Beiträge von KARYAGISIST

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Ecmwf salı ve cuma günleri datalarını Dmi ye gönderiyor. Ve Data en son pazartesi gününe ait, orada sıcak diyor burada soğuk diye birşey yok. Cuma günüde soğuk geçecek der. yalnızşu var eş zamanlı tahmin yapmıyorlar. Ecmwf pazrtesi mesai bitiminde gönderiyor, Dmi salı günü verileri yayınlıyor. Örneğin perşembe ecmwf modelleri soğuk olur cuma günü dmi aylık tahminde 4 hafta soğuk gösterir bunların bir bağlayıcılığı yok.

    Kıymetli dostlar modelin sinoptiğini incelemyip hazır çıkan metociel renk haritalarına bakacak olursanız yanılırsınız hayli olumlu bir güncelleme devam ediyor. Ben weatheronline dan sinoptik inceledim çok uçuk farklar yok rahat olun. Hazır çıkan renk haritalarına göre model yorumu yapılmaz bunu ancak tecrübesiz insanlar yapar.

    Kıymetli dostlar, çok sevdiğimiz Gfs modeli muhtemelen yerini Fım modeline bırakacak. En geç 2014-2015 sezonunda daha geniş çözünürlükte çıktılar üretmeye başlayacak Global anlamda. Özellikle kasırga mevsiminde amerikadaki yüksek başarısıyla tüm dünyada şu ana kadarki en yüksek başarı oranını veren bu modelin tıpkı 2000 lerin başındaki Gfs gibi rakiplerine çok büyük başarı farkı atacağı düşünülmekte.

    Fım'ın 336 saat çalıştırılması gündemde ve de çözünürlüğü yüksek olan ilk 168 saat içerisinde günde 2 kez güncellenmesi ve düşük çözünürlükteki 168 sonrasını günde 4 kez çalıştırarak olası uzun vade sistemlerde başarı oranını artırmayı planlamaktadır. Gfsin 2007 den beri rakipleri karısında sürekli düşen performansı ve son 2 yıldır global anlamda çıkardığı haddi hesabı olmayan hatalı ve ötelenmiş sistemler modele prestij kaybettirdi. Özellikle Gfsin kamusal alanda boy göstermesi bu prestijin boyutunu artırdı. Weather channel, metrogroup, weather underground, accuweather, wetterzantralle gibi kurumlar ve bu kurumların müşterileri durumdan hayli rahatsız. Fım şu an deneme aşamasında örnek çıktılar sunuyor ve de 19 haziran 2013 güncelleme uygulamasından sonra Gfse de örnek veriler temin etmeye başladı. O tarihten bu yana Gfsin yanıldığını hemen hemen pek görmedik. Özellikle yüksek çözünürlük kaynaklı ilk 192 saat içerisinde daha doğru teorilerle yüksek başarı grafiği yakaladılar. Ekim başı sistemi büyük başarıdır. Yaz boyu avrupadaki yüksek basınçları doğru konumlandırması bunun kanıtıdır.

    Ben bir yandanda Nasayı takip ediyorum, Nasa ağustos ayında güneşin manyetik alanının 4 ay içinde siyahla beyaz kadar keskin bir değişimle yer değiştireceğini açıklamıştı. Ve bu değişimin ne zaman gerçekleşeceğine dair tam tarih vermemişti. Kendi astronomik hesaplarıma göre bu durumun 12 gün içinde gerçekleşeceğini düşünüyorum. Nasadaki bazı yetkililerde benle aynı düşünüyor onlar hatta bu hafta içerisinde gerçekleşeceğini söylüyorlar.

    Bu ne anlama geliyor sevgili dostlarım? Bu şu demek makus talihimiz kırılıyor demek. Siyahla beyaz kadar manyetik kuzey ve güneyin değişmesi demek sizede gülecek bu kader demek. Beyaz ışığı ısıyı yansıtır, siyah emer. Bu güne kadar biz siyahtaysak ve umuyorum öyledir artık beyaz tarafa geçme vaktimiz geldi. Herkes müsterih olsun Gfsin gösterdiği çıktılar, Fım kontrolünde ve Ecmwfden hayli avantajlı bu hususta. Ecmwf nin yada başka bir modelin en azından önümüzdeki 4-5 yıl Fım la mücadele edebilmesini beklemiyorum. Gfs demiyorum bakın çünkü Gfs i geçtiğimiz 2-3 yıl kısa vadede Ukmet, orta vadede ecmwf, uzun vadede kendi bünyesindeki kanadalı Gem bile geçti. Ama Fımı bunlardan herhangi birinin en az 3-4 yıl geçmesi olası değil neden? çünkü teknolojinin en son nimetini kullanıyor bu Fım küresel modeli.

