Dostlar radarlarda kırmızı kütleler gözüküyormuş. Kütahyada yada güney egede oturan varsa bi durum bildirsin
Beiträge von KARYAGISIST
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
-
-
Bugün Güney ege'den yurda giren akdenizdeki lodos yönlü tozlu ve nemli hava modellerde tahmin edilemeyen yağışlara sebep oluyor. Yağış olan yerleri kutluyorum.
-
İyi bakalım Meriçim hadi hayırlısı İstanbul Kartal'i soran sendin demi?
-
Yağışlar kesildi millet yine tüydü. Neredesin Oğuz03'üm? nerdesin Carl2'im?

-
Dostlar bugün benim yağış aşkı tekrar depreşti. Halk dilinde dua, tıp dilinde telekinezi dediğimiz olguyu harekete geçirmek için hemen bir atilim yapıyorum.
Kayseriden-Kars'a, Niğde'den-Erzurum'a, Yozgat'tan-Van'a, Samsun'dan- Adana'ya, İsparta'dan- Sivas'a, Afyon'dan-Şırnak'a, İzmirden- Maraş'a, Edirne'den- Muğla'ya, Bursa'dan-Elazığa, Bilimum iç bölgeler olmak üzere 2. posta yağışları yola çıkart yarebbi. 500 hpa'yi -20 yap, 700 hpa'yı 0 ve -1 yap, 850 hpa'yı +15 yapta muazzam fırtınalar oluşsun yarebbi. Rüzgârları dik açıdan estir, yer seviyesinde kuru hava birakma yarebbi. Batı sektörlü rüzgârlarla iç bölgelere daimi nem sağla, yağıştan bıktık aman ya diyene kadar bizi yağıştan usandıracak seviyede yoğun yağışlar ver yarabbi.
Basra alçak basıncıni yarı pasif durumda tut, arabistandan kuzey irak'a kadar kuvvetli yağış ver, ordan taşınan doğu sektörlü rüzgârlarda nemli essin, ara ara sağanak görelim temmuzdada yarebbi.Başta konya karapınar olmak üzere çölleşme tehdidi olan bütün lokalleri kuvvetli yağışlarla teyit eyle. Arap çöllerinden sel eksik olmasınki basra kuru havayı taşıyamasın yarebbi.
Modelleri yağışlarla taşır, haşır haşır yağış gostersinler yarebbi.Amin amin, taha ve yasin velhamdülillahi rabbil alemin el fatiha. Gecmislerin ruhu, toprakların suyu için hasseten Allah rizasi içün 3 ihlas 1 fatiha

-
Yaw çarşamba yazmışım, salı olacak orası çarşamba hiç yağış gözlemedim ben.
-
Bugün bizim ilçede 2 km'lik alanda muazzam yağış farkları oluştu. Aşağı mahallede 9 kg yağış, yukarı mahallede 1.2 kg yağış. Arada en fazla 3 km alan var ama işte konveks yağışların bir özelliği bu. Kumiliform bulutlar bir anda herhangibir lokal alanda manyetik çekime giriyorlar ve yük boşaltımları oluyor. Çarşamba günüde batı taraf bahçelere muazzam yağmış. Bu tip yağışlarda mutlaka çatıya balkona çıkıp, yağış için enerji oluşturmak lazım. Telekineziye inanırım. Uzaktaki nesnelere beyinsel enerji gönderme işine telekinezi deniyor. Yoksa akşama kadar bekle bulunduğun lokale adam gibi yağış düşmüyor. Geçmişte bizzat yaşadım. Nasıl olsa yağar derdim, pencereye falan fazla bakmazdım, lan zifiri karanlık olurdu yinede yağmazdı. Bu sene farkına vardım bu işin, ölümüne bulutlara bakıyorum çatıda balkonda gözümü kapatıp yağmur düşünüyorum. İyiki şu parapsikoloji işine girdim diyorum şimdi

-
Batı'nin neresi Oğuzum? sizin oralar mi?
-
Yaw ben kendimi eleştirmeyi severim Oğuzum. Ondan yazıyorum. Yoksa bir şizofren kendinin şizofren olduğunu kabul etmez devamlı savunma moduna geçer. Yine bir ateh kendinin bunadığını kabul etmez. Ama kendiyle barisik insan kendini şizofrende yapar, paranoyakta yapar, Tepki vermediğin sürece tüm etkiler etkisizdir. Sen bana bakma Oğuzum

