Vintersaga
Narsil
Nosnowyessun
Sevgili Vintersaga Hocam, Nosnowyessun ve özellikle Narsil Hocam konu ile ilgili açıklamaları yapmışlar. Ama içim rahat durmadı bende bir şeyler söyleyeyim 
Depremlerin zamanını bilmek imkansız ama tarihsel döngüsü içerisinde, geçmiş bize fikir veriyor bu konuda.
Ağustos-1509 ve Mayıs-1766 depremleri ki aslında her iki deprem de kayıtlarda "küçük kıyamet" olarak tanımlanmıştır, Marmara denizi içerisinde yer alan "tüm fay sistemlerinin" kırıldığı düşüncesini yansıtan depremlerdir. 1509 depremi tarihçilere göre neredeyse 40 gün sürmüş ( bu Yalova-Çınarcık , Kumbugaz platosu, Orta Marmara ve Ganos'un kırılması anlamı taşır ) ya çok kısa bir zaman içerisinde beraber ya da yine kısa bir süre içinde arka arkaya kırıldığının bir göstergesi olup, aynı olay 1766 depreminde de tekrarlanmış olması muhtemeldir.
Tabi hep " ...miş, ....muş" şeklinde konuşuyoruz ama, buda zamanın teknolojisi ve ulaşılan bilginin sadece saray tarihçilerinin yazdığı bilgiler olmasından kaynaklı. İstanbul'da ki yabancı elçilikler de depremi rapor etmiş olmalı ama ben açıkcası çok sağlam kaynak bulamadım bu konuda.
Neticede o dönemlerde ki risk, bana kalırsa devam ediyor. Sadece kafama takılan ve cevabını veremediğim olay, Gölcük, düzce hatları da bu deprem silsilesinde kırıldı mı? yoksa kırılmadı mı?
Özellikle Karamürsel dolaylarında hasar bildirilmiş ama , Marmara kırıklarının bir yansımasımıdır yoksa ordaki kırıklar mıdır emi değilim.
Evet, neticede Marmara denizinde yer olan o kırıklar tekrar kırılacak. Bu konuda tek temennmiz, tümleşik değil, birer birer kırılmaları. Yoksa yaşayacağımız felaket " küçük kıyamet" değil, direkt "kıyamet" olarak adlandırılabilir.
O zamanki nüfus, kentlerin yerleşimi şimdiki gibi olmadığı, konutlar genelde ahşap, taş yapılar sayılı olduğu ve depremler büyük bir şans olarak yaz aylarında, soba, mangal gibi ısıtma gereçlerinin kullanılmadığı döneme geldiği için can kaybı az olmuş.
Allah korusun şimdi olsa, mesela İstanbul'un trafik altyapısı ile bütün yollar 5 dakika için de moda tabir ile "down" olur ki daha büyük felaket düşünemiyorum.
Ganos fayı içinde;
Fransız araştırma ekibi ile birebir ve hatta aynı gemide de çalışan Naci Görür Hoca, Ganos fayı üzerinde ciddi gaz çıkışı olduğunun gözlemlendiğini söylüyor. Hatta ( acele ile aradım ama bulamadım) youtube'da bir kaç video vardı. Eğer bulursam link veririm.
Burada farklı görüşler var. Kimi bilim insanı, " evet gaz çıkışı büyük risk olduğunu gösterir" derken, bir kısım Hoca " olağan harekettir, olmaması riskdir" demekte 
Şahsi olarak Naci Görür Hoca gibi düşünüp, ciddi risk olduğuna inanıyorum. Daha önce tartışmıştık forumda, henüz zamanın gelmediğini savunan arkadaşlar da var, o da bilimsel görüş içeren bir konu. Onada katılmamakla beraber saygı duyuyorum tabi:)
Zaten Ganos fayı kırılırsa, ,gelibolu Yarımada'sı, artık Gelibolu Adası olur kesin 
kısaca söylemek istediklerim bunlar, eğer arzu ederseniz, çekinmeden sorabilirsiniz.
Bu arada Sevgili Narsil Hocamın yazdıklarını da bir çok yerde tekrar etmiş oldum. kendisinden de bu konu için özür diliyorum.
Herkese iyi günler, iyi forumlar olsun.
Selamlarımla