Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Değerli Arkadaşlar, kardeşlerim, forumdaşlar;

    Kendimi her ne kadar genç hissetsem bile, sanırım forumdaki en yaşlı kişilerden birisiyim :)

    Onun için yazdıklarımı bir abiniz yazıyormuş gibi okumanızı rica edeceğim.

    Arkadaşlar;

    İnsan doğası gereği, her tez'e bir anti tez yaratır.

    Kafasında her yolun aslında bir de alternatif yolu vardır.

    Sİyaset kavramı da böyle. Sağ görüşün karşısında sol düşünce vardır mesela.

    Ve insanlar kendilerini bu düşüncelerden birine ait hissedip, gerekrse düşünce aşamasında bile olsa, egoları gereği karşıt düşünceye saldırıya geçerler.

    Siyasi düşüncelerin günlük hayata uyarlanması, ekonomik olur, yaşam biçimidir,okuduğun kitaptır, liderin hitabetidir.

    Ama Her hangi bir düşünceyi, siyasetin içine çekip, tartışmak her zaman mümkündür.

    WEB dünyasında siyaset tartışabileceğimiz bir çok ortam mevcut. Burada daha çok, bilimsel, teknik, meterolojik, jeolojik konuları konuşuyoruz.

    Lütfen bu ortam böyle kalsın. Burada siyaset veya siyasi çağrışım yapacak şeyleri, biraz da ülkenin şu gergin ortamı duruluncaya kadar konuşmayalım.

    Evet, ortak sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, kederlerimizi elbette paylaşalım. Ama işi siyasete kaydırmayalım.

    Burası, siyaset harici konuların tartışıldığı, ülkenin sayılı platformlarından biri olarak kalsın.

    Umarım, sizlere yol gösterebilecek bir şeyler karalamışımdır. Umarım bir birimizi kırmadan herkese faydalı olmaya devam ederiz.

    Sevgi ve selamlarımla

    Mert_35

    Tabi düşüncem bir uzman değil, sadece bir "meraklı" görüşüdür ama;

    Bilim insanı değil ama özellikle Üniversitelerin ilgili bölümlerinin acilen açıklama yapması gereken bir süreç

    yaşanıyor Denizli'de.

    Yoğunluk azalır gibi olsa da, bugün itibarı ile trend devam etmekte. Bu da amatör biri olarak beni endişelendirmekte.

    Bizden daha fazla bilgiye sahip olan Üniversite kürsülerinin açıklamasını bekliyorum.

    Bu süre içinde ki, buna İzmir de dahil, tüm bölge yaşayanlarının tedbiri elden bırakmaması, özellikle hasarlı veya hasar riski

    olan binalara girmekten kaçınması gereklidir.

    İyi forumlar

    UmuTCaN

    Fırsatçılık konusunda haklısınız. Ben firma ismi vermeden bir örnek vereyim mesela.

    Fabrika da araba üretildi, TIR'lara yüklendi ve bayi teslim alıp, aracı sattı. Çok basit bir döngü değil mi?

    Değil :)

    Bahsettiğim araba firmasının merkez ofisinde bir oda ve bu oda da çalışan, atyorum 4 kişi var. Aslında bu 4 kişinin her biri bir şirket :)

    Araba, işte A Firması Üretim A.Ş.'den, A firması dağıtım A.Ş.'ye satılıyor.Burası A firması Türkiye bayileri bekleme A.Ş.'ne satıyor, burası da bayiy satıyor.

    Siz aracı TIR'a bindirdiniz ama, araç bu sırada 4 el değiştiriyor ve her firma, karını koyarak satıyor diğerine :)

    Otomobil firmaları önce kendi içlerinde ki aracıları yok etseler kafadan indirim gelecek zaten :)

    Ama bunlar hiç konu edilmez.

    Tabi bu arada, asgari ücrete zam geldi, döviz arttı şu oldu, bu oldu fiyatlar zamlanır :)

    İddialı bir cümle olacak belki ama, Otomobil üreten firmalar Türkiye'den dışarı para transferi yaparlar. Kuruluş amaçları bu çünkü :)

    Ve hiç biri Türkiye'de mesela motor, şanzıman, diffransiyel, klima üretmezler. Sadece montaj yaparlar bu arada ucuz işçiliğinizi de sömürmeyi ihmal etmezler :)

    Neyse bu konuda çok dolu olduğum için çenem açıldı:)

    iyi forumlar olsun herkese

    ilker.gunebakan


    Selam,

    sizce bina güçlendirme çalışmaları ne kadar etkili ve masraf olarak nasıldır

    Merhaba;

    Uzaktan bakarak bahsettiğiniz konuda yorum yapmak hem güç hem de büyük risk.