-
Canım sıkıldı beya. Yağmur yağmur yağmurdanda usandım. Bugün hiç yağış düşmedi bende dur la iyi oldu bu dedim gittim ağaçları ilaçladım. Artık perşembe günü olursa olur olmazsada niye olmadı demem.
Yağmur falan iyi güzelde bu işin sonu yok. Yağmur zevki kalıcı olmuyor, misal ben pazar günü olan yağışı özlüyorum. Pazartesi olan yağışı özlüyorum. Ama dönüş yok. Sürekli geçiyor vakit. Birde rutin yağışlar oluyor yani aksiyon yok. Günlük 30 kilo dahi kesmiyor artık beni, hani son 100 yılın yağışı diyorlarya ondan olacak. Bir sabah kalkacağım, öğlene doğru hava zindan gibi olacak, o bulutlarin içinden en az 100 kilo düşecek her yer sele gidecek bende kendimi sel'in üstüne atıp hurra aşağı mahallelere gidecem. Ama yok, kıytırık 5-10 kilo yağış için kıçımızı yırtıyoruz, 40 naz ile yağıyor derken kesiliyor. Bana muson lazım, selde ineklerle beraber koşuşturmaca lazım. Selden kim ölmüş anasını satayım? Türkiyede ölenler selden değil öd patlamasından ölüyor. Çünkü hayat boyu sel'i öcü gibi gördüğümüz için bilinçaltına bu korku olarak itiliyor ve olağandışı korku durumlarında öd patlayıp dna zinciri kopuyor ve böylece finalizado oluyor.
Canım sıkılıyor be gençler! Survivor'a gidemedim diye canım sıkılıyor. Papağan balığı tutamadım diye canım sıkılıyor.

