Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    GFS ve ECMWF gibi arkalarında çok güçlü destek olan 2 model bile, bırakın mevsimsel öngörüyü, 120 saatler de bile kendi içlerinde

    çelişki yaşıyorlar.

    Tamam mevsimsel öngörü de bulunmalarını ellerinde ki mecut bilgi ve yorumlamalar ile makul karşılasam bile,

    körü körüne bu öngörülere yaslanıp, enseyi karartmak da mantıklı değil :)

    Rahat olun sevgili Dostlar :)

    Güzel bir yaklaşım

    Çünkü yeni dikilen 11 Milyon fidanın suya daha çok ihtiyacı vardır

    Ancak ülkede benim tahminime göre 11 milyar civarı nüfusu olan ağaçların da yağmura oldukça fazla ihtiyacı vardır

    Bu işlerden sadece arkadaşların anlattığını kadarını bilsem de, bazı yerlerde hatta neredeyse ülke genelinde, beklenen yağışlar gelmeyince "kuru /kurak ekim" yapılıp, şimdilerde yağmur bekleniyor. Eğer beklenen yağışlar gelmez veya az gelirse, ekinlerle ilgili de ciddi sorunlar olacak.

    İnşallah hayırlısı ile bereketi ile gelsin yurdumuza yağışlar.

    Ayağımızı yorganımıza göre uzatma vakti arkadaşlar :)

    Az yakar, çok hız yapmaz çünkü emniyetli, bakım mastafı az, sadece 3 lastik, üstelik markası BMW

    Artık hayallerimi süsleyen araba bu :D:D:D


    df5f0d2dae894b1ec3c4dd.jpg

    Yerküre üzerinde volkanik faaliyetlerin artması, neredeyse magma'nın çıkış noktası sayılabilecek bölgelerden birisi Endonezya ve coğrafyasın da

    volkanik kaynaklı depremlere yol açacaktır.

    Bu deprem (ler) sonrasında bölge de güçlü yanardağ hareketleri görülmesi olası.

    berkay_tuku

    Karadeniz'de ki faylanmalar ile ilgili bir kaç şey paylaşayım bildiğim kadarıyla.

    Normal de, çok kaba anlatımıyla, Afrika plakası, Anadolu plakasının altına girip itmeye çalışıyorsa,

    bütünün parçaları olarak düşünürseniz Karadeniz de bu itmeden payını mutlaka alıyordur.

    Ama tüm sistem içinde Karadeniz, deyim yerindeyse "dış kapının mandalı" gibi düşünülebilir :)

    Geçmiş dönemler için yazılı tarihimizde, KAF hattının meydana getirdiği depremler hariç, Karadeniz kaynaklı deprem kayıtları

    neredeyse yok. Tabi Batı Karadeniz bölgesi Denizde olan depremleri kast ediyorum.

    Fakat Marmara denizi platosunun çökerek bir iç deniz meydana getirmesi, İstanbul ve Çanakkale boğazı

    oluşumları esnasında burada hareket olmadığını düşünmek bilim dışı. Ama yukarıda kullandığım deyimde olduğu gibi, bölge "dış kapının mandalı" olduğu için

    deprem oluş periyodları binlerce yıllık dönemleri kapsıyor olabilir ki, yine yazılı kaynaklarda burası merkezli deprem görülmüyor.

    İlgili bilim insanları, Karadeniz fayları derken, bu çökme mekaniğinden bahisle bir teori yaratıyorlar.

    Ama bana kalırsa önce KAF ve DAF hatlarının yaratacağı sorunları çözmek bizim için daha önemli olacaktır.

    Not 1 : "dış kapının mandalı" deyimini, Karadeniz'in Anadolu plakasının en kuzeyinde kalması sebepli yadım, Karadenizli dostlar

    rahat olsun, onlara taş atmadım :)

    Not2 : Yazdıklarım Batı Karadeniz içindir, yoksa Gürcistan, Bulgaristan kıyıları, Rusya için farklı dinamiklere sahip yapılar elbette

    mevcuttur.

    Narsil

    Halledilemeyecek sorun yoktur, yeter ki başlayalım.

    Elimde olsa sadece yurtdışına beyin göçünü durdurmakla kalmam, dışardakileri de getirmeye çalışırım ama artık benim için

    geç oldu :)

    Yarın başlasam ömrüm yetmez, ama sizler bunu yapabilirsiniz işte.

