Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Hocam yukarıdaki açıklama da hocanın.Buna bağlı yeni olacak depremi daha güneyde bekleyebilir miyiz?

    Yola çıkış mantığına göre evet denilse bile, ben gerilim kaynaklı olarak hareketlerin matematiksel - fiziksel modellemelere

    göre farklı davranışlar göstereceğini çok kuvvetli bir şekilde tahmin ediyorum.

    Beklentilere göre olmayacak.

    Le Pichon resmen şuan Marmara Denizinin altı ne durumda gözlemleyemiyoruz diyor gözlem istasyonu gerekiyor.

    Aslında ilginç bir beyan.

    Neden dersen, Le Pichon uzun süredir araştırmalar yapıp bunları raporlayan bir Bilim İnsanı.

    Buna rağmen bu beyan bir kaç türlü açıklanabilir.

    Ya eski - ilk veriler şu andaki durumu tam açıklayamıyor, ya da değişen dinamikler söz konusu.

    Ya da teleffuz etmek istemediğim durum, " gördüklerimiz ciddi sorun, izah için ilave veriler gerekli" diyor.

    Üzerinde durulması gereken bir beyanat.

    Aslında çok basitçe düşünmek gerek olayı.

    Elimizde bir ucu sabitlenmiş bir bakır tel, diğer ucunda da teli çevirdiğimiz bir tahta parça olsun.

    Teli yavaş yavaş bükmeye başlayalım. Bir süre sonra tele o kadar stres ( gerilim) yükleriz ki, tel artık

    ondan beklenen fiziksel tepkileri vermemeye başlar. Mesela malzemenin homojen olmadığı

    noktalarda kılcal çatlaklar oluşmaya başlar. Isınma olur, renk değişimleri gözlenir.

    Gerilim yüklemeye devam ederseniz, hiç ummadığınız bir yerden kopar. Çünkü çeşitli noktalardaki

    yüklemenin yansıması kopma olan bölgede yoğunlaşmıştır.

    Marmara gibi bir kompleks fay sistemi de, devamlı stres biriktiriyor. Bundan sonra öngörülemeyen

    efektler oluşması şaşırtıcı olmaz.

    Ben tekrarlıyorum düşüncemi bu konuda. O da 1509 deprem silsilesi.

    O depremde de bugünkü durumun benzerinin oluştuğunu ve birbirini kısa sürelerde etkileyen fay sistemlerinin

    ardaşık olarak kırıldığını düşünüyorum ki GANOS'da bunlardan biri büyük olasılık.


    Benim açıklamam bu yöndedir :)

    Deprem konusunu meşgul etmemek adına soruma buradan devam edeyim Ilker Gunebakan Şu anda yeşil alglardan sıvı nitrogen üretme derdindeler.Bu kontrol dışı hale gelirse bilim kurgu film konusu haline getirip senaryo yazmak istiyorum:D:D:D

    Ben de bir süre önce bir belgesel kanalında ilginç bir bölüm izlemiştim.

    Buzullar arasında, kullanılabilir DNA'ya sahip Mamut fosilleri bulup, bu DNA'ları Afrika fillerine aşılayıp

    bir yeni tür üretme planları vardı. Fakat ilginç olan Mamut veya türevlerini üretebilirlerse, otlama alışkanlıkları

    ve dışkılama değişimleri sayesinde, dünya üzerinde bir bitki örtüsü ve dolaylı olarak iklim değişikliği

    öngörülüyordu.

    Şahsi fikrim, sizin bahsettiğiniz çalışmalar veya bu Mamutları canlandırma olayı, dünyanın doğal

    gelişim sürecini sekteye uğratıp geri dönülemez sorunlara yol açacak.

    Ve evet, şu anki global ısınma, su sorunları, bitki örtüsü hatta plastik üretimi gibi konuların

    yaşanması gereken doğal bir süreç olduğunu düşünüyorum :)

    Teorik olarak deniz-okyanusların donması plakalara hareket ivmesi sağlar mı Ilker Gunebakan hocam?

    Teorik olarak evet :)

    Ama pratik de okyanusların donması hareket ivmesi yaratmaktan daha büyük sorunlar yaşadığımızın

    göstergesi olacaktır :D:D:D

    Şakası bir yana, teorik olarak olabilir ama "ne kadar?" sorusunun yanıtı yok. Matematiksel bir modele oturtması

    çok zor olan bir durum bence.

