Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Narsil

    Yok Hocam, İsrail nezdinde, musevi topluluğunu yabana atmak mümkün mü?

    Sadece Amerika da değil, Almanya, İngiltere ve hatta Rusya da karar mercileri genelde Museviler.

    Ve dediğiniz gibi sermaye aslında bu sınıfın elinde.

    İngiltere derken işin tüm stratejisini kuranlar babında konuşuyoruz.

    Yoksa aksini iddia etmek akıla mantığa ters.

    Northern Lights

    Havaforumsevdalısı Üstad'ın dediği gibi ki aynen katılıyorum, Dünya üzerindeki çete'nin patronu İngiltere'dir. Özellikle Amerika tam bir tetikçi.

    Hatta İngiltere olur vermezse, ABD helaya bile gidemez.

    Zaten Amerika'nın kurucuları bildiğiniz gibi İngilizler. Çok sevdiğim bir söz var. Kimin söylediğini bilmem ama, her yere herkese yakışıyor.

    "bir nehirde balıklar didişiyorsa, oradan kesinlikle bir İngiliz geçmiştir."

    Narsil

    Tabiki Hocam, Afrika, nükleer derken bu işin bir yönü.

    Sadece tek amacı bu değil. Çok genel bir strateji. Bir Amaçlar bütünü bile diyebiliriz.

    Küresel ısınma'nın bizler tarafından öngörülemeyen yönleri bile planlanıyor olabilir. Dünya üzerindeki gittikçe kıtlaşan kaynakların daha az insan tarafından paylaşılması da planlanıyor olabilir, Güneş aktivitelerinin artış veya azalma trendinde olması bile planlanıyor olabilir.

    Sebepleri bir tarihte ortaya çıkacak elbet ama, bir tek gerçeği var işin.

    Birileri, bir şeyleri kullanarak, maliyeti en az seviye de tutarak ortalığı yakıp kavurmaya çalışıyorlar.

    Hedef coğrafya da buraları işte.

    Durumlar bana kalırsa hiç olmadığı kadar da ciddi.Bunu bilir bunu söylerim.

    Çok uzun yıllar önce, dünya'nın medeniyetten uzak sayılabilecek bir yerinde, üç kişi gecenin yalnızlığında ( gerçekten yalnızlık ama, -15 derecelerde, çöl sayılabilir bile :D) sohbet ediyorduk.

    Sözüne çok güvendiğim bir abim bir çözümleme yaptı. Hayatın sırlarının hepsini keşfettiğimi bile düşündüm.

    şuydu söylediği;

    - Vaadedilmiş topraklar sana ne anlatıyor?

    Bir çok şey söyledik. Ama beğenmedi cevabımızı. Şunları anlattı.

    DÜnya da fosil yakıtlar çok yakında tükenecek. Alternatifi tekdir. Nükleer enerji.

    Dünyanın en verimli uranyum yatakları nerede peki?

    Orta Afrika

    Afrika ya geçmek ve lojistik süreçleri yaratmak ve kontrol altına almak için nereyi kontrol altına almak istersin?

    Ortadoğu, Türkiye'nin doğu ve GÜneydoğusu idealdir. Afrika'nın kuzeyi arada deniz yollarını kontrol edemediğin için uygun değil.

    Vaad edilmiş topraklar neresi?

    Evet, tombala


    Bu bölge ve güzergahı kontrol içinde, maliyeti en az olan işgal stratejisi, din, mezhep, ırk gibifaktörleri kullanarak bölgeyi güçsüz hale getirmek ve adına ne dersiniz bilmem ama ben " demokrasi getirmek" diyorum, işgal etmek.

    Kim bunlar?

    Dünya da Enerji ihtiyacı olan, enerji tüketen makineleri yapan ülkeler. Bir aile, ülke, ideoloji değil, bir grup ülke.

    Gorbaçov sonrası rusya da şirkette, Mao sonrası Çin'de, Gandhi sonrası Hindistan da, Amerika, İngiltere ve Almanya da.

    ilk dinlediğinizde, çok fena komplo teorisi kokuyor ama, biraz düşününce " hadi ya olabilir" diyorsunuz.

