydası yok. Bu işlerin ilk faydası, binaların ekonomik ömrünü tamamlayıp, yerlerine yenilerinin yapılmaya başlandığı zaman dilimleri içinde gerçekleşir. Ülkenin elindeki yapı stoğu, en iyi ihtimalle " 75 " yıl içinde sağlıklı hale gelebilir.

    Durum bu kadar ciddi yani. Biz bir şeyler yapmak için çok ama çok geç kaldık. Bu çabaları iyi niyetli çabalar olarak GÖRMÜYORUM. Bu konuda ciddi olan yönetimlerin bu işlere 40 yıl önce kademeli olarak başlaması lazımdı.

    Durum budur, yazdıklarım incitici olduysa özür dilerim.

    Saygılar, iyi forumlar

    Yüklemek istenilen resmi hızlı resim ile yükleyin linkini cevapla'ya bastıktan sonra menüden resim'i seçip kopyalanan linki yapıştırın daha sonra pozisyon kısmında solu işaretleyerek dener misiniz?

    İlginiz için çok teşekkür ederim. Dediğiniz gibi yapıp, editleyince ben görebiliyorum. Ama gönder deyince, tekrar görünmez oluyor :)
    neyse, dediğiniz yöntemle denemeye devam edeyim yine:)

    sağolun

    merhaba;

    diğer forumlarda dosya eklemesi yapabilsem bile, "deprem bildirim" konusuna dosya eklemesi yapamıyorum. Mikdat hocanın yayınlardığı bir resimi eklemek istedim ama olmadı.

    Bir sorun olabilir mi? yoksa upload hakkı ile ilgili mi acaba?

    teşekkür ederim, iyi forumlar

    Allah rahmet eylesin yakınlarına sabır versin üzüldüm devletimizin ve işi yüklenici firmaların tüm önlemleri alması gerek iş güvenliği ve insan canı sağlığı konusunda ateş düştüğü yeri yakıyor


    Bunu yazmak çok acı ama;

    İş güvenliği önlemleri pahalı, insan hayatı ise ucuz ülkemde.


    Canını yitiren işçimize Allah rahmet eylesin, Yakınlarına dayanma gücü versin.

    https://www.ntv.com.tr/video/turkiye/…ZT023LXGk5KBfCw

    bu haberin şuan yeni gördüm. dün paylaşılmış. tsunami tahminleri çok korkunç. ben bir metre olarak düşünüyordum daha fazlaymış.


    Merhaba;

    Evet Marmara denizinde bir deprem sonrası Tsunami oluşma riski var. Ama bizim de bu duruma karşı bazı avantajlarımız var.
    Marmara denizi bir iç deniz bildiğiniz gibi, bir deprem sonrası oluşacak Tsunaminin dalga hızı ve yüksekliğinin yıkıcı boyutlara gelebilmesi için mesafeler yeterli değil. yani oluşum, hızlanmadan karaya ulaşmış olacak.

    Aynı zamanda, yine Marmara denizinde bir "lodos" fırtınası koptuğunda, dalga yükseklikleri zaten 2-2,5 mt. yüksekliğinde olabiliyor.
    Üstelik lodos fırtınasında rüzgar estiği sürece dalgalar ardı ardına kıyıya çarpıyor.
    Tek sorun rüzgar yoksa, emniyete alınmamış deniz araçları zarar görür. Tabiki bu dediğim, depremin yıkımını göz önüne almadan sadece tsunami için olan öngörü.

    Yoksa, depremin yıkıcı etkisi ile, özelikle dolgu zeminler, deniz tarafından geri alınacak, ve bu yerler deniz suyu ile dolacak. Tabi bu direkt tsunami etkisi olmayacak. 1999 Gölcük depremi sonrası gördüğünüz Gölcük sahil görünümleri gibi.

    Esas ürkmemiz gereken şey, biz insanoğlunun, doğaya olan ihaneti ile yapılan işler. Dolgu zeminler, zemin gözetilmeksizin yapılan yapılar, güçlendirilmemiş köprü, üst geçit, hemzemin geçitler, kamu binaları ki içlerinde okul ve hastaneler büyük risk faktörü.


    Marmara için özellikle tsunami en az korkutucu olan deprem yan etkisi olacaktır.

    Ama ülkemizde tsunami riski taşıyan ve ciddi risk altında olan iki çoğrafyamız mevcut.
    Akdeniz ve Ege sahilleri

    Akdeniz'de, Libya açıklarında olabilecek 7 ve üstü bir depremde oluşacak dalgalar, mesafe, denizin hacmi gibi sebeplerle büyüyecek ve Akdeniz hatta Ege sahillerinde yıkıcı etkisi görülecektir. Akdeniz ve Ege, dolgu araziler üzerine yapılan yapı stoğuyla da büyük risk altındadır.

    Aslında, Kandilli, Marmara denizinden daha fazla, Akdeniz bölgesi için uyarıcı ve yerel ve merkezi yönetimi önlem almaya iten açıklamalar yapmalıdır.

    İyi forumlar, saygılar

    @Seyyah

    Kesinlikle doğru, haklısınız. Ben sadece bir taraftan bakınca aklıma gelenleri yazdım :)
    ama dediğiniz gibi, işin bir de bu yönü var. Tabi direkt olarak tarımla ilgilenen biri değilim ama, tarımla uğraşan arkadaşlarım var ve onlardan duyduğum bir çok şey de çok fazla ürkütücü dediklerinizin yanında.

    Sonuç olarak, yapılan her plansız ve kontrolsüz iş, yarardan fazla zararı ile geliyor.

    verdiğiniz bilgi için teşekkürler bu arada.