Gitgide yükselen bir kayseri grafiği var. Dileğimiz bundan 2000 sene önce bizans zamanında olduğu gibi her tarafı orman bir kayseri ve iç kesimler. Eskiden anadolu ormanlıkmış beya. Bu kavak ağaçları falan orman familyasindan. Akdeniz zonu, bizim iç anadoluyu sıkıştırmaya başlarsa eskisi gibi yüksek yağışlar alırız. Kapalı havzada denize akmayan bir yerleşim yerindeki yıllık 500-600 mm, kıyı kesimin 1000 mm'sıne bedeldir. Çünkü ordaki su direk denize GERİ döner. Güneydoğu'ya bakıyorsun hiçbir denizin faydasi olmamasına rağmen, ekim-mayıs arası her ay 100-150 alabiliyor. Bunlar hep yazın biriken toz sayesinde oluyor. Toz su buharinı iyi konsantre eder, üst seviyedede yeterli soğuma olunca güneydoğu şov oluyor.
Birde tabi arap levhasının avrasyayı sıkıştırması var. O sıkıştırma sırasında açığa çıkan enerji depresyonik ve konvektif kararsızlığı artırıyor. Bu da yağış olarak yansıyor. Bundan sonra kışlar ilık geçsin hiç önemli değil, yeterki ortalamayı aşan yağışlar alalım.
Isınma olduğu sürece maddeler genişler, su tanecikleri bile büyür. Sibirya kışında iç kesimlerde yağan kar'a bakıyorsun büzüşük kristaller var. Ne yapayim kuru soğuğu? bize yağış lazım. Yüksek basınç öyle bir basıyorki kışın 1030 mb olan bir yerde sıçramaya kalk dizler müthiş yorulur. Çünkü 1013.3=0 metre yani deniz seviyesi olan atmosfer basıncı, gücünü artırarak, 17 mb daha basmış Aşağı yukarı -150 metre Yani denizinde altına inecek basınç var. Bu basınça adapte olan halkların gözü çekik olur. Çünkü yukarıdan müthiş yük biniyor.
Daimi alçak basınçta olan halkların gözü iri olur. Araplar, afrikalılar vs. Yarı yarıya 6 ay alçak 6 ay yüksekte kalanlar ortada olur. Bizim türkiyedede 7 ay alçak basınç 5 ay yüksek basınç yada 8-4 desek iriye yakın çekik gözlü oluruz.