    Din faktörü işin araçlarından biri.İnsanın en kolay kullanılabilir zayıf yönü.

    Ama petrol filan değil iş, Uranyum deniyor ama, daha performanslı başka nükleer yakıtlar da olabilir tabi ama iş Enerji de.

    Bence, okumaya mcaliniz kalırsa bu yazıyı sizde üzerinde düşünün.

    Ondan sonra yapacaaklarımızı tartışırız.

    selamlar

    Çok saçma gelecek belki ama, sorunun önemli bir kısmı da ait olduğumuz türle ilgili.

    Yani "insan" diye genelliyoruz ama ait olduğumuz tür "homo sapiens"

    Ve Homo Sapiens, aslında yırtıcı, mutlak üstünlük kurmak, avını paylaşmak istemeyen, etobur bir tür.

    Bu tür o kadar vahşi ki, "neandertal" isimi verilen, beyinleri daha gelişkin, savaşçı olmayan, kendi içinde entellektüel bir türü

    tamamen yok etmişler.

    İşte egemenler türümüzün bu vahşi özelliğini çok da güzel kullanmaktalar.


    Not : Yazdıklarımın, Yaratılış veya Evrim teorisi ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Tamamen paleantolojik ve psikolojik analizler içermektedir.

    Merhaba;

    Önce yapılan "şeyin" adını koymak gerek. Yapılan bir terör saldırısıdır.

    Kimine göre terör, kimine göre münferit bir saldırı olamaz. Bireylere karşı işlenen suçlar hariç, din, milliyet, cinsiyet, ırk ve diğer insanların ortak özellikleri hedef alınarak yapılan saldırılar ise terördür.

    Cinayetleri işleyenler bu oyunda figüran bile olmayan ama bir takım güçlerin yönlendirmesi ile bilinçli ve bilinçli olmadan harekete geçip, güç odaklarına hizmet eden mekanizmalardır.

    Tüm bu suçlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Kurbanlar, Müslüman, Hristiyan, Hindu, Ateist, Zenci, Slav, Türk olabilirler ama tüm bunları birleştiren insanlar ve işin özünde masumlar olmalarıdır.

    Teröre karşı durmak sadece bir kurumun, zümrenin, makamın, ülkenin işi değildir.Teröre karşı tüm insanlık karşı durmalıdır.


    Bu vesile ile, saldırıyı lanetliyor ve ölenlere başsağlığı, yaralılara şifalar diliyorum.

    Vintersaga

    Yanılmıyorsam, Amerikan ve Avrupa standart crash testlerinde "hız" farklı.

    Avrupa standartı 55 km. yanılmıyorsam.

    Amerika da satılan araçların pasif güvenlik opsiyonları daha fazla sanırım. Birde motor olarak da Avrupa'ya göre fark üretilen güç konusunda.

    Motor ve pasif güvenlik unsurları farklı olunca, aslına sadık kalınmaya çalışılsa bile, formal değişiklikler olabiliyor.

    Narsil

    Chronic53

    Bu tür adamların yaptığı şey "rating"

    başka hiç bir anlamı yok. Benim ortaya çıkıp, " büyük felaket yaklaşıyor, 2 milyar yıl sonra Samanyolu galaksisi ile Andromeda çarpışacak, sonumuz geldi" dememle, bu adamların birazda geçmiş verilerini kullanıp, şurada deprem olacak demeleri arasında hiç bir fark yok.

    Bunları takip edip, rating peşinde koşan medya ya prim vermektense, enerjimizi "olası afet ve kurtarma teknikleri" gibi daha faydalı işlere harcamamız hepimizin yararına olacaktır.


    Dediklerinize sonuna kadar katılıyorum.

    selamlarımla

    Şahsıma hangi ülkenin uçaklarını tercih ederdin diye sorsalar cevabım kesinlikle Rus uçakları olurdu.

    Çok kısa bir yaşanmış olay anlatayım. Uzun yıllar önce bir Kuzey Kore Mig uçağı, Güney Kore'ye iltica ediyor. O yıllarda bulunmaz nimet. Amerikalılar uçağı incelemeye başlıyor ama, işi yarıda kesip ayrılıyorlar. Çünkü Mig'in elektronik seyrüsefer ve haberleşme sistemlerinde transstörlü devreler yerine, lambalı sistemler var. Amerikalıların raporu,Rus teknolojisinin çok geri olduğu ve incelenmesine gerek olmadığı yönünde.

