Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Deprem uzmanları "fay" haritalarından, birbirlerinin haritalarında görülen ve/veya görülmeyen faylardan
bahsediyorlar. Neredeyse bir kaç tanesi hariç ağız birliği sağlanamamış durumda.
Aynı zamanda, eni ortaya çıkan faylar, aktif görünüp yıllardır deprem üretmeyen sistemler ve olması gerekenin dışında
hareketler sergileyen faylar var.
Belli başlı faylar dışında ( KAF, DAF gibi) bir çok fay sistemi hakkında yetersiz bilgiye sahibiz.
Örneğin, Ege bölgesi fay sistemleri, Marmara denizinin altı, Van Gölünün altı vs. gibi.
Neden sizce?
Aylar önce yerkabuğu üzerindeki kırılmalar ve fayların oluşumu ile ilgili genel bir yazı yazıp bir örnekleme yapmıştım.
Bir masanın üzerinde beli kalınlıkta kurumuş bir kil plaka var. Bu plakanın altına yine kil bir plaka veya
katı bir cisim soktuğumuzu farzedin. Üstte olan plakada bir süre-mesafe-girme açısı gibi parametrelere bağlı olarak giriş işlemi devam ettikçe çatlaklar
oluşacaktır. Girme süreci devam ettikçe, üstteki kil tabakasının malzeme yapısına, kuruma durumuna ve daha bir çok parametreye
istinaden farklı yerlerde de çatlaklar oluşmaya başlayacaktır. Malzeme yoğunluğunun mesela az olduğu bölümlerde daha çok
ana çatlaklar oluşacak ama ilerleme devam ettikçe bazı çatlakların ilerlemesinin durduğu da gözlenecektir.
Şimdi işin içine Yerküreye mahsus iki değişken daha ekleyelim. Birincisi, çekirdekte olan ve karaların üzerinde hareket
ettiği magma ve bir çok etkene bağlı olarak hareket eden parçalar. Bunlar ana kara parçaları olduğu gibi, su kütlelerini de
taşıyan parçalardır.
Dünya'nın HİÇ BİR YERİNDE, SABİT HAREKETLERE SAHİP KIRIK SİSTEMLERİ YOKTUR.
Yukarıdaki bahsettiğim parametrelere uygun şekilde dünya sistemi "kaotik" bir dinamik sergiler.
Ana kırıkların ( Anadolu karası için KAF veya DAF) nispeten tahmin edilebilir hareketleri olsa dahi, bu kırıklarda zamansal
anlamda tahmin edilemez şekilde davranmaktadır. ( hatta sadece zaman değil, büyüklük, yer, derinlik de dahil =
Bu bakımdan, standart öğretiler ve mantıkla depremler hakkında yorum yapmak bana göre yanlıştır.
Aslında depremlerin mekaniği çok farklı olmasına rağmen, ilk baştaki hatalı kabullerimiz bizi bilinmezle uğraşmaya
zorlamaktadır.
Kısaca, eldeki bilgilerle yapılan tahminlerin tutması, bilimsel bir gerçek değil bir teadüftür.
Fakat;
Deprem gerçeği yadsınamaz bir gerçektir. Afrika karasının hareketi devam ettikçe Türkiye de depremler olmaya devam edecektir.
Zaman, mekan, büyüklük ise tamamen göreceli olarak konuşulacaktır.
Ben mesela en büyük 7,xx olur gibi söylemlere inanmıyorum. Belki kırılma 6 yada 8 büyüklüğü ile gerçekleşecektir.
Fayların ana plakaların hareketi ile enerji biriktirme hesapları da göreceli hesaplardır. Çünkü sadece fay boyu ve kayma mesafesi değil bir de
bilinmeyen parametreler var. Derinlik, kayaçlar, magma hareketleri gibi.
Bunun için tüm açklamalar kafa karıştırıcı olabilir.
Sadece şunu bilmekte fayda var. Depremler olacak. Türkiye bir deprem ülkesi.
Alt ve üst yapı, konutlar, kamu yapıları depreme uygun olmalı. Planlarımız olmalı, eğitim vermeliyiz.
Geri kalan tüm tartışmalar boştır.
Selamlarımla