    Binanın güçlendirmeye ihtiyacı var mı? Bina güçlendirme yapılabilecek evsafta mı?

    GÜçlendirme'nin fayda-maliyet analizi gibi konular mutlaka bir inşaat mühendisi tarafından yapılmalıdır.

    Güçlendime yapılmaya çalışılırken çöken yapılar gördüm. Bazen güçlendime binanın bütününe bile zarar verebilir.

    Bu sorunuza cevap, bu işlerle uğraşan bir inşaat mühendisi olacaktır. Ama içinizin rahat etmesi açısından, oluşabilecek maliyeti bir kenara koyup, mutlaka gerekli kontrolleri yaptırın.


    Selamlarımla

    Ilker Gunebakan hocam olan depremlerin daginikligi ortada bolgedeki bagimsiz diger faylar bu enerji bosalimindan etkilendiler acikcasi gereginden fazla aktivite var iyi degerlendirilmesi gerekli..

    Evet, kesinlikle haklısınız. Bölge de daha önce olan depremlerden alışık olmadığımız bir hareketlilik var. Benzer bir tablo da 2011 Van depremi sonrası, Van Gölü ve civarında da olmuştu.Ama korkulan olmadı. Bu bölge içinde umarım öyle olur.

    Mert_35 adlı arkadaş'a cevaben de şunu söylemek isterim. Büyüklük farketmeksizin, ana deprem sonrası artçılarda, deprem sayısı- zaman grafiğine bakınca hızlı bir düşüş gözlemlersiniz. Burada ise sayısal olarak neredeyse, artan bir trend gözlemliyorsunuz.

    Biraz korkmamın sebebi bu izlenim oldu.

    İyi forumlar dilerim

    UmuTCaN

    Aslında otomotiv sektörünü etkileyen ( daha doğrusu satışları) iki büyük sorun var.

    Birincisi, vergiler. Diğeri döviz fiyatları ve girdi maliyetleri.

    Otomotiv sektöründe tahmin ettiğiniz gibi en önemli maliyet unsuru ithal yoluyla alınan malzeme.

    O bakımdan, vergi oranları bu şekilde düşük kalsa bile, satışlar ciddi anlamda düşüyor.

    Şahsen ben "0" araba almam / alamam.

    Yanlış anlaşılmasın lütfen, boş Renault Symbol bile 100.000 liralar civarında. Üstelik taşıt kredisi faizleri de çok yüksek.

    Vergi indirimnden ziyade, kredi faizleri düşürülmeli ve belki de sektörün ithal ettiği girdilerin vergileri ile oynanmalı.

    Yoksa Otomotiv ana ürericileri ve daha da kötüsü yan sanayileri ciddi sorunlar yaşamaya başlayacaklar.

    Not : Ağlama duvarı gibi bir mesaj oldu ama kusura bakmayın artık :)

    Lütfen yazdıklarımı yanlış anlamayın. Tahmin veya bir beklenti değil ama;

    Dünden beri Denizli depremini analiz etmeye çalışıyorum. Bölgede ki hareketlilik çok da normal bir "artçı" görüntüsü vermiyor.

    Açıkçası iki olasılık var. Bu hareketlilik

    - Kısa bir süre sonra sönümleneck ve sona erecek ( gerçekleşme olasılığı iki veya üç gün içinde belli olur)

    - Ya da bölge de 7.0 büyüklüğünde beklenen ve zamansal döngüsünü doldurmuş olan depremin öncüleri.

    Eğer, iki, üç güne kadar hareketlilik azalmazsa, tekrar tartışırız.

    Ama Denizli yöresindeki dostlarımızın tedbirli olması, hasarlı binalara girmemesi, gözle görülen hasar olmasa bile, taşıyıcı sistemleri sorunlu, dükkan için kolanları kesik yerleşimlerden uzak durmalarını tavsiye ediyorum. ( Tabi bu yazdıklarım bugün için değil, uyulması gereken bir kural olmalı)


    Çok dikkatli olun dostlar.

    Louis Aragon

    Narsil

    Zemin konusunda Narsil Hocamın dediklerine katılıyorum. Konutların yapım kalitesi hakkında da bir kaç şey söylemek isterim.

    Özellikle 1999 depremi sonrası "bina yapım yönetmeliği" ciddi anlamda değişti.

    Yapılara etkiyen yükler dahil bir çok parametre değişiklik gösterdi.

    Yine eskiden "Allah'a emanet" mantığı ile yapılan binaların kontrol mekanizmaları, yapı denetim firmaları tarafından üstlenildi.

    Ne kadar başarılıdır sistem? Tartışılır ama eskiye ( 1999 depremi öncesine) nazaran gelişmeler oldu.