    Yani kısaca diyorumki Gfs in Fım destekli her çıktısı %55 güvenilirdir. Müsterih olun arkaya yaslanın. Gfs in ne zaman abartı teoriler üreteceğini zaten söyledim geçmişte. Ve şu an ürettiği teoriler hiç abartı değil, yaklaşık olarak gerçekleşme ihtimali yüksek olan çıktılar. Hele o güneşteki değişim olursa varya değmeyin amatör havadelilerinin keyfine ☺


    Özür dilerim ama Yazı alıntıdır diye yazdım

    Mesleğine ve çoğu bilgisine saygı duyduğum faydalı olmaya çalışan Havadelisinin her seferinde bu gibi şeyleri küçümsememesi noktasında istedim bunu. Kendisi makine mühendisliği okumuş, astronomik teorilerden çok fazla anlamayan bir kişi. Fakat yapsısndan mı kaynaklı bilmiyorum ancak benden uyanığı sevmem anlayışı var. Kendisi isviçrede 1-1.5 yıl doktora yapmak amacıyla yaşadıya başkası emek vermeden ondan çok şey bilirse kaldıramıyor bu durumu. Haklıda aslında lakin ben asla bodoslama konuşmadım. Ta 28 ekimde süreç 42 gün sürebilir diye tarihte belirtmiştim. 20 ekim-1 aralık arasını kapsayan şekilde. Bunları kafadan atmak mümkün değil. Pertürbasyon teorilerinide aynı şekilde. Neyse fazla uzatmayacağım sonuçta saygı duyduğum bir kişi isteyen havadelisinede inanabilir kimseye karışıp akıl vermek haddime değil. Neticede kısada olsa yurtdışı tecrübesi var, bizden daha fazla şey biliyordur. Bu konuyu fazlada uzatmıyorum sizdende ricam oradan oraya yorum taşımayın, özgün fikirler üretin, başkalrının yazdıklarıyla var olmayın. Hiç yazamıyorsanızda yazacak seviyeye gelene kadar bu işe temel coğrafyadan başlayın. Modelcilikle hayat geçmez. Dediğim gibi herkes her yeri okumakta özgür. havadelisine inanmaktada özgür. Yanlışta birşey söylemiyor aslında fantezi yapmayın diyor ancak oraya koskoca teoriyi yazdık, modellerin hepsi bir teori neticede. O yüzden kendisinin bu konuyu tekrar değerlendirmesini umuyorum.

    Ara Çalıştırmada girilen karmaşa teorisi verilerinin, ana çalıştırmaya göre daha fazla yanıldığı bir gerçek. 7 mesaj önce bu durumu öngörmüştüm, erken sevinmenin lüzumu yok, bilimden gözlemden şaşmayın. Duygularla değil, mantıkla hareket edin. Karamsar denizde yelkenle giderken, rüzgara küfreder, iyimser rüzgarın geçmesini bekler, mantıklı adam ise yelkenini rüzgara göre ayarlar ve yoluna devam eder. Bu felsefeyi asla aklınızdan çıkarmayın.

    Haftasonu modelcileri ara 18 z güncellemesinde sazı eline alacak, pertürbation verilerini farklı girip tepetaklak soğuk modeller göstertebilirler Türkiye coğrafyasında. Sakin olun hemen olacakmış gibi sevinmeyin. Su sıcaklığına bağlı karmaşa teorilerini iyi yorumlayamıyor haftasonu çalışanları. Bu yüzden sisteme abartı veriler girip model her geçen saatte o hata payıyla yanılabilir. Çalıştırmanın çözünürlüğü zaten 192 den sonra düşüyor ve 72 den sonra her saat hata payını artırıyor.

    e: küçük parametre A: tam çözüm
    Tam çözüme yaklaşımlı çözüm: A=e0A0+e1A1+e2A2...
    A0: kesin çözümlü problemin çözümü
    A1,A2,... : higher order sistematik prosedürde tekrarlanarak bulunan terimler
    Pertürbasyon çözümü, yaklaşım serilerini belli bir noktada kesmekle yapılır. Genellikle çözüm, ilk iki terim A0+e1A1 de kesilebilir. Bu I. dereceden pertürbasyon düzeltmesi ve ilk çözümüdür.


    Şu yukarıdaki teoremde ilk veriyi nasıl girerseniz bilgisayar sonraki verileri ona göre hesaplamaya çalışacaktır. Tecrübeli çalışanlar bunu daha doğru girerken asistanlar biraz heyecanlı senaryolar üretiyorlar işin garibi hepte türkiyeye denk geliyor bu yanılma ☺ ☺Rusya da aynı şekilde tabi.

