Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Tüm "deprem tahmincileri" için yazıyorum.

    Tahminleri tutar veya tutmaz ama, bu insanlar her kimse, veri, veri analiz, yöntem, ver, toplama ve veri

    güvenliği, kullandıkları algoritma gibi konular da bilgi vermeli. Eğer bu bilgileri veremiyorlarsa zaten, konuşmaya hakları yok.

    Geçen akşam da olabilir, birisinin twitlerini eşime gösteriyordum.

    Binlerce takipçisi ve neredeyse mürid diyeceğim fanatikleri var.

    Adam yazmış, balkonundan Marmara denizine bakıp tahmin de bulunacak ama

    üst komşusu çamaşır asmış, tahmin biraz gecikebilirmiş.

    Bilimden filan vazgeçtim, insanın aklı ile alay etmektir bu.

    Bu sadece bir örnek, kendi cihazlarını kuranlar, saçma kavramlar türetenler,

    Arkadaşlar, size çok rica ediyorum. Bu tür insanların saçma fikirlerine en basitinden kendi adınıza prim vermeyin.


    Saygılar

    kuzey anadolu fayının güney kolundaki enerji 1999 depreminde çıkan enerji ile rahatlama olmusmudur yada tam tersi enerjinin büyük kısmı oraya sıkışmış mı olmuş olurmu yada sacmaliyormuyum PergamoN  Ilker Gunebakan  Narsil

    Çok kabaca nir örnek vereyim. Sonra sorunuzun cevabını siz verin :)

    bir tahta plaka olsun. Uçlarına 3'er tane çivi çakın. karşılıklı çivilerede bir tel geçirin. Sonra telleri bükmeye başlayın.

    Bir süre sonra teller hem gerginleşecek hem de üzerlerinde biriken "enerji" kaynaklı ısınmaya başlayacaklardır.

    Sonra bu tellerden birisi artık gerilmenin etkisi ile kopacak, belki kopma esnasında yanındaki diğer tellere çarpacaktır.

    Ama diğer teller kapasitelerini de aşan bir şekilde gerilseler bile kopandan etkilenmeyecek,

    halen kendilerini koparacak enerjiyi kendi üzerlerindeki gerilmeden kaynaklı bekleyeceklerdir.


    iyi akşamlar

    Bu arada 1.cil önceliğimizi marmara denizi içindeki depreme versekte bence azımsanmayacak kadar önemli bir husus daha var oda güçlü bir deprem sonrası oluşabilecek tsunamidir. Marmara denizi içerisinde deprem esnasında oluşabilecek bir heyelan (ki tarihsel depremlerde bu heyelanlardan olduğu tespit edilmiştir) tsunamiye sebep olabilir

    Hocam;

    Tsunami beklentim benimde var. Ama aklıma takılan bir konu var.

    Geçmiş ( mesela 1509) kayıtlarında, deprem olunca dalgaların kıyıdaki surları aşıp,

    karaya ulaştığı gibi olaylara yer verilmiş. Surları aşıp karaya giren dalgaların boyu en az 8 - 10 metre olmalı bu durumda. Belki biraz daha

    yüksek.

    Fakat;

    Boğazın genişliği belli. o mesafede o yükseklikte dalgalar nasıl oluşur sorusunun bence 2 açıklaması var.

    - ya olan deprem belki 8'den bile büyük bir depremdi.

