Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    @O Sistem Buraya Gelecek!

    Alaska, depremsellik olarak dünyanın en aktif bölgelerinden birisidir. Yanılmıyorsam dünya tarihindeki en büyük (ölçülebilen) depremlerden biri 9,2 büyüklüğü ile 1964 yılında Alaska da olmuştur. Eğer TLC kanalı seyrediyorsanız, "doğaya kaçış" diye bir programda Alaska da ev satımı konusu işleniyor. Manzara olarak da devamlı " yanardağlar" var. Bilin bakalım bölge neden deprem olarak aktif ? :)

    Vintersaga

    Cevap veriyorum, "hepsi" :)

    İnanıyoruz, çünkü bilgi sahibi değiliz. Ama doğamız gereği inanmak zorundayız da. O zaman bize en uygun gerçeğe ! inanmak zorunda kalıyoruz.

    Korku ise, inanmak eyleminin en büyük parametrelerinden biri :)

    inanmak için, ödül olmalı, ceza olmalı, korku olmalı.

    Tek çaresi var bu işlerin, bilgi sahibi olmak. Bilgi sahibi olursak, saçma teorilere inanmayız. İnanılmadığında ise, bu fikirler yayılacak ortam bulamazlar.

    kısaca, eğitim şart :)

    Not : Bu arada her komplo teorisi kötü olmayabilir. Hatta bazıları zihin de açar. Ama tek şart var, komplo teorii üretilen konuda bilgi sahibi olmak :)

    Sevgili Vintersaga ;

    Psikoloji biliminde bir deyim var. "Schadenfreude" diye ( kelime Almanca, ancak bakarak yazabiliyorum :) )

    bu, başkalarının acılarından, felaket haberleri yaymaktan ve bundan haz duymakla alakalı bir olgu.

    Aslında her insanın psikolojisinde olan bir şey. Kimilerinde ortada,kimilerinde bastırılmış. Ama var.

    Mesela, acı ve gözyaşı olan dizilere bayılırız, cinayet romanları diye bir gerçek var :),gazetelerin 3.sayfa haberler en çok okunur, televizyonlarda reality showların ratingi devamlı yüksektir.

    Neticede felaket haberlerine, insan psikolojisi olarak çok yatkınız. Komplo teorilerinin, deprem haberlerinin hızla yayılması, inanılması ve hatta beklenmesinin sebebi bu:)

    nedeni ne dersen eğer, başka bir yazıda kendi görüşümü anlatırım :)

    kolay gelsin, iyi forumlar

    Nosnowyessun

    Merhaba;

    Richter ölçeği ya da deprem skalası "logaritmik" artan bir fonksiyondur aslında.

    basit olarak şöyle söyleyeyim, 4,2 büyüklüğünde bir deprem ile 4,3 büyüklüğündeki bir deprem arasında iki kat fark vardır. 4,3'lük deprem 4,2'nin tam katıdır.

    hal böyle olunca, yine örnek olarak 7,4 büyüklüğünde bir depremin stresini azaltmak için atıyorum 3,0 büyüklüğünde binlerce depremin, aynı zaman aralıında ve stresin olduğu bölgede olması lazımdır ki, teorik olarak doğru ama pratikde, olmayacak ( çok zor gerçekleşebilecek) bir olgudur.

    Sorunuzun cevabı " zor yani" olacaktır.


    kolay gelsin

    Hava_Forum

    Chronic53

    Narsil


    Değerli Arkadaşlar;

    Hep diyoruz ya, depremin kuvveti, zamanı bilinemez, yeri dedaha önceki depremler referans alınarak bilinebilir diye.

    Deprem biliminde de değişik ekoller var. Bu ekollerden birinin başını Sn.Yener Üşümezsoy çekerken, diğer tarafta Naci Görür gibi Hocalar var.

    Bu taraflardan başka bir de, " yandık, bittik öldük" grubu varki, bana göre Ahmet ercan bu grupta yer alıyor.

    Ama neticede 2 tane farklı ana ekol mevcut.