    Şevket Göke çok atıp tutan oldu ama adam gayet inandıklarını söyledi, diğer türlü insanları sonsuz bir umuda hapsetmek çok büyük vebaldir. Hoşlanmasakta gerçekleri söylemek her zaman yeğdir. Adım adım gitmeliyiz bu sorunun nedenlerini irdelemeliyiz sürekli tarihleri tehir ederek olmaz bu işler. Anı analiz etmeliyiz.


    Şu anda termik kökenli yüksek basınç merkezlerinden esen rüzgârlar doğu kökenli. Yani kutup rüzgârları dediğimiz sürekli rüzgârlar daha aktif. Bu durumda okyanusların batı kıyılarına soğuk havaların inme olasılığı daha yüksek. Bu ne demek? bu şu demek Atlantik okyanusunun batı kıyıları yani Doğu Amerikaya soğuklar akarken aynı Atlantiğin doğu kıyılarında daha ilık havalar olacak demek. Aynı şekilde Pasifik okyanusunun doğu kıyıları olan batı amerika ilıkken, batı pasifikteki uzak doğu'nun kıyı ülkeleri soğuk olacak demek.

    Ne varki; kutup rüzgârları etkinliğini bir müddet zayıflatacak. Bu sefer dinamik yüksek basınç merkezleri batı sektörlü rüzgârlarla okyanusların doğu kıyılarını soğutmaya başlayacak. Bu durumdada Türkiyeye kuzeyden gelecek sert salınımların önünün açılma ihtimali yükselecek. Ancak şu da varki aynı batılı rüzgârlar güneybatıdanda sistem getirebilir. Okyanusal su sıcaklıklarında makas çok fazla açılırsa yani negatiflik fazla kaçarsa sistemlerin güneybatıdan gelme ihtimalide yükselir. Şu anda sibirya bölgesinde ve kuzeyde kar örtüsünden dolayı ağır bir hava var. Ağır hava her zaman inicidir. Ve batı avrupada hemen hemen yaz boyu süren azor hâkimiyetinden dolayı okyanusun doğu kıyısına hep ılık ve güneyli hava akımlari egemen oldu. Ilık hava yükselmeye meyillidir. Gerekli şartı bulduğu zaman onu tutacak soğumayı bulduğu zaman deli gibi alçak basınç ağları örer. Şu anda kutup rüzgârları yükselen ılık havayı tutuyor ve alçak basıncı derinleştiriyor. Bu durum tahmini olarak bir süre daha devam edecek ne zamanki batı avrupada su sıcaklıkları normaline yaklaşır o zaman hava ağırlaşıp çöker yani azor hakim olur. Aksi taktirde süreç sanılandan uzun sürebilir.

    Ayın 17 sinde (ekim)bu başlık ilk açıldığında yazmış olduğum yazı. Yazının son cümlesini dikkatle okuyun süreç sanılandan uzun sürebilir demişim. Süreç sanılandan hayli uzun sürdü. Artık Türkiye coğrafyasını tahmin etmek zor değil. Bilimsel anlamda ileri gitmezsek, bu sürecin sebeplerini araştırmazsak, her geçen yıl dahada kötüye gidecek. BU gelmeyen ve ötelenen sistemler doğanın çok ciddi bir ültimatomudur Türkiye adına. Geçmiş yıllarda amatör tahminciler arasında üretilen birçok teori ve klişe sözler artık etkinliğini kaybediyor. Ao şöyle olursa şurası söyle olur, Nao şöyle bize yarar söylemleri tüm vesaiyetini kaybetmiştir. Ao kara yüzeyindeki ve kara atmosferindeki ağır karbonik gazları tahmin edemez. Bu gazların tetiklediği yüksek basınç alanları genişlerse tüm Ao Nao çöpe gider. Türkiyeye inmezde gider İtalyaya iner. Çünkü İtalyan doğasının kıymetini biliyor geliyor Pirelli fabrikasını Türkiyeye kuruyor, kendi havasını tehdit edecek bütün argümanları ülkesinden uzaklaştırıyor. Eee doğruya doğru sistemin inmesini hakediyorlar. Doğaya ve insana sahip çıkarak. Ben sistem olsam bende İtalyaya ispanyaya inerim. Adamlarda müthiş bir doğa bilinci var. Papasından kardinaline adam doğayı korumayı farz yapmış. Bizde hala yol yapılacaksa ağaç kesimi mübah, havaalanı yapılacaksa ağaç kesimi mübah diyen diyanet işleri var. Sebebide insanlığa faydalı girişimler olmasıymış. Türkiyede İsmet İnönü döneminin sonlarına kadar olan dönemle sonrasını bir araştırın Ormanlık alanlar ne hızda azalmış. İstanbulun 1960 da nüfusu 1.5-2 milyonmuş. 1950 de 1 milyon. Gelen kapitalist destekli yöneticilerin doğayı ne hızla tükettiğinin farkına dahi varamıyoruz. Nüfusu şehirlere yaymak yerine kendilerine savaşacak ölecek eleman yetiştirmek uğruna İstanbulda konuşlandırmış nüfusu. Bir yerde iş arayan ne kadar çok olursa nüfus ne kadar çok olursa ucuza çalışacak köleler o kadar kolay bulunur sevgili dostlar. Bu kapital ekonominin mantığı. Ve en çok gelişmemiş ülkelerde iş yapar bu mantık. Doğayı tahrip ettirirler bu bağlamda. Kaynakları hızla sömürürler, sisteme hizmet etme potansiyeli bulunan bütün doğal alanlar gönül rahatlığıyla iktisadi teşebbüse dönüştürülebilir bu düşünce yapısında. Bu yaşadığımız günlerin hesabını modellere endekslere sormak yerine oturup sakin kafayla düşünün bi biz ne yapıyoruz biz neyi destekliyoruz diye? Doğayı korumayanlara neden tepki koymuyoruz habitatları bitirenlere neden duruşumuzu sergilemiyoruz diye. Karadenizli kardeşim göç etmeyin İstanbula. Köydeki doğal yaşamı bırakmayın. sizin bıraktığınız coğrafyada yavaş yavaş doğa tahribatı başladı, yakında karadeniz dahi kurak bir bölge olacak lütfen bilinç.