    Ne varsa gençlerde var, bundan da eminim.


    iyi akşamlar, selamlar

    Hocam doktorasını bitirmiş ve şuanda devletin bir araştırma üniversitesinde doktora sonrası araştırmalarını yapan, yani ülkemizdeki en üst eğitim seviyesi olan üniversitelerden birinde bulunan birisi olarak, benim karşı olduğum şey küçümsemekle alakalı. Bu tartışmanın başlangıcını yapanla sizin mesajınızı beğenenler son zamanlarda ülkenin kalbur üstü üniversitelerine gidip imkan olanaklarına baktılar mı? Şuna emin olabilirsiniz 1960 larda 80 lerde hatta ve hatta 90 larda üniversitelerimiz imkan ve olanak açısından berbattı ancak eğitim çok iyi olmasada kötü değildi dolayısıyla imkansızlıkların içerisinden insanlar yetişti. Şuanda üniversitelerin durumu imkan açısından gayet iyi, hala eksiklerimiz var mı elbette var ama eskiye kıyasla son derece güzel gelişmeler var. Bu ön paragraftan sonra, ben bir üniversite mezunun yurt dışına gitmesine kendini geliştirmesi adına ( bakış açısı ve lisan) olumlu bakıyorum, öyle sanıldığı gibi yurt dışında iş imkanları filan mükemmel değil üstelik gittiğiniz ülkeye göre herkese kral prens karşılaması yapmıyorlar, bizden en büyük farklılık düzen ve oturmuş sistem(her anlamda).Yurt dışına belli süre gidilip kendini geliştirme tamamlandıktan sonra bu kişilerin ülkeye dönüşü sağlanmalı. Ülkemizin yetişmiş elemana ihtiyacı var uzun yıllardır bu sorunu yaşıyoruz ve hala birileri çıkıp yurt dışına göndereceğim çocuğumu diyince bana koyuyor açıkçası. Bu ülkede niye yaşıyoruz? yada yaşama amacımız ne para kazanmak mı? rahat yaşamak mı sadece? Bu ülkeye gençlerin yeni beynlerin fikirleri yön vermeyecekse onların dinamizminden yararlanamayacaksak, ilk 500 e daha çokk bizden üniversiteler giremez.

    Katılmadığınız şeyin ne olduğunu anlamadım ancak anladığım kadarıyla cevap vereyim. Türkiyede eğitim sisteminin mimarisinin tekrardan kurulup yapılandırılması mucize filan değil, öyle sizin benim gibi çok fazla insanında fikirlerine ihtiyaç yok, 1960 lardan beri başlayan 1990-2000 lerde tavan yapan ve hala devam eden işi ehline bırakmama durumu önlenirse ve eğitimle ilgili zamanını bu işe veren insanlardan kurulu bir heyetin herşeyi değiştirip düzeltebileceğini düşünüyorum, bu kişiler ister siyasi iradeyle ister siyasi iradesiz heyet oluştursunlar gerekeni yapacaklardır. Biz 1960 tan beri genç nüfusumuzu salak saçma eğitim sistemleri ve bunların değişiklikleriyle heba ediyoruz bir 20 yıl daha heba edebiliriz ama 21. yıldan itibaren yetişenler herşeyi değiştirebilir.Eğitim konusu başlı başına ele alınması en ince ayrıntısına kadar düşünülmesi gereken bir konu çünkü eğitim düzelirse herşey düzelir..

    Buarada sistemi eleştirisini biz yapmayacaksak kim yapacak? sokaktaki muhasebecimi?

    Selamlar

    Tabi ki yazdıklarınıza katılıyorum. Zaten kendi mesajımda da belirttim, yurt dışına gidecek olan bireylerin eğitimlerini tamamladıktan sonra mutlaka

    bir dönüş planları olmalı. En basitinden bu ülkeye hepimizin olduğu gibi bir borçları var. Burada hemfikiriz.

    Şimdi gelelim işin diğer kısmına. Sayılı üniversiteler haricinde eğitim kalitesinin yükseldiği görüşünde değilim.

    1980 sonrası dönemde ( teknik anlamda) bazı kurumlar işlevsiz bırakıldı veya kaldırıldı. Mesela "Devlet Planlama Teşkilatı"

    Bu kurum bildiğiniz gibi 5 - 10 yıllık planlar hazırlardı. Bu planlar gelişme durumuna göre ülkenin ihtiyacı olacak meslek gruplarına da yönelik

    eğitim planlaması yapılmasını sağlardı. Yani gelecek mesela 10 yıl içinde, inşaat mühendisi, doktor veya işletmeci ihtiyacı belirlenebilirdi.

    ( tabi her plana kesin uyulduğu anlamı çıkmasın bundan)

    Fakat planlama süreci sekteye uğrayınca ya bazı iş kollarında yetersiz mezun ya da bazı dallarda mezun enflasyonu oluştu.

    Diğer taraftan eğitim kalitesi kısmına geleyim. Ben 1982 - 1986 yılları arasında okudum. Ben lise bilgim ile, yüksek matematik 1 ve 2'yi , fiziğin her iki dönemini de sorunsuz geçebildim.

    Ama mesela benim kızım müfredat kaynaklı, üstelik Fen Lisesinde okumasına rağmen Türev ve integral konularını lise son sınıfın ikinci döneminde

    üstünden geçerek sadece gördüler.

    Daha vahim bir olay anlatayım, 2011 yılında çalıştığım yerde bir iş görüşmesinde, x2 fonksiyonunun türevini alamayan mühendisle görüştüm.

    Kişisel bir durum desenizde, bu öğrenciyi mezun edebilen bir sistemin iyi bir sistem olduğunu kimse iddia edemez.