Beynim çok felsefi düşünüyor diye canım sıkılıyor. Artık hiçbirşeyden zevk almiyor bedenim. Bu hastalığa ne diyorlar şizofrenik dejenerasyon. İyice kafayı yediğim için canım sıkılıyor.
Kendi hastalıklarıma teşhis koyduğum için canım sıkılıyor. Zamanında elektriğe çarptırdım kendimi üstünede hergün pekmez içince böyle bir hastalık oldu. Her dakika bir halt araştırır oldum, araştırdığımla tatmin olmaz oldum, hastalığımın ilerlemiş olmasına teşhis koydum. Şizofrenik fikir bölünüp çoğalmasi hastalığı. -
5-6 gün dinlen bi Oğuzum. Millet patatese bi çapa yapsin ondan sonra yine yağar merak etme.
-
-
Afyon'da sağanak yağmur başladı.Ve çok çabuk kesildi demi? uyduda bulut yok artık noktayı koydunuz Oğuzum.
-
Kayseri merkezin tadı yok. Dün bizim ilçeyede 3-3.5 kg yağdı geçti. Ama gerekli parapsikolojik çalışmaları yaptım cumartesi günü hiçbir yere yağmazken haş diye bizim buraya boşalacak. Dün kıskandığım yerler oldu örneğin Ankara. 20 Kg ham yağış almışki ben rahat 25 var diyorum plüviyograf biraz arızalı. Kayseri merkez 3'ün 1'ini alıyor. Mayıs ayı ortalaması 55 kg kayseri şu an 25 kg'da çok vahim. Yozgat ve Sivasta boş geçiyor. Ama 3 aylık buharlaşma oranlarına baktım Sivas Yozgat ve Kayseride yağan fazla buharlaşmamış o yüzden bu şehirlerin aldığı 10 kg'lik yağış, güneydoğunun 35 kg'ına, Ankara'nın 25 kg'ına denk. Sorun yok aslında ama insanda sinirleniyor. Benim orta Anadolum yağış alamayacak kıytırık yerler 35'le 40 ile dans edecek yok öyle. Mayıs ayın'da gorulecek yağışların yüzde 90'ini alan yerler oldu oralara artık bi hoop ulan demek lazım. Al dedik diye hepsini götür demedik çok sinirlendim anasını satayım.
-
Oğuzum sen Afyonun tam olarak neresindesin? afyon merkez 2 kg diyor saat 18'e kadar. Az sonra 21'e kadar olan rapor gelecek ama Afyon meydan az yağış almış.
-
Gfs 12zde şov var şov. Doğu akdenizde yine bol yağış bol yağış. Zaman yaklaştıkça 18'inden itibaren yeniden yağış gösteriyor iç bölgelere inanılmaz perfect. Perşembe bizim burada şov var finali şov ile yapacağız. Ve part2'yede şovla başlayacağız hey maşallah be baba.
-
Sevgili Furkanın söylediği çok doğru. Beyne oksijen gitmiyorki. Bak burada bu duruma ömer hayyamın rubaisi var.
Dünya üç beş bilgisizin elinde.
Onlarca(onlar açısından) her bilgi kendilerinde.
Üzülme, eşşek eşşeği beğenir,
Hayır var sana kötü demelerinde.Bir insanın 5 göbek önceki atası zenginse, şimdiki beyinsel durumu ne olursa olsun zengin oluyor. Sen dünyanın en zeki adamı olsanda hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü insanda korku psikolojisi vardır. 5 göbek önce mesela o sadrazamın yegeni onun akrabası ona laf yok, o şunun akrabasıydı diye ta nerelere tarihleriz. Bizler şanslı değiliz. Örneğin bir üniversite 1. si bu ülkede bir şirkette genel müdür olabilir mi? yada yönetim kurulu başkanı? pek tabi olamaz. Ama soyadı osmanoğlu olan bir kişi elini kolunu sallaya sallaya kral gibi yaşar. Hiçbir zeka ölçütüne bakmadan milletvekili olabilinir, einstein 27 yaşına kadar işsiz yaşamış, şöhreti bulduğu zamanda hiç öyle zengin olmamış öyleyse bu işler zekaya bakmaz, soya sopa, yada bir soyluya yalakalık yapmaya bakar. Aslına bakarsaniz soy sopta insanların uydurduğu bir sosyokavram. İlk çağlarda kim daha dik ayakta kaldıysa ondan üreyen insan onun gücü sayesinde özgüven yakalamış, o onun, şu bunun derken özgüven duygusu yıllar içerisinde beyindeki şehvet merkezine giderek kodlanmış ve bu duygu nesilden nesile dna ile aktarılmış.
Zayıf tarafta kalan insanlarda gitgide pusmuş, ve uzun yıllar içinde bu bilgi dna'ya kod halinde geçmiş derken zayıf tarafta kalan bizler böyle pusuntu halde kalmışız. Öyle birşeyki bu genler türün hepsini geçte olsa etkiliyor. Tek çare farkına varmak ve bizden sonraki nesile bu genin fenotipini değiştirip aktarmak ki o da kolay değil yüzlerce yıllık bir süreç istiyor. O yüzden bir süre daha küçük insan olmaya devam furkanım. -
İstanbul'u bu hale getirenler utansin. 3. havaalanı ne lan? Yemişim ekonomisini. Ekonomi önce yeme içme ile başlar. Millet uçakla fazla yolculuk etmeden yaşayabilir ama yemeden içmeden yaşayamaz. Önce topraktan üreteceksinki yaşayabilesin. Ha şu da var insan Nüfus'uda müthiş artıyor. Normal olan rakam 2 milyarken şu an 7 milyara dayanmis bir nüfus var. Şehirde yaşayanlara kronik hastalık şart. Sırf ben bu yüzden küçücük bir ilçede yaşıyorum, parada pulda meslekte gözüm yok. Sadece geberene kadar sağlıklı yaşamak istiyorum. Fışılayarak yaşamak istemiyorum, acaba büyük abdestten kan gelip kanser olacak mıyım? şüphesiyle yaşamak istemiyorum. Bana bakan, avukat, mühendis demesinler ama sağlıklı şekilde yaşayayım.
Ormanımı bana verin, çok yıllık bitkileri bana verin, su kaynaklarımı kurutmayın başka ihsan istemem. Yemişim sosyal yaşantısını, gezmek tozmak bunlar lükstür. İnsanın İnsanla eglenmesidir. Bizler doğaya ait varlıklarız, sonuçta bir sirkülasyon olacak ve doğaya döneceğiz. Besin zincirinin en üstünde olduğumuza bakmayın neticede benim geberik bedenimide bir ayrıştırıcı yiyecek. Öyleyse sosyaliteye önem vermek niye? 3. havaalanı bir lükstür. Thy Avrupa'nin birçok firmasına sponsor oluyor peki avrupalı, okyanus aşırı seyahatinde thy kullanıyor mu hayır? Öyleyse neyin teranesi bunlar? yapsan ne olur yapmasan ne olur? Ama o oksijen kaynağı ağaçları kestirirsen çok afedersin yılda 15 kez check up 'a girersin fışılayarak yaşarsin hiçbir besini karnın doyarak zevk alarak yiyemezsin. Bana göre hava hoş ben küçücük 9000 nüfuslu ilçemde yaşarım ha elime az para geçer ama neticede temel besin maddeleriyle senin hazır besininden daha sağlıklı beslenirim ve mutlu yaşar mutlu ölürüm ama sen hayatta kaldığın hergüne lanet eder, her tarafın ameliyat masasinda deline deline ölürsün ey zengin godaman.