    Hocam bundan bağımsız olarak fayın toprakta olduğu yerlerde çok kuvvetli yağışların depremi erkene çekebileceği-teyikleyebileceğide bulunmuştu. https://www.newscientist.com/article/dn1337…er-earthquakes/

    Bunları bilmem ama şu bir gerçek ki 2009'a kadar doğru düzgün deprem görmeyen Oklahoma hidrolik çatlatma ile kaya gazı çıkarmaya çalışınca 1000'lerce deprem yaşamaya başladı. Ayrıca hidrolik çatlatma yeraltı sularını kirlettiği için doğayı da mahvediyor demişti Elon Musk. Şimdi son 2-3 yıldır azalttılar depremlerde azaldı.

    images?q=tbn%3AANd9GcSUNJsTH3csBlZTtevtJBUeiEWkIgwX6dOsa1tAkdkroTxKaSfM

    Yukarıda konuyu içeren makale için eleştirilerde bulunurken dikkat çektiğim bir yer vardı.

    Eğer bir yüzeye daha önce uygulanmayan bir kuvvet-basınç uygularsanız ( makalede okyanuz bu) zemin

    şartlarına da bağlı olarak yüzeysel deformasyonlar oluşturabilirsiniz.

    Burada kilit ifadeler var. Mesela, daha önce uygulanmayan bir kuvvet - basınç - ağırlık , uygun zemin şartları gibi.

    Bunlara, kayaçlara yeni uygulanan bir işlem/işlemler, deformasyon yaratacak patlamalar gibi etkenleri de eklemek mümkün.

    Yukarıda bahsedilen "hidrolik çatlatma" yöntemi kayaçlara uygulanan dış bir etki. Uygun zemin koşulları

    ile birleşince bahsedilen etkinin ortaya çıkması söz konusu olabilmiş.

    Ama aynı yöntem farklı bir zemin türü, derinlik, kayaç, aktif faylar ve daha bir çok parametre ile uygulandığında

    aynı sonuçları vermeyebilir. Bu da bilimsel anlamda bir genelleme değil de, yapılan çalışmanın bölgesel bir

    efektinin analizi gibi değerlendirilebilir.

    Tabi yer altı sularının kirlenmesi gibi efektler genele yayılabilen istenmeyen etkilerdir.

    Ben şahsen hiç bir düşünceye muhalif değilim aman yanlış anlaşılmasın.

    itirazım, yaklaşımın hemen kabul edilmeden bilimsel anlamda temkinli yaklaşmaktan ibarettir.


    Selamlarımla

    Dediğiniz gibi bencede cok sansasyonel bir habere benziyor. ancak derin olmayan sığı depremler için suyun etkisi olabiliyor diye hatırlıyorum. Celal Şengör hoca hangi yayındı tam hatırlamıyorum ama bir baraj yapımının bazı depremleri tetiklediğini tespit ettik demişti. Özellikle yanal atılımlı faylardan bahsetmişti. Baraj inşaşatı tamamlandıktan sonra milyonlarca metreküp su tutulmaya başlamasıyla baraj zemininde bulunan yüzeye 8 - 10 km lik bir fay hattının cok yüksek basınç değişimi nedeniyle kırılmasının mümkün olduğunu anlatmıştır. Bu mantıkla bakarsak cok büyük su kütlelerinin hareketleri küçük çaplı jeolejik oluşumları etkileyebilir ancak 200 - 300 km deki bir jeolojik oluşuma etkisi olacağını bende düşünmüyorum.

    Bunun dışında yeni kabul gören tezlerden bir tanesi de daha önceden örneğin egedeki bir depremin marmarayı etkileme şansının olmağı söylenirdi ancak yapılan istatistiki çalışmalar bunun böyle olmadığını aynı plakalar hatta bazı komşu plakalar üzerindeki her 4 ve üzeri depremin tüm plaka üzerindeki gerilim modelini değiştirdiği ve tüm bölgeyi etkilediği yönünde.

    Yani kısacası zamanında sansasyonel görünen bazı çaılmalar bir süre sonra kabul görebiliyor.

    Zaten yukarıda bir yerde, dalgaların deprem oluşturması ile ilgili makalenin eleştirisinde,

    dikkat çektiğim bir yer vardı. Makalenin esasında anlatılmaya çalışılan;

    Okyanuslar sanki boşta, bir anda suyla dolduruluyor gibi, yüzeyde oluşturacağı gerilim etkisinden yola çıkmışlar gibiydi hesapları.

    Aynı mantıkla, daha önce su olmayan bir havzaya su toplarsanız ( baraj gölü mesela) yüzey yapısı da uygunsa, meydana getirecği

    gerilim ve basınç etkisi mini depremler oluşturabilir. Çok büyük depremler oluşur mu?