    - ya da boğaz da bilmediğimiz, olmasına ihtimal vermediğim bir dalma-batma zonu var (dı)

    - Heyelan fikrini o yükseklikte dalgaların kısa mesafede oluşması sebepli şimdilik kenara koydum


    Eskilerle kafayı bozacağım :)

    Narsil

    Bu özete göre istanbulda hiç hasar almadan kurtulma şansımız çok düşük o zaman.. Şile taraflarına falan yerleşsek anca.. Anlamadığım sağlam zemindeki iyi binalar hafif hasarla kurtulurken diyor ya, peki japonyadakiler niye hasar almıyor

    Bir kaç sebebi var. Japonya da gördüğünüz çok yüksek katlı yapılar genelde Tokyo gibi büyük kent merkezlerinde

    oluyor ve oransal olarak Türkiye'den fazla değildir. Olan yüksek yapılarda genelde çelik konstruksiyon ağırlıklı

    yapılar. Üstelik Japonya hem bir deprem ülkesi hemde bazı alınan önlemlerin yetmediği görülünce ( Kobe depremi)

    ilave eklerle güçlendirilmiş bir yapı yönetmeliğine sahipler.

    Yine bizdekinin aksine, ağırlıklı olarak alçak katlı yapılar ağırlıklı bir ülke. Bu tür yapılarda

    ya ahşap ya da hafif çelik konstruksiyona sahip yapılar. Zarar görseler dahi çok kısa sürelerde

    onarılabiliyor. Yine Japon gelenekleri evlerde ağır ve çok eşya değil, az ve hafif eşyalar öngördüğü için

    bizde ki gibi eşyaya bağlı yaralanmalar da az.

    Yani adamların farkları bunlar.

    bence çok daha fazla olur çünkü arama kurtarma diye birşey olacağını sanmıyorum Kartal’da yıkılan binayı bir haftada enkaza ulaşamadılar

    Planlama genel stratejisi der ki, hesabını ve hazırlıklarını en kötü duruma göre yap. Alt yapını en kötü duruma göre hazırla.

    Çok basit bir öngörü de bulunayım. Kabaca ölümleri kent nüfusunun % 3'ü olarak kabul ederseniz ve İstanbul'un

    nüfusunu 18.000.000 kişi olarak düşünürseniz, ölüm sayısı 550.000 kişiler civarı olur ki bunun içine yaralanmadan dolayı olan kayıpolar dahil edilebilir.

    Diğer yönden depremin oluş zamanı, mevsimi gibi bir çok değişken var. Okullar açık/kapalı, mesai var/yok, gece/gündüz, yaz/kış

    her biri kendi içinde ayrı bir parametre.

    Ama şunu unutmamak gerekli, eğer bir "deprem seferberliği1 kabulu yapılırsa, projenin ilerlemesine göre bu oranlar hızla düşecektir.

    Aksi durumda, her geç kaldığımız zaman bu oranın hızla yükselmesi demektir.

    Dün bu kararların alınıp, devreye sokulması gerekiyordu.

    Her geçen dakika ülke adına kayıptır

    Yalnız nasıl bir bölgede yaşıyormuşuz, hareket etme ihtimali olmayan tek bir metre karesi yok, altı karınca yuvası gibi fay kaynıyor bütün denizin.

    Tabi zaten öyle bir fay grubu olmasa bugün o deniz de olmazdı muhtemelen o da işin diğer boyutu.


    Koskoca bir Afrika kıtası altımızdan girip ittiriyor, daha ne olsun :)

    ilker hocam,madem usemezsoya gore oyleyse,gecmiste nasil o kadar buyuk depremler olabilmis.1509 1766 vs vs mesela?neyin kafasi bu..bu preforler ayri ayri mi egitim aliyor anlamiyorum?profesor olmanin asamalari bellidir...aman su ulkede mantikli hic bir surec olmayacak mi?mesela binanizi guclendirin,kentsel donusum yaptirin derler ama kiyamet gibide masraf cikarir devlet.olani var olmayani var..amann

    Kendimce bir şeyler söyleyeyim.

    Bence Hoca için söylenecek şey, ilgi çekmek. Hani derler ya reklamın iyisi kötüsü olmaz diye,

    aynı mantık onun için de geçerli sanırım. Ama yanlış yapıyor. Çünkü gerçekler yani saha araştırmaları, tarihsel belgeler kendisini

    yalanlıyor. Benim söyleyeceğim hesabını kendi vicdanına versin. Yapacak başka şeyim yok kendi adıma.