    Yener Üşümezsoy'un teorisi, kendi içinde tutarlı görülse bile, değişik saha araştırmaları tarafından desteklenen araştırmalar bu teoride mevcut değil.

    Aynı zamanda teori, tarihsel devinim içinde de tutarlı değil.

    Diğer ekol ise, Fransız araştırmacıların Marmara denizi incelemeleri, Japon araştırmacıların özellikle 3.köprü, Körfez geçişi, Marmaray gibi projeler için yaptığı kara saha çalışmalarında elde ettiği verilerle destekleniyor.

    Ben şahsen, bu 2.Ekol tarafındayım. Zaten Sn.Üşümezsoy'un teorisi, şehirleşme altyapı konularında "atalet" riski taşıyor ki, bu bile bana göre risk.

    Hava_Forum Hocamın bahsinde geçen Ahmet Ercan ekolünü ise, arzu ederseniz özel mesaj ile açıklarım :)

    Tedbiri elden bırakmamakta her zaman fayda var.

    Sevgi ve Selamlarımla

    Chronic53

    Hocam, devamlı konuşuyoruz. Marmara Denizi önemli bir risk taşıyor. Bana göre Ganos fayı dahil, kısa bir zaman dilimi içinde bütün sistem kırılacak. Ganos soru işareti olmak üzere, tüm kırıklar tarihi döngülerini doldurdu.

    Bu kırılma esnasında dediğiniz gibi Tsunami de oluşacak, bina stoğumuzun kalite sorunları, altyapıve üstyapı sorunlarımız yüzünden ciddi yıkımlar da gözleyeceğizç

    Hemen, bugün, şu anda tedbir almaya başlamamız gerekiyor. Her kim olursa olsun, hangi siyasi düşünceyi paylaşıyor olursa olsun, tedbir almayan, alınan önlemlere engel teşkil edenler, bu ülkenin geleceğine, çocuklarımıza ihanet edenler olarak tarihe gececeklerdir.

    Allah cümlemizi felaketlerden ırak tutsun inşallah.

    Depremi yaşayan tüm dostlarımıza en içten bir şekilde geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

    Arkadaşlar, hayat aslında bir tesadüfler zinciri. Burada konuşmamız hemen arkasından deprem olması insanın içini ürpertiyor haklısınız ama kesinlikle bir tesadüftür.

    İkincisi, sabah olan deprem (cik) kendi içinde devamlı olan bir harekettir.Şiddetli hissedilmesine sebep olan şey ise, depremin yüzeye yakın bir bölgede gerçekleşmesi olmuştur ( yaklaşık 6,5 km)

    Bölgenin yarattığı bir depremdir. Evet tedbiri elden bırakmayın ama çok da önem verip, psikolojik olarak rahatsız etmeyin kendinizi.

    Bu sebeple, depremi yaşayanlara tekrar geçmiş olsun diyorum. Allahım daha büyük felaketler ve korkular yaşatmasın inşallah.

    Nosnowyessun

    Burada sadece beton kalınlığının artması değil olay. Burada Narsil Hocama tamamen katıldığım bir durum söz konusu. O da kontrol mekanizmaları.

    Kuralları koyar ama denetlemezseniz, insan psikolojisi, maliyet ve bir çok diğer unsur gelir, o işin kontrolsüz yapılmasına sebep olur.

    yani kural koyup, denetleyeceksiniz.

    Rahmetli A.Mete Işıkara'nın bir sözü vardı 1999 depremi sonrası sık sık tekrarladığı, " deprem öldürmez, bina öldürür" diyei

    insanlar ne yazık ki, kurallara uygun olmayan binalarda öldüler.

    Mesela gözümle gördüğüm bir örnek vereyim size;

    2011 Van depremi sonrası, Van'a bir ziyaretimiz olmuştu o zaman çalıştığım firmanın bir işi dolayısı ile. Yıkılan bir apartmanın önünden geçerken, zemin katta bir otomobil galerisi olduğunu, içerde arabalara yer açmak için, taşıyıcı kolon ve kirişlerin kesildiğini hayretle görmüştük.