    Burada sorun aslında 1999 depremi sonrası üretilen yapılar değil. Sorun şu;

    - 1999 Öncesi konut stoğu ve kentsel dönüşümün çok yavaş ve amacı dışında ilerlemesi

    - Zeminle ilgili yetersiz çalışmalar, kent içindeki lokasyonların rantsal değerleri :)

    - Alt ve üst yapı sorunları çözülmeden konut alanları üretlmesi

    - Özellikle İstanbul, ulaşım sorunları

    - Merkezi ve yerel yönetimlerin afet hazırlık planlarının olmaması ya da göz boyamalık olması.

    Durum ne yazık ki budur.


    selamlarımla

    Merhaba;

    Kesinlikle dediklerinizi yanlış anlamadım merak etmeyin :)

    Direkt size yazmışım gibi de düşünmeyin lütfen, genel bir analiz yapmaya çalıştım.

    Bu arada, mesajlarınızı ve analizlerinizi zevkle okuyup, fırsat buldukça takip etmeye çalışıyorum.

    Detaylı araştırmacılığınızı da ayrıca takdir ediyorum.

    Her hangi bir sorun yok, Devam :)

    Sevgi ve selamlarımla

    "Ben kışı kapadım" cümlesi geçince Cold.EFso Hocamın alıntıladığı, aklıma hemen bir geç kış yaşanmışlığı geldi.

    Askerliğimi Sarıkamış-Kars'da yaptım. Sene yanılmıyorsam, 1987- 1988 filandı.

    Terhisime çok az kalmıştı. Yine yanılmıyorsam haziran ayı başları gibiydi.

    Hiç unutmam, hava çok olmasa bile soğuktu. Geceyarısı kar yağmaya başladı. Her yer bembeyaz oldu bir kaç saat içinde.

    Sabah Tümen komutanı gelmeden, Tümen girişinde kar temizliği bile yaptırdık :)

    Tabi öğlene kalmadan eridi. Ama düşünün haziran ayı içindeydi bu yağış.

    Kısaca diyeceğim şu ki, şartlar uygun olursa, yaz başında bile kar yağablir :)

    Selamlarımla

    Havaforumsevdalısı

    Estağfurullah Sevgili Arkadaşım. Teşekkür ederim iltifatınız için.

    Tabi bilgi ve kalite konusuna bir şey diyemem ama, 1965 doğumlu biri olarak "tecrübe" diyorum kendimce. Özel sektördeki çalışma sürem ve görev alanımda, bendeki analiz yeteneğini biraz geliştirdi, hepsi o.

    Onun haricinde, beraber oturup, sohbetin dibine vurmak konusunda ise diyeceğim tek şey " eyvallah"

    :)

    iyi forumlar dilerim.

    Öncelikle Denizli'de yaşayan kardeşlerimize geçmiş olsun.

    Genel olarak Ege Denizi ve Ege Bölgemizin karakteristiği, volkanik oluşumlar. Ve bu volkanik oluşumlar yerel fay hatlarını bazı dönemlerde aktif ediyorlar.

    Bu bakımdan, KAF hattında olduğu gibi bir deprem oluşum sırası beklemek, öncü deprem, deprem fırtınası gibi bazı tanımlar bu karakteristik sebebiyle yetersiz kalabiliyor.

    O bakımdan, sadece fay hatlarının hareketlerini incelemek, yanlış öngörülere yol açabilir. Bu bölgedeki depremselliği, bir bütün olarak incelemek gerekli.

    Sadece ( bir beklenti-tahmin olarak düşünmeyin) bölgede ki " magma" hareketlerinin son dönemlerde aktif hale geçtiğini varsayarsak, Midilli başta olmak üzere Ege Denizinde bir deprem, Etna yanardağının aktif hale geçmesi ve Türkiye'de Afyon dolaylarında bir deprem hareketi beklemek olası bir durumdur.

    ben PergamoN Arkadaşımıın beklentileri içinde olan Uşak,Kütahya dolaylarında ise bir hareket beklemiyorum.


    Tekrar herkese geçmiş olsun, iyi günler diliyoum.

    18 Mart 1915, tarihin en büyük "deniz savunma svaşlarından" biridir.

    "Tek dişi kalmış canavar" boğazı geçemeyince bu defa da 24 Nisan da bir şafak vakti saldırdı Gelibolu'ya.

    Oradan da geçemedi, geçmesine izin verilmedi çünkü.

    Oralarda yaşanan muharebeleri asla hissetmek, içinizde bile olsa yaşamak mümkün değildir.

    Kendi adıma, bir ilkbahar gecesi, bir kaç arkadaş sadece ay ışığında "Kanlısırt" denen yere geldik gece yarısı. Hİç düşman yoktu, hiç bir çatışma yoktu.