    İşin deprem hazırlık kısmına gelirsem;

    Bence devlet stratejik hata(lar) yapmaya devam ediyor.

    Dikkat ederseniz, hazırlıklar hep afet sonrası için. Helikopterler ile müdahale,

    enkaz kaldırma, afet sonrası acil sağlık falan filan gibi.

    Kentsel dönüşüm nerede kaldı? Kentsel dönüşüm geliri ve rantı yüksek olan bölgelere

    mahsus bir iş değil ki. Önemli olan risk alanlarını yok etmek.

    Siz de bildiğiniz için basit bir örnek vereyim.

    Yalova için ne yapıldı?

    Binada n vazgeçtim, sadece zemin ile ilgili olarak bile ciddi sıkıntı yaşanacak.

    Ama çatır çatır ruhsat verme işlemleri devam ediyor. Nerede kaldı önlemler?

    Alt yapı sorunlu. Kamu yapıları sorunlu. Üst yapı sorunlu.

    Çok samimi bir şey söyleyeyim size, istanbul için sonuna kadar güvenebileceğim tek üst yapı

    boğaz köprüleri.

    Başka hiç bir şeyin de gevencesi yok.

    Durum bu Hocam, Allah sonumuzu hayretsin.

    ilker.gunebakan Hocam mega deprem (+8M)

    Yıllık ortalaması 1 adet,oda 26 mayıs’da peru karasalında gerçekleşti gibi (8.0m),Ortalamayı baz alırsak mega deprem beklentisi riskli siz bir tık düşürün magnitüdü 7-7.9 arası yapın ,7-7.9 bandı deprem ortalamasının altında hala başarı oranınız 2 kat artacaktır,

    Birde nazca ve cocos plakası denetiminde olan ülkeleri eklerseniz ünlü olmanız içten bile değil,havaforum’dan bir prof. Niye çıkmasın buna @4 Şubat dahil :)

    @4 Şubat aşmış durumda, bu işin profesörü o.

    Biz en fazla çatlak kahin, çakma Armegedon filan oluruz ^^^^^^

    Bu aralar Şener Üşümezsoy'un açıklamaları dikkatimi çekmeye başladı.

    Bu Hoca(!) hangi makaleleri yazmıştır?

    Marmara fayları ile ilgili ne tür çalışmaları vardır?

    Hangi araştırmalara katılmış ve bu araştırmaları hangi bilimsel gruplarla gerçekleştirmiştir?

    İşin diğer bir yönü, Marmara depremleri olduğunda, ölümlerin, kayıpların, ekonomik güçlüklerin hesabını verebilecek mi?

    Açıklamasının linkini aşağıya kopyalıyorum. Ama hemen bir kaç düzeltme yapayım.

    Ayasofya kilise halinde i bir kaç kere ağır hasar görmüş ve neredeyse baştan yapılmıştır.

    İstanbul'un fethinden sonra da Cami halinde bir kaç kere kubbesi yıkılmış, hatta son güçlendirmesini

    Mimar Sinan Usta, özel payanda sistemleri vasıtası ile yapmıştır.

    Surlar ise, kaç kere yıkılmış, kaç kere yeniden yapılmış hesabı yok. Şu anda bile devamlı bir restorasyon

    yapılmakta.

    Son olarak, eski dönemlerde yerleşimler genelde ahşap ve yıkımlar le değil, yangınlar

    ile harap oluyorlarmış. En büyük sebebi genel de yangınlar ile olmuş.

    Ayrıca eski İstanbul'da yerleşimler dar alanlarda. Şimdiki gibi çok geniş ve zemin

    özellikleri riskli bölgeler değil.

    O bakımdan Üşümezsoy'u artık hiç bir şekilde dikkate almamaya karar verdim.

    Medyatik olmak, iyi Bilim insanı olmak değildir.


    Merak ederseniz röportaj linki aşağıda :

    http://www.haber7.com/guncel/haber/2…yorlar/?detay=2