    Bunu cehaletle, siyasetle, rant ya da başka bir şeyle açıklamaya imkan yok. Bu "tahammüden cinayet" kapsamında değerlendirilmesi gereken bir olgu.

    Bilimsellikten uzaklaştıkça ve yaptığınız şey insan hayatı ile ilgiliyse, o canları kaybedersiniz. Bu kadar basit.

    Neyse, çok fazla uzatmak gereksiz, tekrar konuşuruz.

    iyi forumlar dilerim.

    @4 Şubat

    Hocam böyle konuya atlayıp hep olumsuz şeyler söyleyince kendimi, "iflah olmaz muhalif" gibi hissediyorum ama,

    ne yazık ki "deprem afetine hazırmıyız?" , Japon uzmanın dediği " 25 yıl içinde 7,4 büyüklüğünde deprem" cümlelerinden şöyle bir karma cümle oluşturayım.

    " deprem afetine şimdi hazırlanmaya başlarsak ( mevcut şartlarla) bize zaten 25 yıl bile yetmez"

    Vintersaga

    Tek kelime ile cevap veriyorum. Evet :)

    Sadece biz değil tabi. Siyasiler özellikle, yerel yönetimler, Milli Eğitim herkes ama herkes öğrenmeli.

    Sizinle mesela benim çok iyi öğrenip, daha sonra televizyonda dizi izlemeye dalmamız bir şey ifade etmiyor. :)

    Bildiklerimizi de anlatıp, katkı sağlamamamız gerekiyor :)


    Sadece şunu söyleyip bitirmek istiyorum işin vahameti açısında.

    Türkiye'de belediye meclis kararı ile yeri değiştirilen fay hattı var. :)


    Selamlarımla

    Vintersaga

    Tabi, aktif bir fay, belli bir zaman içinde "ölü-pasif-durağan" hale gelebilir.

    Mesela KAF. Arabistan yarımadası , Anadolu platosunun altına giriyor diyoruz. O girme hareketi, bir dönem sonra, kayaçlar, magma, hareketin yönü ve şiddeti daha bir çok parametre altında farklı bir seyir izleyebilir. Ama şu kadar yıl sonra diye bir cevabı yok. hareketin yılda bir kaç santim ile ifade edildiğini düşünürseniz eğer,mesel KAF için 3 milyon yıl sonra pasif bir hat olabilir diyebiliriz. :)

    Sonuç;

    Teorik olarak mümkün, pratikte zor ve uzun :))

    Ayberk

    Çınarcık çukuru-Havzası-Platosu da denilen yer, karada olan bir coğrafi pozisyonun, deniz altında kalan durumu :)

    şimdi, Çınarcık cukurunu başka nasıl açıklayayım :)

    Ha şu da var tabi, KAF hattının Marmara denizi içinde geçtiği lokasyonlardan biri de diyebiliriz.

    Çınarcık çukuru diye ürküp, çekindiğimiz yer, buradan geçen fayın kırılmasının yarattığı korku.

    Molozların dökülmesine gelince, Hacimsel olarak hiç bir anlam taşımaz. Sadece bölgede bulunan deniz canlılarının yuvalarının yok olmasına sebep olur.

    jeoloji bilimi açısından bir önem teşkil etmez ( tabi benim görüşüm) sakıncaları farklı konularda incelenmeli.

    bu konuya küçük bir ekleme de ben yapmak istiyorum. 1509 küçük kıyamet diye bilinen depremin tek fay olarak kırılmış olabilecegi şu tezle doğrudan bağlantilidir. "hareket eden faylarin birbirlerine baglanarak tek bir moment urettikleri varsayilmaktadir.".

    Buna istinaden marmara denizi icinde bulunan ve bu hat üzerinden doğu-batı yönünde ne kadar fay varsa kırılmış olabildigi görülüyor. 1766 yilina kadar bu bölgede 250 yil boyunca suskun bir dönem görülmesinin tek parca halinde kırılmış olabilecegi tezini ayrica ortaya koymaktadir.

