Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Narsil

    Üstad, modellerin son 72 saate kadar tam oturmayacağını düşünüyorum. Benim öngörüm sadece bir analitik yaklaşım, bildiğimden değil :)

    o bakımdan 500 hpa sıcaklıkları dahil hala ciddi seviyede olmasa da oynamalar bekliyorum. Ama yarın akşam bir şeyler kesinleşir artık.

    Fakat ECMWF için beklediğiniz "return of the king" olayını, ben "reconstruction of the universe" tadında bile olabilir diye tahmin ediyorum ^^^^^^

    Aslında moral bozmaya gerek olmadığı gibi, modellere bakıp tutarsızlıklara da çok takılmamak gerek.

    GFS' nin basınç dizilim süreçleri sorunlu, ECM 72 - 144 saatleri arasında saçmalıyor gibi.

    Şu anda elle tutulur EPS var belki biraz da UKMO.

    hep konuşuyoruz zaten ama modellerin özellikle bu yıl yaşadığı ortak bir veri analiz sorunları var ya da atmosfer de öngörülemeyen "bir şeyler" oluyor.

    Bizlerin ( aslında GFS - ECMWF gibi kurumların yönetici kısmının) çözmesi gereken sorun bu.

    Atmosfer de neler oluyor?

    Sakin olmakta ve takip de fayda var.

    Saygılar

    Cold.EFso

    Hocam ;

    Şahsi fikrim şudur ki, iki ana model uzun vade de neredeyse ufak tefek nüanslar harici mutabık kaldılar ki, mutabık kaldıkları unsur efsane olmaya büyük ölçüde aday iki sistem görmeleri.

    Derim ki, bundan sonra bir çok değişik olası senaryolar deneyecekler, bir birinden farklı ve bizleri "ne oluyor?" diye endişelendirebilecek senaryolar da içerebilecek bunlar.

    Fakat, uzun vade de mutabık kaldıkları sürece ve nihayetinde 120. saatlerde sistemleri( efsaneleri) gördüğümüz anda, bu iş bitecektir.


    O efsane (ler) mutlaka gelecek :)

    Haktan

    Üstad'ım;

    Yanlış anlamayın lütfen ( böbürlenme, ego, gibi) özellikle "Afet Yönetimleri" konularında 1999 depreminden sonra hem kişisel ilgim hem de çalıştığım işyerinin yönlendirmeleri ile ciddi eğitimler aldım. Özellikle 2012 yılında geçirdğim rahatsızlığım sonucu aktif çalışma hayatımı bitirdikten sonra da, eğitimini aldığım bu konuda ciddi anlamda literatür de tarama fırsatım oldu.

    Neden yazdın bunları dersen de, birazdan yazacaklarımı, "sen kimsin de bunları yazıorsun " diyenlerin kafalarındaki soru işaretlerini silmek için :)

    Bu kadar çok konuştuktan sonra, çok da uzatmadan düşüncelerimi yazayım.

    Aslında İstanbul için yazılsa da, bir kaç madde haricinde tüm Ülke geneli içinde kabul edebilirsiniz konuları.


    - İmar planları kesinlikle uygulanmıyor. Arazi rantı için sık sık imar planları değişeibliyor.

    - İnşaat mühendisi çalıştırmak özellikle küçük müteahhitlerin işine gelmediği için ya çalıştırılmıyor, ya da söyledikleri yapılmayıp "imza mühendisi" oluyorlar

    - Sık sık çıkan imar afları ile, kalitesiz ve risk içeren yapılar, yasal kimliğe kavuşabiliyorlar.

    - İmar planları çok sık değiştiği için, uygun alt ve üst yapı planlama sorunları yaşanıyor.

    - Düzgün şehiriçi yol plan ve uygulamaları yetersiz.

    - Doğalgaz, elektirk, su, yol gibi çalışmaları yapan kurumlar arasında ya koordinasyon yok ya da yetersiz.

    - Yapı malzemeleri konusu ile ilgili standartlar yetersiz ve/veya kontrolü sağlanmıyor.

    - Yapı denetim mekanizmaları sağlıklı çalışmıyor.

    - Yerel ve Merkezi yönetimlerin ilan edilmiş, yayınlanmışve eğitim planlaması yapılmış "afet" planları yok veya yetersiz.


    Bunlar, ilk etapta, aklıma gelen unsurlar. Çoğaltılabilir, çeşitlendirilebilir. Ama her unsur moraller biraz daha bozar inanın.

    Eğer bu düzeltici / önleyici faaliyetler hemen ama hemen başlamazsa, beklenen İstanbul depremi için sadece bir tek durumun çok kısa analizini yapayım.

    Deprem oldu, o kadar iyimserim li, sadece 10.000 bina yıkıldı. Enkaz altında kalanlar var, yaralılar var ama kimse ölmedi diye düşünün.

    Depremden tam iki ( 2 ) dakika sonra, trafik tamemen kilitlenecek, iletişim altyapısı çökecek.

    Doğalgaz, elektrik gibi sorunlar için ekipler trafik sorunu yaşadıkları için müdahale edemeyecekler.

    Bir kaç saat içinde yağma, hırsızlık, gasp ve aklınıza gelen her asayiş sorunu yalanmaya başlayacak ve kolluk kuvvetleri müdahale eemeyecek.

    Fazla değil, bir kaç tane viyadük, üst geçit yıkıldığını, yollarda çökmeler olduğunu, bir de mesela boğaz köprülerinden birinin yıkıldığını da düşünürseniz, kafanızdaki tablo tek kelime ile içler acısı olacaktır. Deprem sırasında vermediğiniz kayıpları, deprem sonrası ilk iki saat içinde vermeye başlayacaksınız.


    Bu yazdıklarımın önemli bir kısmı da, 1999 depremlerinde ( hem Gölcük hem Düzce) bire bir yaşanmış tecrübelerle de sabittir.

    Sevgili Hocam;

    Hiç bir siyasi düşünce gözetmeden yazıyorum.Kimse siyaset penceresinden de bakmasın.

    Sorun İzmir içinde geçerli, Ankara içinde, Kayseri içinde, Tekirdağ ya da yaşadığım Çorlu içinde geçerli.

    İşe başlamak için yarın sabah çok geç,Hemen ama hemen başlamalı.


    Saygılar,iyi forumlar

    Bu akşam olan depremi biraz inceleyince, her ne kadar konumu KAF üzerinde olsa da, depremin ana fay üzerinde değil, yerel uzantıları üzerinde olduğu görülüyor.

    Nereden anladın? diye sorarsanız, depremin küçük bir deprem olması ama hissedildiği lokasyonların dağılımı gibi unsurlarla beraber incelendiğinde bu kanıya ulaşabiliyorsunuz.

    Buradan çıkan bana kalırsa şu;

    Beklenen İstanbul depreminin öncüsü olan bir deprem değil, büyüklüğü açısından da ana fay hattını tetikleyecek bir deprem değil.

    Zaten kendisinden sonra olan daha küçük depremlerle düşünüldüğünde, kendi artçılarını yaratan ir depremcik.

    Tabi klasik bir söylem ama, "deprem öldürmez, binalar öldürür. Tedbiri elden bırakmadan, rahat olun"

    Herkese tekrar geçmiş olsun.

    iyi forumlar