    Bilinemez ama daha büyük depremlerin oluşum mekanizmaları farklı olduğundan ihtimal vermiyorum ama

    yüzey yapısı stabil oluncaya dek, depremcikler olası bir durum.


    selamlarımla

    Bende bu belgeye ulaştım bu arada :)

    Tabi oturup çevirmek lazım. Tam çevirmeden yorumlar yapmak yanlış olur.

    Ama yola çıkışı kabaca, yukarıda bahsettiğim şekilde yüzeyde oluşan büyük kütlesel devinimin, deniz toplam kütlesi

    ile oluşturacağı dikey yüklerin okyanus tabanına etkisi. Teorik olarak kütle - derinlik- dolayısı ile basınç parametrelerini

    kullanarak, " abi o ağırlıkla, okyanusta tabaka mı kalır beya" mantığı kurgulanmış.

    Fakat kabaca o ağırlık zaten var. Etki eden farklı kuvvet var olan ğırlık ile, rüzgarların harekete geçirdiği

    kütlelerin oluşturduğu ağırlığın farkı kadar olmalı. O fark da göz ardı edilecek bir farktır.

    Fakat ilk başta anladığım, ilk etapta sanki okyanuslar filan yok ama birden uzaydan dünyaya okyanusları

    döküp oluşturacağı etkiyi teori etmiş.

    Çok da inanılası değil gibi. Ama ilk fırsatta okuyup, anladığım kadarıyla bilgilendirmeye çalışırım.


    Selamlar

    çok ilginç bir gelişme, daha önce fırtına ile deprem ilişkisi konuşulmuştu ve hiç bir ilgisinin olmadığına dair bir çok şey yazıldığını hatırlıyorum. bu durumda geçmişe yönelik de yeni bir bakış gerekir? örneğin daha bu yıl bir çok şimşek aktivitesinin ardından Çanakkale'de irili ufaklı depremler olmuştu.

    diğer yandan aklımı kurcalayan bir konu da, fırtına hatları ile deprem ilgisine dair böyle bir bağlantı var ise, aynı şeyi bulut formasyonları ve depremler ile ilgili olarak da söylemek mümkün olabilir mi?

    Büyük olasılıkla fırtına- gezegenler - haarp- bulutlar ( haberci) gibi etkenlerin, depremlerin tetikleme sebebi

    olamayacağını yazanlardan birisi benimdir.

    Sebebi basit. Çok şiddetli rüzgarlar eğer zemin toprak ise belki yarım metre - bir metre derinliklerde etkili olabilir.

    Yağışlar da aynı şekilde. Hatta meteorolojik anlamda elektriksel olaylar da çok etkiye yol açamaz.

    Ama deprem aktiviteleri mesela en son Marmara depremleri sırasında dikkat ederseniz, 6 km. derinlikte

    oluşuyor. 6 km. derinliği etkileyen meteorolojik bir olayı hayal etmek güç.

    Bu rüzgarlar ile deniz altındaki depremler arasında ilişki kuran teorinin yola çıkışı,

    rüzgarların hacimsel olarak büyük su kütlelerini harekete geçirmesi ve bu hareketin

    okyanus yüzeylerinde sebep olduğu devinim.

    İki türlü sorun var :)

    Birincisi, bu su kütlelerinin devinimi ne kadar büyük olursa olsun, okyanus yüzeylerinde olan bir hareket.

    Fakat mesela Pasifik depremler deniz derinliği de dahil, 200- 300 km. derinde oluyor.

    Böyle bir derinlikte kütleleri etkileyebilecek dalgalar ne tür dalgadır tahayyül etmek güç.

    Ben açıkçası, orjinal yazıyı arayacağım ama, tamamen sansasyonel bir açıklama olduğunu düşünüyorum.

    ( öyle bir yazı varsa tabi)

    Bilim İnsanları Fırtına Depremleri diye yeni bir doğa olayı keşfetmiş.

    https://www.webtekno.com/deprem-yaratan…ldi-h78069.html

    https://edition.cnn.com/2019/10/17/us/…trnd/index.html

    Sonuç ta bir teori :)

    Uzay boşluğunda gök cisimlerinin dizilimlerinin bir depreme yol açabileceği düşüncesi de

    bir teori, hatta Haarp bile.

    O bakımdan "keşfedildi" denmesini yanlış buluyorum.

    Bir de çeviri sorunları var anlatımda, orjinali bulup okumak lazım :)

    Yani diyor ki bilinçleneceksiniz başka yolu yok;

    ...