    Hocam, bu konudaki şahsi görüşüm hem 1509 hen 1766 yılında ya tek parça gibi, ya da çok kısa biz zaman dilimi içinde kırıldıkları yönündedir.

    Tabi bu hem tarihi yazılarla hem de dediğiniz gibi, "kuvvet" konusunun dinamikleri ile bağlantılıdır :)

    Tek şüphem, Gölcük, Düzce lokasyonlarının tepkisi nedir?

    Bu konu en basitinden benim açımdan belirsizdir.

    selamlarımla

    Vintersaga

    Narsil

    Nosnowyessun

    Sevgili Vintersaga Hocam, Nosnowyessun ve özellikle Narsil Hocam konu ile ilgili açıklamaları yapmışlar. Ama içim rahat durmadı bende bir şeyler söyleyeyim :)

    Depremlerin zamanını bilmek imkansız ama tarihsel döngüsü içerisinde, geçmiş bize fikir veriyor bu konuda.

    Ağustos-1509 ve Mayıs-1766 depremleri ki aslında her iki deprem de kayıtlarda "küçük kıyamet" olarak tanımlanmıştır, Marmara denizi içerisinde yer alan "tüm fay sistemlerinin" kırıldığı düşüncesini yansıtan depremlerdir. 1509 depremi tarihçilere göre neredeyse 40 gün sürmüş ( bu Yalova-Çınarcık , Kumbugaz platosu, Orta Marmara ve Ganos'un kırılması anlamı taşır ) ya çok kısa bir zaman içerisinde beraber ya da yine kısa bir süre içinde arka arkaya kırıldığının bir göstergesi olup, aynı olay 1766 depreminde de tekrarlanmış olması muhtemeldir.

    Tabi hep " ...miş, ....muş" şeklinde konuşuyoruz ama, buda zamanın teknolojisi ve ulaşılan bilginin sadece saray tarihçilerinin yazdığı bilgiler olmasından kaynaklı. İstanbul'da ki yabancı elçilikler de depremi rapor etmiş olmalı ama ben açıkcası çok sağlam kaynak bulamadım bu konuda.

    Neticede o dönemlerde ki risk, bana kalırsa devam ediyor. Sadece kafama takılan ve cevabını veremediğim olay, Gölcük, düzce hatları da bu deprem silsilesinde kırıldı mı? yoksa kırılmadı mı?

    Özellikle Karamürsel dolaylarında hasar bildirilmiş ama , Marmara kırıklarının bir yansımasımıdır yoksa ordaki kırıklar mıdır emi değilim.

    Evet, neticede Marmara denizinde yer olan o kırıklar tekrar kırılacak. Bu konuda tek temennmiz, tümleşik değil, birer birer kırılmaları. Yoksa yaşayacağımız felaket " küçük kıyamet" değil, direkt "kıyamet" olarak adlandırılabilir.

    O zamanki nüfus, kentlerin yerleşimi şimdiki gibi olmadığı, konutlar genelde ahşap, taş yapılar sayılı olduğu ve depremler büyük bir şans olarak yaz aylarında, soba, mangal gibi ısıtma gereçlerinin kullanılmadığı döneme geldiği için can kaybı az olmuş.

    Allah korusun şimdi olsa, mesela İstanbul'un trafik altyapısı ile bütün yollar 5 dakika için de moda tabir ile "down" olur ki daha büyük felaket düşünemiyorum.

    Ganos fayı içinde;

    Fransız araştırma ekibi ile birebir ve hatta aynı gemide de çalışan Naci Görür Hoca, Ganos fayı üzerinde ciddi gaz çıkışı olduğunun gözlemlendiğini söylüyor. Hatta ( acele ile aradım ama bulamadım) youtube'da bir kaç video vardı. Eğer bulursam link veririm.

