Hocam doğrudur. Çanakkale, Havran, Kuzey Ege bölgelerinde ağaçlar yaprak dökemedi. Erikler çiçek açtı. Bazıları meyve bile verdi.
Geçen gün Semih Hoca'nın bir konusunda da yazmıştım. Marmara'da Yağışlar geçen yıla göre %60 civarında azalmış durumda. Biliyorsunuz bitkilerin soğuklama süreleri var. Yani belli bir saat soğuk almaları gerekiyor. Bölgemizde geçen sene aynı zamana göre soğuklama süremiz 4 kat daha az. Bu hafta biraz fazla seyahat ettim. Kuzey ege ve güney Marmara'da sinek,tarım zararlıları, sivrisinek gibi haşerat hala aktif. Üreme süreleri uzamış durumda. Mevcut durum devam ederse ilerde sorun yaratabilirler diye düşündüm.
Konuştuğum hemen hemen her çiftçi , buğday vs ekimi yapıldığını ama yağmur olmadığı için durumun sıkıntılı olduğunu söyledi durdu. Mevsim böyle giderse ne yaparız diye düşünüyorlar.
Ne yazık ki evet.
Tabi ben bu işi arkadaşlarım kaynaklı takip ediyorum, çok bilgim yok ama, özellikle tarım zararlıları konusu ürkütücü.
Şimdi buğday ekimi yapıldı ama, doğal süreç - öngörülen süreç kayması yaşanıyor. Bu da belirsizlik yaratıyor.
İnşallah rekolteler de üzücü şeyler yaşamayız. Bu işlere biran önce Devlet'in el atması lazım.
Ama el atma derken, "atmosfere salınan sera gazlarını azaltalım" diye komisyonlar kurup, kulağımızın üzerine
yatmak değil, ekim takvimleri, dayanıklı tohum, yapay sulama ve aklıma gelmeyen ya da bilmediğim diğer konularda
acil önlemler gelmeli.
Sen yine atmosfere salınan sera gazlarını engelle ama o işin zamanlaması 15 yıl önceydi belki de.
Ama dediğiniz gibi, her geçen gün bölgemizde risk büyürken, Anadolu ovasının da çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Belki
orasının dinamikleri daha farklıdır ama risk büyük bence.