    Yani kısa kesmek gerekirse, meslek planlaması, fakülte planlaması yapıp, kaynak ayırmazsanız veya yetersiz kaynaklarla lise ayarında eğitim verebilirsiniz. Tabi burada bazı kamu ve özel üniversiteleri kenara koyarak konuşuyorum.

    Yazımın ikinci kısmında söylemek istediğim de kısaca şu;

    Devlet aygıtında siyasi irade dışında değişiklik yapabilecek kişi veya kurum yoktur.

    Söz sahibi olabilmek için de siyasete girip üst düzey kişilerden olmanız gerekli ama mevcut yapı buna da izin vermiyor.

    Ya parası olan bir kişi olacaksınız, ya da liderin dediklerini yapacak bir kişi olacaksınız.

    Siyaset harici kimse en basitinden eğitim ile ilgili en ufak bir şey yapamaz.

    Yoksa dediğiniz gibi, bir kaç kişinin sıkı çalışması ile çözülebilecek bir sorun.

    dediginle kendinde beyin gocu yapiyorsun zaten, sorunu cozmek yurt disina kacmak degil bu ulkede egitim sistemini ehli ellere devretmek ve yapilandirmaktir.

    Eğitim sisteminin içinde yer alan bir kişi olarak, eğitim konusunda yazdıklarınızı zevkle takip ediyorum. ( aslında bu konuda sizden biraz daha fikir arzu ettiğim de bir gerçektir:D)

    Mesajınızda katıldığım ve katılmadığım iki farklı unsur var. Birincisi, ülkenin geleceği, sanayi, teknoloji gibi alanlardaki gelişimi için beyin göçünde bende karşıyım. Bireysel anlamda tercihler yapılırken, kişi kendi ülkesindeki çalışma şartlarını sonuna kadar zorlamalı. Çok özel durumlar haricinde de ülkesinde

    kalmalı. Nedir o özel durumlar derseniz, nano teknoloji, robotik gibi örnekler olabilir. Onda da ülkeye hızla geri dönüş, esas fikir olmalı.

    Diğer taraftan katılmadığım düşünceniz, yine bireysel anlamda eğitim konusu veya diğer konularda yapabileceğim şeyler çok ama çok sınırlı.

    Kendim projeler üretebilirim, bu projeleri devletin ilgili kademelerine de gönderebilirim. Ama ne yazık ki belirleyici olamam.

    Belirleyici olabilmem için sahip olmam gereken temel gereklilik "siyasi" bir birey olmam.

    Ama ülkemde siyaset bizim gibiler için yapılamaz(!) bir süreç. Yeterli maddi kaynak olmalı en başta. Kaynak yoksa, bir partinin ilçe yönetimi, bilemediniz il yönetiminden ileri gidemezsiniz. Örneğin mecliste yer almak ciddi bir yatırım :)

    Ya parti liderine çok yakın olacaksınız, ya da belki milyonlar harcayacaksınız.

    Bu konuda çok doluyum aslında ama, yazacaklarım direkt sistemi eleştirdiği için yeri burası olmayacaktır.

    İyi çalışmalar diliyorum.


    selamlarımla

    Cagatay17

    R.Demirtaş Hoca'nın twiti ile de bu kötü gün için yaptığın hatırlatmaya, "devamlı olarak tetikte olmak, depreme hazırlanmak, unutmamak ve hep hatırlatmak"

    esasları içinde, kendi adıma teşekkür ederim.

    Düzce depreminde kaybettiklerimiz içiin Yüce Rabbim'den rahmet diliyorum. Mekanları Cennet olsun.

    Umarım çıkarmamız gereken dersler çıkarılmıştır.


    İyi akşamlar

    Vintersaga

    Sohbet gibi olacak ama;

    Ben kendi adıma Mekatronik mühendiliğini çok önemsiyorum. Yıllar önce çalıştığım firmanın

    makinalarının bir kısmı bir Yeni Zelanda firmasına ait makinalardı. Çok ucuza yaptırabileceğiniz makinaları,

    makina otomasyonundan anlayan yazılımcı ( kişi veya firma) bulamadığımız için, bu firmadan alıp yüzbinlerce

    dolar para ödüyorduk. Türkiye de var olan firmalar da çok spesifik konularda uzmanlaşmış ve belki de doğal olarak

    kendi sektörleri dışına çıkmayan firmalardı.

    Şu anda ki durumu çok iyi bilmiyorum ama, 2010 yıllarında, belki yüz milyonlarca doları bu

    yetersizlik sebebi ile dışarı veriyorduk.

    Hatta o dönem aramızda konuşurken, " eğer bu dönemde genç olsaydım sececeğim meslek Mekatronik olrdu" diye de

    konuşmuşluğum vardır :)

    Sadece mühendis olarak değil, hem mekaik hem de yazılım işini kendi içlerinde çözebilecek firma bile o dönemlerd

    yoktu. Şimdiki durumda da çok ümitli değilim açıkçası.

    Bir an önce yetişin de, bu ülkeye faydalı şeyler yapın..


    Selamlarımla