    Burada farklı görüşler var. Kimi bilim insanı, " evet gaz çıkışı büyük risk olduğunu gösterir" derken, bir kısım Hoca " olağan harekettir, olmaması riskdir" demekte :)

    Şahsi olarak Naci Görür Hoca gibi düşünüp, ciddi risk olduğuna inanıyorum. Daha önce tartışmıştık forumda, henüz zamanın gelmediğini savunan arkadaşlar da var, o da bilimsel görüş içeren bir konu. Onada katılmamakla beraber saygı duyuyorum tabi:)

    Zaten Ganos fayı kırılırsa, ,gelibolu Yarımada'sı, artık Gelibolu Adası olur kesin :)

    kısaca söylemek istediklerim bunlar, eğer arzu ederseniz, çekinmeden sorabilirsiniz.

    Bu arada Sevgili Narsil Hocamın yazdıklarını da bir çok yerde tekrar etmiş oldum. kendisinden de bu konu için özür diliyorum.

    Herkese iyi günler, iyi forumlar olsun.

    Selamlarımla

    Klimatoloji Eray

    Sadece konuya meraklı biri olarak ( uzmanı değilim bu işin) şahsi görüşümü aktarayım.

    Kişiyi isim olarak bilmiyorum açıkçası. Ama deprem tahmini konuları bana, kişiler ne kadar çaba harcarsa harcasın, art niyetleri olsun veya olmasın, şarlatanlık olarak geliyor. Çok basit bir çıkarımım var konuyla ilgili. Depremin, büyüklüğü, zamanı tespit edilemez. Yeri nokta olarak değil bir fay hattının yeri,bir volkanın yeri gibi bilgilerle gerceğe yakın tespit edilebilir. ama dediğim gibi zaman ve büyüklük asla bilinemez.

    Bir depremi bilen! kişi, sadece "tahmin" yapmıştır. Ama yine benim görüşüm etik değildir.

    Depremin önceden bilinmesi ile ilgili şimdiye kadar gördüğüm en ciddi ve bilimsel temelleri olan çalışma " kayaç gerginlik izleme projesi" adlı bir çalışma idi. İTÜ bünyesinde koordine edilen bir çalışmaydı. Ama bu çalışmanında akıbeti konusunda şu an hiç bir bilgim ne yazık ki yok.

    WEB sayfaları halen aktif. Linkini vereyim isterseniz bir bakın ama dediğim gibi bu bir proje ve daha ciddi bir sonuca da varamadılar.

    Lütfen, bilimsel kriterlere dayanmayan hiç bir işe prim vermeyin.


    http://www.deprem.cs.itu.edu.tr/

    Bu bahsettiğim projenin linkidir.

    İyi forumlar dilerim İyi akşamlar

    @4 Şubat

    Aman Hocam, Nostradamus'a bir öykünme var Sn. Prof.Dr. Cenk Yaltırak'ın dizelerinde :)

    Ama içerik olarak ne yazık ki doğruları yansıtıyor. Ürkütücü, tedirgin edici ve hatta rahatsızlık verici ama doğru.

    Ülkemiz gerçekleri böyle ne yazık ki. Binalar dikiyoruz ama, altyapı, üstyapı düşünmüyoruz. Hep yazıyorum ve yazmaya da devam edeceğim ama merkezi ve yerel yönetimlerin tümleşik bir "afet yönetimi" çalışması YOK:

    Var bir şeyler ama bölük pörçük ne yazık ki.

    Mikdat Kadıoğlu gibi değerlerimiz var, ama sadece konferanslara davet edip,bana göre yasak savıyoruz. Etkisi ve faydası var mı?

    Elbette var ama yeterli değil.

    Neticede;

    Canavarlar uyansın evet ama uyandıkları ile kalsınlar. Binalar secde etmeden sallansın ama ayakta kalsınlar.

    Sadece içimiz ürpersin deprem olunca ama ölenlerin ardından yas tutmayalım,yaralılarımıza üzülmeyelim.

    Allah hepimizi büyük felaketlerden korusun.