Hocam doktorasını bitirmiş ve şuanda devletin bir araştırma üniversitesinde doktora sonrası araştırmalarını yapan, yani ülkemizdeki en üst eğitim seviyesi olan üniversitelerden birinde bulunan birisi olarak, benim karşı olduğum şey küçümsemekle alakalı. Bu tartışmanın başlangıcını yapanla sizin mesajınızı beğenenler son zamanlarda ülkenin kalbur üstü üniversitelerine gidip imkan olanaklarına baktılar mı? Şuna emin olabilirsiniz 1960 larda 80 lerde hatta ve hatta 90 larda üniversitelerimiz imkan ve olanak açısından berbattı ancak eğitim çok iyi olmasada kötü değildi dolayısıyla imkansızlıkların içerisinden insanlar yetişti. Şuanda üniversitelerin durumu imkan açısından gayet iyi, hala eksiklerimiz var mı elbette var ama eskiye kıyasla son derece güzel gelişmeler var. Bu ön paragraftan sonra, ben bir üniversite mezunun yurt dışına gitmesine kendini geliştirmesi adına ( bakış açısı ve lisan) olumlu bakıyorum, öyle sanıldığı gibi yurt dışında iş imkanları filan mükemmel değil üstelik gittiğiniz ülkeye göre herkese kral prens karşılaması yapmıyorlar, bizden en büyük farklılık düzen ve oturmuş sistem(her anlamda).Yurt dışına belli süre gidilip kendini geliştirme tamamlandıktan sonra bu kişilerin ülkeye dönüşü sağlanmalı. Ülkemizin yetişmiş elemana ihtiyacı var uzun yıllardır bu sorunu yaşıyoruz ve hala birileri çıkıp yurt dışına göndereceğim çocuğumu diyince bana koyuyor açıkçası. Bu ülkede niye yaşıyoruz? yada yaşama amacımız ne para kazanmak mı? rahat yaşamak mı sadece? Bu ülkeye gençlerin yeni beynlerin fikirleri yön vermeyecekse onların dinamizminden yararlanamayacaksak, ilk 500 e daha çokk bizden üniversiteler giremez.
Katılmadığınız şeyin ne olduğunu anlamadım ancak anladığım kadarıyla cevap vereyim. Türkiyede eğitim sisteminin mimarisinin tekrardan kurulup yapılandırılması mucize filan değil, öyle sizin benim gibi çok fazla insanında fikirlerine ihtiyaç yok, 1960 lardan beri başlayan 1990-2000 lerde tavan yapan ve hala devam eden işi ehline bırakmama durumu önlenirse ve eğitimle ilgili zamanını bu işe veren insanlardan kurulu bir heyetin herşeyi değiştirip düzeltebileceğini düşünüyorum, bu kişiler ister siyasi iradeyle ister siyasi iradesiz heyet oluştursunlar gerekeni yapacaklardır. Biz 1960 tan beri genç nüfusumuzu salak saçma eğitim sistemleri ve bunların değişiklikleriyle heba ediyoruz bir 20 yıl daha heba edebiliriz ama 21. yıldan itibaren yetişenler herşeyi değiştirebilir.Eğitim konusu başlı başına ele alınması en ince ayrıntısına kadar düşünülmesi gereken bir konu çünkü eğitim düzelirse herşey düzelir..
Buarada sistemi eleştirisini biz yapmayacaksak kim yapacak? sokaktaki muhasebecimi?
Selamlar
Tabi ki yazdıklarınıza katılıyorum. Zaten kendi mesajımda da belirttim, yurt dışına gidecek olan bireylerin eğitimlerini tamamladıktan sonra mutlaka
bir dönüş planları olmalı. En basitinden bu ülkeye hepimizin olduğu gibi bir borçları var. Burada hemfikiriz.
Şimdi gelelim işin diğer kısmına. Sayılı üniversiteler haricinde eğitim kalitesinin yükseldiği görüşünde değilim.
1980 sonrası dönemde ( teknik anlamda) bazı kurumlar işlevsiz bırakıldı veya kaldırıldı. Mesela "Devlet Planlama Teşkilatı"
Bu kurum bildiğiniz gibi 5 - 10 yıllık planlar hazırlardı. Bu planlar gelişme durumuna göre ülkenin ihtiyacı olacak meslek gruplarına da yönelik
eğitim planlaması yapılmasını sağlardı. Yani gelecek mesela 10 yıl içinde, inşaat mühendisi, doktor veya işletmeci ihtiyacı belirlenebilirdi.
( tabi her plana kesin uyulduğu anlamı çıkmasın bundan)
Fakat planlama süreci sekteye uğrayınca ya bazı iş kollarında yetersiz mezun ya da bazı dallarda mezun enflasyonu oluştu.
Diğer taraftan eğitim kalitesi kısmına geleyim. Ben 1982 - 1986 yılları arasında okudum. Ben lise bilgim ile, yüksek matematik 1 ve 2'yi , fiziğin her iki dönemini de sorunsuz geçebildim.
Ama mesela benim kızım müfredat kaynaklı, üstelik Fen Lisesinde okumasına rağmen Türev ve integral konularını lise son sınıfın ikinci döneminde
üstünden geçerek sadece gördüler.
Daha vahim bir olay anlatayım, 2011 yılında çalıştığım yerde bir iş görüşmesinde, x2 fonksiyonunun türevini alamayan mühendisle görüştüm.
Kişisel bir durum desenizde, bu öğrenciyi mezun edebilen bir sistemin iyi bir sistem olduğunu kimse iddia edemez.
Yani kısa kesmek gerekirse, meslek planlaması, fakülte planlaması yapıp, kaynak ayırmazsanız veya yetersiz kaynaklarla lise ayarında eğitim verebilirsiniz. Tabi burada bazı kamu ve özel üniversiteleri kenara koyarak konuşuyorum.
Yazımın ikinci kısmında söylemek istediğim de kısaca şu;
Devlet aygıtında siyasi irade dışında değişiklik yapabilecek kişi veya kurum yoktur.
Söz sahibi olabilmek için de siyasete girip üst düzey kişilerden olmanız gerekli ama mevcut yapı buna da izin vermiyor.
Ya parası olan bir kişi olacaksınız, ya da liderin dediklerini yapacak bir kişi olacaksınız.
Siyaset harici kimse en basitinden eğitim ile ilgili en ufak bir şey yapamaz.
Yoksa dediğiniz gibi, bir kaç kişinin sıkı çalışması ile çözülebilecek bir sorun.