    Oğuzum biz doğayı sevip değer veriyor muyuzda ondan değer bekleme olayına giriyoruz. İnsanın ve Doğanın bu denli değersiz olduğu herhalde dünyada 5-10 ülkeden biriyiz. Doğal habitatı bitiren adamlar, Faunaları, Floraları hızla yok eden adamlar çıkıp pişkin pişkin şuraya istedikleri kadar ağaç dikelim diyor. Biyoloji biliminden, botanik biliminden bihaber ömründe bir kere olsun bu bilimlerin kitabını okumayan adamlar şuraya şu kadar ağaç dikeriz diyorlar trajikomik. Sen dikersinde o ağaç oraya tutar mı? biyolojide iki önemli kavram vardır adaptasyon ve seleksiyon. Kültürlü bitki yabanıl doğaya uyum sağlayamaz. Toroslarda bir belgesel çekmişlerdi, kızılçam ve karaçam ormanlarını kışın ta kozalaktan dağa saçıyorlardı, yetişmeleri 2-3 metre boya ulaşmaları 6-8 yıl alıyor, tam yetişkin olmaları 17-20 yıl. Yani hazır getirilip dikilen ağaçlar ancak günlük sulayabildiğin şehir merkezlerinde şeritli yollarda tutar. Yabanıl doğada tutmaz. Böyle böyle doğaya değer vermezsen, doğa seni adam etmek için şamar oğlanına çevirir; kurunun yanında yaşta gider. Daha bunlar iyi günler sevgili dostlarım an be an gün be gün nasıl bir gaflete düştüğünüzü anlayacaksınız ve geçmiş her gününüze lanet edeceksiniz. Biz kimlere güvenmişiz biz Doğayı sevmeyen dolayısıyla insanı sevmeyen bu adamları nasıl başımıza yönetici atamışız diye kıvranıp duracaksınız. Hâlâ gözlüğünü çıkarmayanlarıda Doğa kuraklıkla terbiye edecek. Jeoloji bilimi bize bunların geçmişte kanıtlarının olduğunu gösteriyor. Nasılki 8000 sene önce karadenizin 140 metrelik çukuru dolup deniz olduysa bir 7.7 lik deprem olur en dar noktada 698 metrelik yeri çok ilginç bir şekilde akışa kapatırsa al sana 100 sene içinde kurak bir karadeniz ve her geçen yıl kuraklaşan karadeniz. Tabi bunlar süreç istiyor benimki ütopik bir varsayım. Şimdi Türkiyenin batısındaki bu doğa kıyımı doğuyuda etkiliyor çünkü dünya batıdan doğuya dönüyor, Marmaranın Egenin ceremesini, erzurum, kars bile çekebilir çekiyorda. Bunun engellenmesi için yabancı petrokimya şirketlerini denetleyeceksin başka çare yok. Onun ürettiği gaz emisyonunu her ay takip edip gerekli sistemleri kurması için uyaracaksın. Devletin görevi denetlemektir. Haa sen denetleyeceğinyerde sıcak para dönsün baba, önemli olan günü kurtarmaktır, benden sonra tufan kimin umrunda dersen birde ona çanak tutar ve desteklersen doğa sana yavaş yavaş şamarı vurmak için eline tükürür şöyle okkalı bir şaplak atmak için gerilir iyice. . de zıplarsın 2012 olur, 2. de zıplarsın 2014 olur ama 3. de şaak diye yediğinle yere yazıldığın kalır. Bugün italyanlar, Fransızlar kafasız mı? Michelininki biraz daha hafif ama pirelli resmen Türkiyede havayı kirletiyor. Neden İtalyada değilde Türkiyede petrokimya üretiyor bunu düşündün mü? tüm özelleştirlen petrokimya rafinerilerinde deneti yok yaw bu doğa kıyımıdır. Orta anadolu kırıkkalesi, zartı zurtu hep denetimsiz. Sonrada gelip burada sistem şunun için gelmedi, 2012 dede böyle olduydu diye kendimizi avutuyoruz. Sorunun kaynağına inmek lazım. Doğayı önemsemek ve sahip çıkmak lazım. Sahip çıkmayanlara itiraz edip eleştirmemiz lazım tabiki makul kurallarla. Vurdulu kırdılı değil. Fakat sahip çıkmayanlarında çıkıp hem suçlu hem güçlü olup milleti ezmemesi lazım. Bunlar olmasa doğa yavaş yavaş öyle bir son hazırlarki, bir lokma ekmeğe muhtaç olabiliriz bundan 15-20 yıl sonra. İstanbuldaki, Tekirdağdaki, Kocaelideki, Edirnedeki, İzmirdeki, Çanakkaledeki, ve çevre illerdeki vatandaşlar çıkıp denetimsiz fabrikaları tespit edecek en üst teknoloji arıtıcıları taktıracak. hakkını arayacak ve Doğa tahribatı yapması muhtemel yerlere Petro-kimya fabrikası lastik fabrikası vb. açtırmayacak. herkes azıcık aşım ağrısız başım derse sonunda 1 lokma ekmeğe muhtaç hale gelir. Haa yok asla öyle olmaz rahat ol diyenler varsada onlara sözüm daha 2 haftalık modelleri göremiyorsun 15-20 yıllık geleceği mi göreceksin şeklinde olur. Önce yaşam kalitenizi ve insanların yaşam kalitesini ve genelde doğanın yaşam kalitesini yükselteceksinizki Doğaadan kar yağmur isteme hakkını kendinizde görün. Yoksa yattık yerden aman kar gelsin artık aman bıktım yüksek basınçtan demekle olmuyor. O yüksek basınç alanları neden eskiye göre daha geniş alanlara yayıldı bunun bilimsel sebebini aramaya bakacaksınız sevgili dostlarım. Bilimsel sebebide zaten kimya bilimiyle uğraşanlar kolaylıkla bulacaktır.