    Ona rağmen, rüzgar'ın dallardaki hışırtısı, baykuşların ötüşü, ay ışığının gölge oyunları, içimizi ürpertmeye yett.

    Bir de orada, ileride ki gemilerin ışıklarını, çıkarma yapacak gemiler sanıp, "Allah Allah" diye taarruz eden ve neredeyse tamamı Kanlısırt yamaçlarından düşerek şehit olan ama hiç birinin, korku dolu tek bir haykırışı bile olmayan Mehmetçiği düşününce, farkettik ki, hepimiz gözyaşlarına boğulmuşuz.

    İşte öyle bir yer burası. Yıllar sonra bile gezerken, eliniz gayrı ihtiyari belinizde olmayan tabancaya, sırtınızda asılı olmayan tüfeğe giden bir yer burası.

    Kendinizi o kahramanların yerinde düşününce, asla yapılamaz yaptıkları diye düşünülen yer orası.


    Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, 17 Nisan gecesi, mayın döşerken "yakalanacağız, görevimizi yapamayacağız" diye kalp krizi geçirip Nusret gemisinin Çarkçıbaşına, şehitlik şerbetini içen tüm Mehmetçiklere, şehit düşen tüm sivil vatamdaşlarımıza Allah'dan rahmet diliyorum.

    Allahın rahmetine kavuşan tüm Gazilerimize de Allah rahmet eylesin diyorum.

    Bu Vatan kolay kazanılmadı. Bu Vatanın her karış toprağı kanla sulanmıştır. Alınan her karış toprak kanla sulanmadıkca da, teslim edilmeyecektir.

    Türkiye hakkında düş kuranlar, hesaplarını, kitaplarını buna göre yapmalıdırlar.

    "Geç kış" olgusu aslında bizlerin yaşam döngümüzü mevsimlere göre kurgulamış olmamızdan da kaynaklı biraz.

    Genelde tahıl ve yağ bitkileri dikimi standart mevsim döngüleri naz alınarak yapılıyor.

    Eğer geç kış öngörülebilen bir süreç olursa, zarar görmeyeceğini düşünüyorum.

    Buna karşılık meyve veren ağaçlar kendilerini mevsimlere göre adapte edebilme yeteneğine sahip.

    Eğer mevsim geçişleri geçikmeli veya tersi bir süreç bile olsa, geçişlerde keskin sıcaklık farkları oluşmadığı takdirde, sorun çıkacağını düşünmüyorum.

    Tabi bu öngörüm, sorun olmaması için gerekli şartlar oluşmazsa, tamamen kayıba dönüşecektir.

    2-) Yükseklere yağan karların erimesi gecikeceği için, yeraltı ve üstü su kaynakları ile ilgili sorunlar yaşanabilir.

    3-) Isınma giderleri kayma göstereceği için devlet ekonomi yönetiminin dış ödemeler dengesi sorun yaratabilir.

    4-) İnşaat faaliyet dönemleri, özellikle devletin yaptığı altyapı takvimleri aksayabilir.

    5-) Yine geç eriyen kar ve bağlı olarak rejimi değişen akarsular, hidroelektrik santralleri üretim akışını bozabilirler.

    6-) Dış ülkelerle yapılan petrol ve doğalgaz anlaşmaları sıkıntı yaratabilir.

    7-) Özelikle yaş, sebze, meyve, tahıl üretip, ihracat yapan firmaların sözleşme sorunları olabilir.


    Vallahi Hocam görüyorsunuz, tamamen materyalist bir yaklaşım oldu aklıma gelen maddeler.

    Utanç da duydum evet :)

    selamlar, iyi akşamlar

    Kuzey İrak'da hain bölücü PKK nin gerçekleştirdiği serefsizce saldirida, 2 askerimiz şehit olmus, 6 askerimiz yaralanmistir. Ulusumuzun ve aile lerinin basi sağolsun. Yaralilara acil şifalar dilerim.

    Bu ülkeyi yikmaya güçleri yetmeyecek Asla ama asla.

    Yeni Zelanda Cami baskını hakkında son bir soru sorup, konuyu kendi açımdan kapatacağım.

    Sorum şu;

    - Bu saldırı, hem gerçekleşme, hem saldırı öncesi hazırlık hem de lojistik süreçleri açısında tek kişinin planlaması ve çalışması ile yapılamaz. Hayatın akışına ters. Yeni Zelanda hükümeti, bu olayı kimlerin organize ettiğini, arkasındaki gücü, Yeni Zalanda daki ekibi (!) bakalım ortaya çıkarabilecek mi?

    Yoksa"münferit" deyip gececek mi?

    o zaman taşlar yerine daha iyi oturacaktır.