    Fakat yıllar sonra farkına varılıyor ki lambalı sistemler, elektronik engelleme saldırılarından etkilenmiyor. Yani bilinçli bir tasarım.

    Fakat işin başka yönüde var. Siz isteseniz bile Rus uçaklarını alamazsınız. Çünkü Kara, Hava ve Deniz kuvvetleriniz, NATO standart ve altyapısına sahip.

    Bırakın dost/düşman sinyallerini, tüm ama tüm mühimmat ve donanımınız NATO standartlarında.

    Türk kaynaklarında bulmak mümkün değil ama, Jane's Defence dergisinin yıllar önceki bir makalesinde, her hangi bir NATO üyesinin, birlikten ayrılması halinde, tüm sistemlerinin değişmesi için sürenin min.5 yıl olacağı öngörülüyordu.

    Tabi sütten çıkmış ak kaşık bir Avrupa ülkesi olsanız, hiç bir sorun olmazdı ama, bulunduğumuz çoğrafya bırakın 5 yılı, 5 güne bile izin verecek bir çoğrafya değil.

    Üstüne basarak söylüyorum. Doğru strateji, doğru planlama ile, yerli ve milli savunma sanayi bu işin çözümü olacaktır.


    Sevgi ve selamlarımla


    Silverhand

    Vintersaga

    Cold.EFso

    Suratsız

    Hava savunma sistemi: ABD nin yıllarca bizi patriotlarla bir sürü hamle yaptırdığı strateji :) Düşünsenize kendi hava sahanızı kimseye ihtiyaç duymadan koruyabiliyorsunuz, buna engel olmak için uzun yıllar birşey yapmalarına gerek yoktu, patriotları veriyorlardı bizde 2-3 eğitimle kullanıyorduk, hatta çoğu zaman bizede bırakmazlardı NATO ülkesiyiz ya! İşte son günlerde s400 ün üzerine oynanan siyaset ve baskı politikalarını iyi anlamamız lazım..

    Ben şahsen S-400 sistemlerini de fikren kabul edemiyorum. Belki kısa vade için olabilir ama Türk ordusunun NATO alt yapısını kullanması dolayısı ile, S-400 risk bile olabilir.

    Hocam bu işin tek çözümü var. Yerli ve Milli silah sistemleri. Başka yol yok.

    Narsil

    Güzel iltifatlarınız için teşekkür ederim.

    Zaten vurgulamak istediğim konu, eski dinamikler değil, imparatorluk geleneği yani dediğiiz dar ve sıkışık çoğrafya da hükümran olabilmek arzuları. Yoksa nerede o eski dinamikler ? :)

    Bir de mesajımı bitirmek istediğim cümleyi yazmamışım ( yaşlılık zor zanaat )

    mesajı şöyle bitirecektim;

    " ama bölge de egemen olmak iyi bir planlama ile mümkün, yani geç kalmış değiliz"

    :)

    iyi forumlar

    Narsil

    Hocam, şimdi bu konuda da araya gireyim de tam olsun bari :)

    ( bu benim şahsi görüşümdür, kızacaksanız direkt bana kızabilirsiniz)

    Özellikle, Avrupa merkezli Dünya siyaseti, geçmişinde imparatorluk olan ülkeler aracılığı ile şekillenmektedir.

    Türkiye'yi sadece Osmanlı İmparatorluğu ile sınırlamayın, genetik kökenleri sebebi ile, diğer Türki ülkelerin kurduğu imparatorlukların da mirasçısıdır.

    Şimdi Avrupa'yı düşünürseniz, Rusya, İran, İngiltere, Almanya, Fransa ve Türkler, avrupa kıtasının siyaset belirleyicileri.

    Ve HİÇ BİR ZAMAN aralarında dostluk olamaz. Sadece Çıkar ilişkileri olabilir.

    O bakımdan, zaten AET, daha sonra Avrupa Birliğine üye olmak stratejisi hatalıydı.