    Görmüş olduğunuz gibi kutup rüzgârları hâlâ etkin ve okyanusların batı kıyılarına soğuğu taşıyor. Yani Doğu Amerika, kuzeydoğu amerikaya falan.Tabiki kutup rüzgârları dünya döndükçe etkisini sürdürecek ama jet streamlar bunların etkileyeceği çanağı belli edecek. Yani soğuklar bu gittiği doğrultuda High pressurele karşılaşıp saat yönünde tekrar kuzeye çıkıp dönerek saat 1-2-3-4 yönünde güneye inmeye çalışacak.Bunlarda kolay şeyler değil. Astronomik hesaplamalara göre başlangıç zamanından itibaren en az 3 hafta sürüyormuş. Yani ne zaman başladıysa o tarihten itibaren 3 hafta tutun. Saat 1 yönüne kıvrıldıktan sonra 3 hafta daha tutun gerçek kış o zaman başlayacak ne yazıkki. Bu da ekim 20 desen aralık 1-2 ye denk gelir. Yüksek basınç tabiki 42 gün durmayacak ama soğukların ısrarla bizi etkilemeye başlaması aralık 3-4'ü bulabilir. Zaten Accuweather kaynaklarından aldığım bilgiye göre onlarda böyle

    bir durum bekliyor.