    UYARI SİSTEMİ KURULU

    - “Deprem olduktan sonra dalga en yakın kıyıya 7 dakikada gelir. Bazı kıyılara gelmesi 10-15 dakikayı bulabilir. Yenikapı açıklarında olduysa 7 dakikada kıyıya varır. Hızı derinlikle ilişkili. Derin suda çok hızlı gider, sığ suya geldikçe yavaşlar. UNESCO tarafından Akdeniz’de tsunami uyarı sistemi kuruldu. Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa ve Portekiz’in uyarı merkezleri var. Bizim bölgemizde 6.5 şiddetinden büyük bir deprem olduğunda bu sistem uyarı veriyor. Uyarıyı AFAD alıyor. Ama uyarıyı vermek aslında işi bitirmiyor. Depremin şiddetinin saptanması 7 dakika sürüyor. En iyi ihtimalle 5 dakika alıyor. Uyarı geldiğinde 7 dakika geçebiliyor. Bu durumda yapılması gereken herkesin bilinçli olması”.

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/marmara…dakika-41353108

    Mikdat Hoca bugün attığı bir twitte, deprem erken uyarı sistemi ve sistemin doğal gaz akışlarını kesip kesmediğini soruyordu ve

    " sanırım kesilmedi" diye de bir bilgi vardı.

    Uyarı mekanizması, eğitim, insanların bilinçlenmesi ve sistemlerin doğru yönetilmesi de önemli.

    Konuyla ilgisi yok, onun için sizden özür diliyorum ama, yapay zeka ve mekatronik diye ekleyip, hemen kenara çekiliyorum Hocam.

    Diğer dediğinizin her şeyin altında imzam var :hfyeni (25)::hfyeni (25)::hfyeni (25):

    Bekleyip gorelim, en azindan sunu hem ABDye hem Avrupaya gosterdik, mudahale etmek sadece size ait degil gerektiginde bizde mudahale ederiz askeri olarak..

    Aklima takilan seyler var benimde ancak ilk bakista istedigimizi aldik gorunuyor,bekleyip bakacagiz bizim icin onemli olan sinirimizdan uzak olan pkk-pyd-ypgliler ve olusacak guvenli alana yerlestirecegimiz 3 milyon suriyeli..

    Putin ile toplanti bence daha kritil duruyor, eger rusya ilede anlasilir ve sonrasinda rejimle muhalifler masaya oturtulup( rusya garantorlugunde) cozume ulastirilirsa belkide suriyedeki savas son bulabilir..

    Çok doğru noktalar Hocam.

    asıl soru iki tane aslında.

    Birincisi Tampon bölge. Bu alan asla boş kalmamalı. Oraya mültecilerin ciddi bir kısmı yerleştirilirse bu başarıdır.

    İkincisi ve benim aklımdaki, YPG ne olacak?

    Bu işin nihai noktası ABD değil. Rusya ve Suriye olacak.

    Bekleyip görelim bakalım.

    Bir kaç soru var aklımda.

    - YPG 32 km. geri çekilince bence Türkiye tarafından ulaşılamaz hale gelecek iyice. ABD silah yardımını sürdürecek,

    Aynı zamanda Suriye ile bir anlaşmadan bahsediliyor YPG ile olan.

    Neden müdahale edemeyeceğimiz bir güç oluşmasına izin verdik ki topyekün imha şansımız da vardı.

    - 32 km tarafsız alan bana nedense Irak - 36. Paralel muhabbetini hatırlattı. ABD 36. paralel sınırlaması getirince

    PKK orada iyice palazlanmıştı hatırlayanlar bilir.

    - Kobani denilen bölge'nin akıbeti ne olacak.

    - Yaptırımların şartı harekatı durdurmak ise, YPG'nin güçlendiğini görür ve operasyon düzenlersek, başımızda Demokles'in kılıçı

    yüne sallanacak mı?

    - Orjinal belegelerdeki "ateşkes" kavramına takıldım çok. Ateşkes iki meşru devlet arasında olur.

    Biz kime operasyon yaptık ki orada? ( Bakın savaş filan demiyorum, operasyon diyorum. Bitiren ise ateşkes, ilginç)


    Bence çok sevinmeden köprünün altından biraz sular aksın diye beklemek lazım.


    iyi akşamlar

    Hocam, Haarp filan demode oldu :)

    Şimdi kuşlu sitede kahin ve türevleri var. Üst kat komşusu balkona çamaşır asmazsa, Marmara denizine

    bakıp, "uzak görü" yapıyor :D:D:D

    Akşam takipçileri "sorun yok" mesajı gelince uyuyorlar.

    Haarp filan olsa cevap veririm ama "uzak görü" bulgularına daha bakamıyorum :)

    selamlarımla