    Türkiye bölge de bir güç haline gelmeliydi. Ama yine stratejik hatalar, bizi kontrol edeceğimiz bir çoğrafya da, kontrol edilen duruma getirdi.

    Bir de işin içine Atlantik ötesi girince, işler iyice sarpa sardı.

    tabi daha tartışırız ama, ilk söyleyeceklerim bunlardır :)

    Bu fikrin de dayanağı, "İmparatorluk Geleneği" olacaktır :)

    sevgi ve selamlarımla

    Vintersaga

    2000 yılından beri Bulgaristan ile çalışıyorum. Daha doğrusu Türkiye'de kurulup, yatırımını Bulgaristan'a taşıyan bir Alman firmasının çalışanı olarak, ilk fizibilite ve yatırım çalışmalarında fiilen bulundum.

    Son zamanlar da ise oradaki işlerimi tamamlayıp kesin emeklilik yaşamıma döneceğim :)

    Şimdi 2000 yılından beri Bulgaristan ve Romanya sıkı takibimde olan iki ülke oldu. Fizibilite çalışmaları yaparken, ülkelerin insan kaynakları dahil bir çok

    noktasını hep çalıştık.

    Benim yorumum şudur.

    Özellikle Bulgaristan'ı baz alırsam analiz için;

    - Sovyetler Birliği döneminde, merkezi bir ekonomi planlaması yapılmış tüm Doğu bloğu ülkeleri için. Fakat buna Polonya dahil edilmemiş.

    Bu merkezi planlama da Bulgaristan'a, tüm bloğun şeker üretimi, ayakkabı üretimi ve konvansiyonel silah üretimi düşmüş.

    - 2000 yılı itibarıyla, çok sınırlı olan sanayi altyapısı kaynaklı, ülke de torna bile çalıştıracak yerler mevcut değildi.

    - Neredeyse, tüm ihtiyaç maddeleri ithal edilmek zorunda ve Türk'lerin zorunlu göçü dolayısı ile Tarım neredeyse bitme noktasındaydı.

    - Ülke de fuhuş, kumar, her tür hırsızlık ve mafya yapılanması ciddi anlamda mevcuttu.

    Avrupa birliği için Bulgaristan ve Romanya hem risk hem de fırsatlar ülkesi konumundaydı. Avrupa Birliği her zaman bu iki ülkeyi, AVRUPA BİRLİĞİNİN DOĞAL SINIRLARI olarak kabul ettikleri için, ilk önce siyasal olarak içlerine katmayı planladılar.

    İkincisi, yine her iki ülke de, özellikle Almanya'nın "doğal tarım üssü" olarak plaanlandı.

    Üçüncüsü, ülkelerin eğitim seviyesi yüksek olduğu için değerlendirmek işlerine geldi.

    Dördüncüsü, genç nüfus ilgilerini çekti filan.

    Mesela kaba tanımıyla, Bulgaristan'da bacası tüten sanayi tesisi kurmanıza asla izin yoktur.

    Çünkü, toprak ve yer altı kaynaklarının kirlenmesi istenmemekte.

    Yine Almanya kontrolünde, ülkede ki nükleer santraller de kapatılma planlaması içinde.

    Netice de ülkelerin durumu bu. Ama işin sırrı şu cümlede gizli. " BİRLİĞİN DOĞAL SINIRLARI"


    tabi senin yazını görünce arada kaynamasın diye bunu acele olarak yazdım. Konuşulacak veya aklınıza takılan şeyler olursa, cevaplamaya hazırım :)

    Sevgi ve selamlarımla

    Aslında MGM genel bir erken uyarı yapsa, üretici de, ürünlerini sigortalasa, bir nebze rahat olunabilir.

    Evet sigorta maliyetleri de varişin için de ama, mesela tüm fındığın yanınca oluşacak zarardan daha mantıklı bir durum.

    Özellikle Karadeniz'li üretici, bölge milletvekilleri, kooperatillr ya da başka yetkili kurumlar ile bir baskı oluşturarak, Tarım sigorta süresni hiç olmazsa 15.Mart tarihine kadar uzattırmalı.


    Seyyah Hocam mesajından, sigorta süresi bilgisi alıntısı yaptım.Teşekkür ederim.