    28 Ekimde yukarıdaki durum hakkında uyarmıştım. Bilim ve astronomi yine doğruya en yakın teoriyi üretti.
    Bilimin ışığından şaşmayın sevgili arkadaşlarım. Astronomi ve Astrofiziği mutlaka araştırın, modellere indekslere bakmadan evvel bunların temel etmenlerini iyice kafanıza kazıyın. Hatta coğrafyada eksikleriniz varsa önce coğrafyadaki temel kavramlardan başlayın bunlar ayıp değil. Okyanusal su döngüsünü bilmeden nerelere nasıl sapacağını bilmeden hazır çıkan Ao-Nao-Ensolara bakmayın. 2. el bilgi çok tehlikelidir temeli iyi atınki üzülmemek namına elinizde bilgi gibi eşsiz bir hazine olsun. Aksi takdirde şunu bekliyorum bunu bekliyorum demek dışında yorum çeşitliliği sağlayamazsınız. Bilim herşeye geniş perspektif ister, bilim temelde faydacılık ister, ben demişlerden hoşlanmaz, bilim bireysellikten hoşlanmaz, bilim eleştiri ister, bilim katılım ister. Burada bizi okuyan her arkadaşın istisnasız katılım ve eleştirilerini bekliyorum. Olur ya ben anlamıyorum diyenler olabilir, onlara güzel bir coğrafya sitesi vereceğim orada temel kavramları okuyup eleştiri yapabilecek bir seviyeye gelsinler ancak ve ancak o zaman başarılı tahminler ve başarılı sistemler gelir. Doğa pasif enerjiyi sevmez, nerede pasif ve durağan enerji varsa oradan uzaklaşır pozitivite. O yüzden herkesin aktif olarak kendini yenilemesini, araştırıp inceleyip pozitif bir bakış açısıyla burada çıkarım yapabilecek düzeyde yorum yapmasını bekliyorum.

    Ben artık tarih vereyimde bitsin bu eziyet bu çile. Değerli ve sevgili dostlr; 7-8 gün önce yaptığım yorumumdada belirtmiştimki kar oluşturabilecek düzeydeki ilk soğuk hava dalgasını 22-23-24 kasımdan önce beklemeyin diye istirham etmiştimki strese girip kortizon salgılayıp erken yaşlanmayasınız. Güzel kardeşlerim hiçbir zaman puzzlenın bir parçasına bakarak koca resmi göremezsiniz. Sadece Gfs Europeye bakarak tahmin yürütemezsiniz.

    Mesela İskandinavyanın kuzeydoğu taraflarından soktuğu poların Atlantik suyu ile olduğu kadar pasifiklede ilgisi var. Okyanuslarda Dna zincirine benzer su döngüsü vardır, Dünyanın çevresini sarar bu akış döngüsü.Aynı mumyalama yapar gibi baştan ayağa kadar gider dolanır gelir tekrar dolanır vs. Tarihleri bilmek için astronomiye ve astrofiziğe meraklı olmak gerekir. Bu döngülerin olası sonuçlarını tahmin etmek sayısal modellerin haddine değil. Sayısal modeller sadece yağışı oluşturan ve uzaklaştıran verileri sistematiğe döker objektif bir şekilde yayımlar. Okyanus yüzey sıcaklılarını, toz-aerosol konsantrasyonlarını ölçümleyen cihazları belli bir hata oranıyla çalıştırırlar. Buharlaşma ve hava parsellerinin ağırlıklarını bu cihazlarda varsayarak yani hipotezle hesaplamaya çalışırlar uzun vade için. Dünyanın küresel şeklinden ötürü sürekli rüzgarların etkisinde kalan yerleri hesaplamak kolaydır. Örneğin doğu amerika yani batı atlantiği hesaplamak kolaydır. Çünkü Kutup rüzgarları 60 enlemine kadar sürekli Okyanusların batı kıyılarına sapar. Batı rüzgarlarıda doğu kıyılarına. O yüzden Gulf stream sıcak oluyor, Labradorda soğuk. Şimdi bu temel coğrafi teoremleri bilmeyen, 6,-7. hislere göre tahmin yapanlar olursa, günün birinde esp-zener yetenekleri ve içindeki telekinezik güç biter tahminleri tutmaz olur. Önce bilimi anlayacağız sevgili dostlar. Bilim bir bütündür parçalanamaz. Zaten okyanusun batı tarafının kuvvetle etkilediği bir coğrafi konumda bulunmaktayız. Golf Stream körfez akışının hızı yavaşlamadan ne yazıkki her 4 kıştan 3 ünü sıcak geçirmek zorundayız demektir bu. Çünkü o golf stram dediğin ta meksikadan geliyor bizi etkilemez dediğin o akış, Kuzeybatı afrikada 2 kola ayrılıyor, biri o bölgeyi yani batı-kuzeybatı afrikayı yağışlı yapıyor diğeri ingiltere, fransa kıyılarını. Akdeniz kanalıylada kışın bu yağışlar italyaya ve çevre ülkelere bize taşınıyor ama tabiki ihtiva ettiği ılık su olduğu için genelde yağmur şeklinde yağış alıyoruz. Eskiden bu kadar karbon emisyonu yoktu dostlar. Karbon ve türevi gazların en büyük özelliği havayı ağırlaştırıp yüksek basınç alanlarını genişletmesidir. Eskiden alçak basınç batı avrupadan taşındığı vakit yukarı çıkabilir genişleyebilirdi balkanların orda ters saat yönünde dönerek doğu akdenize inmeye çalışır, arkasında bulunan kuzeyli rüzgarlarla kuzeyin soğuk havasını çekip kar yağışlarına neden olurdu. Şimdi hava parselleri o kadar ağırki, kuzeydeki güneye inmekte zorlanıyor, güneydeki kuzeye çıkıp dönüp gelmeye zorlanıyor. Bizim şansımız Alp-himalaya dağ kıvrımları boyunca karasaldan sokulan alçak basınçlar olmuştur geçmişte..

    Eskiden bu dağ rotasını izlerdi hava kütleleri. Şimdi ağır hava hafif havanın üstüne o kadar çöküyorki. o ağırlığa dayanamayan hafif hava yani alçak basınç hemen kaybolup yerini yüksek basınca bırakıyor. İşi politikaya dökmeyim diyorum ama elin İtalyanı, ülkem kirlenmesin diye pirelli lastiklerini İzmitte üretiyor, sende bunu bir övünç meselesi gibi yabancı yatırım diye Halka yutturmaya çalışıyorsun. Getirdiği 3-5 günlük sıcak para dışında sen ona kobaylıktan başka birşey yapmıyorsun. İnsanın zehirleniyor, her zaman marmarada en yüksek sıcaklıklar sakarya-izmit civarında ölçülüyor ve sen utanmadan buna yatırım diyorsun. Kontrol sende mi yatırımın kardeşim? havayı temizleyecek sistem kurma zorunluluğu getirdin mi italyanlara? ve en önemlisi orayı denetleyebiliyor musun? Devlet anlayışı kısa vadeyi kurtarma anlayışı değildir. Sıcak para emisyonun kesildiği zaman, tüketmeyide tükettiğin zaman 15-20 yıl sonra herkesin kafasına dank edecek ama çok geç olacak. İzmitteki sakaryadaki zehirli göllerin hesabını kime vereceksiniz? ya istanbulu? İstanbulda fener rum patrikhanesi ve şişlinin o taraflarda hava inanılmaz temiz, orayı bir geçiyorsun bağcılar, güngören tam rezalet. Elin hristiyanı canının kıymetini biliyor aga. İnsanın bu kadar değersiz olduğu başka bir ülke tanımıyorum. Halbuki bizim insanımız samimi, sadık itaatkâr fitne fücurat düşünmeyen devlet kurumunu yanlışlarda bile eleştirmeye kıyamayan son derece asil bir halk. Sen bu iyi niyetli insanları günü kurtarmak için nasıl zehirlersin ya? bunun hesabını vicdanına nasıl veriyorsun? verebiliyorsan sorun yok. Hergün hastane köşelerinde diyalizden, kemoterapiye 500.000 insan sürünüyor el insaf.

    Türkiyede gsyih 10000 dolar olmuş ağız tadıyla yiyemedikten sonra neyleyim parayı. Godamanlar yıllık 120 trilyon adam başı kazanırsa 1000 godamanla 5 milyon asgari ücretliyi toplarsın çıkan rakamı 2 milyona bölersin böyle 20000 dolarda çıkartırsın. 10000 dolar yıllık 24 bin tl yapıyor. Yıllık 24 bin lira adam başı alan kaç aile var? O kadarda ilginç durum varki kişi başı 10000 dolar alan ülkemde dpy sınavlarına yıllık geliri 5000 tl den fazla olan çocuk giremiyor. Milleti araştırmaya incelemeye sağduyuya davet ediyorum. İşletme mezunları 1000-1200 liraya muhasebecilik yapıyor yaw. Özel sektör ne fiyat biçerse o. Herşeyi özelleştirirsen, kurumlar devlet tekeli olmaktan çıkarsa elin adamı gelir istediği fiyata senin vatandaşını at gibi kullanır. Ondan sonra 500 kişilik devlet kadrosuna 50.000 kişi başvurur açıkta kalan özel sektörün şefkatli kucağına. Rusyada kübada falan devletin kontrolünde olmayan bir tek kurum yoktur. Özellikle sovyetlerin yıkılmasının 10. yılından sonra hızla toparlanan ve parayla oynayan bir rus ekonomisi görüyoruz. Halk devlet için vardır anlayışı hüküm sürer oralarda ancak devlet halkın her ihtiyacını karşılamazsa, iş vermezse işleyişi otomatikman söner ifadeside vardır. Her neyse konu çorba oldu. Doğayı nasıl tahrip ettiğimizin farkındayız demi. Hollandada inek yolu yapılır bizde doğru dürüst üst geçit yapılmaz. Hollandada Danimarkada ineklerin yaşadığı alanın 10 km yakınına ne kadarda önlem alınırsa alınsın fabrika kurmak yasaktır devletten icazet alamazsınız. Bizde yerleşim yerinin dibinde gölün kıyısında lastik fabrikaları açılır. İnsanın olduğu yerden bahsediyorum. Beyler kış öyle dürüst adamların hakkı. Doğanın azotlu nimeti olan kar onların hakkı kimse kimseyi kandırmasın. Hollandada okyanusun doğu kıyısı ama kar her sene yağar. Hak ediyorlar adamlar. Doğaya hakettiği saygıyı gösteriyorlar ve karşılığını alıyorlar. Fransa desen öyle. Doğayı koruyan millet dili dini ne olursa olsun saygıya layıktır. Japonya hakediyor. Neden her kış alçak basınçlar yukarıda takılı kalıyorda gezici olmuyor. Çünkü hava orada temiz hava ağırlaşmıyor havayı ağırlaştıracak gaz yoğunluğu az. Neden türkiyenin batısında alçak basınçlar fazla duramıyorda hiçbir denizle beslenmeyen doğuda günlerce kalıyor? çünkü havayı ağırlaştıracak gaz yoğunluğu yok çünkü hava temiz sanayi yok. Herşeyi gazlara bağlarım çünkü dünya oluşmadan öncede büyük bir gaz kütlesiydi. Gazlar dünyanın doğasında var. Karbondioksitin oranca fazla olması yüksek basıncı kuvvetlendiriyor. Yüksek basınç dediğin şey ağır çökmüş havadır. Bu soğuktan ve dünyanın eksen eğikliğinden oluşabileceği gibi gezici karakterde olanlar ağır gazlarla beslenebilir. kloraflorokarbon, karbondioksit, monoksit bunlar havayı ağırlaştırır.

    Bu arada şuda var bazı gelişmiş ülkeler karbondioksit ve türevlerini yapay rüzgarlarla dünyadaki sürekli rüzgarlar doğrultusunda istikameti başka ülkeler olacak şekilde kontrol edebilir. Örneğin amerika ve çin istisnasız her 4 kışın 3 ünde bol kar yağışı alıyorlar. İşte bilimle ilgili olsak, hissiyatla tahmin yapmasak bunlara biraz kafa yorsak nerde o eski kışlar demiyeceğiz. Aksi takdirde doğanın gözüne bakıp bir volkan patlasa büyük bir volkanda buzul çağına girsek, güneş aktivitesi azalsada buzul çağına girsek diye hayali olumlamalarla kendimizi tatmin eder 3-5 gün sonra kendi dediğimize kendimiz inanmaz hale geliriz. Bir genç doğa bilimlerini mutlaka sevecek istisnası yok bunun. Biyolojiden, fiziğe, coğrafyaya kimyaya bütün kitapları okuyacak, yine giderse sözel bölüme gitsin ama önce yaşadığı doğayı anlamlandıracak kadar bilgi birikime sahip olacak. 2. el bilgi çok tehlikelidir. Şu üniversite şu profosör şunu demiş açıklamaları son derece acziyet içeren beyanlardır. Biliyoruzki birçok üniversitenin öğretim elemanları evden işe işten eve hiç araştırma yapacak vakit bulamayarak bundan 30 yıl önce öğrendikleri doktrinlerle fetva veriyor. Bilimde asla genel geçer doğru yoktur. her geçen gün takip edeceksin, güneş aktivitesi diye bir teorem var ama bunun genel geçerliliği tam ispatlanmış mı diye sorguluyacaksın. Ben bu yazıyı yazıyorum; benide sorgulayacaksın, şu şu şeyler yanlış daha geçen gün doğruluğu şu şekilde güncellendi, diye uyaracaksın. İnsanlığa faydalı birey olarak yetişmek istiyorsak buna mecburuz. Yok etliye sütlüye karışmayım kendime faydam olsun ara sıra gündem yaratırım diyorsak o ayrı. Ama insanlık müessesi böyle düşünseydi bir gıdım yol alamazdı. Bugün kullandığımız cep telefonları bilgisayarlar hep sürekli doğruyu arama yoluyla keşfedilmiş ve geliştirilmiştir. Onlar insanlığa faydalı olmayı düşündü ve amaçları önce insanlar rahata kavuşsundu. Medeniyetler asla bencillikle gelişemez. Bencilliğin olduğu yerde medeniyet olmaz zaten. eski toplayıcı yaşama bakın herkes bulduğunu yeme gayreti içinde ama bazı insanlar durup düşünüyor, kenarda kadın ve çocuk aç acı içinde birbirine sarılmış, haa diyor mağaradaki adam, ben bunu paylaşmazsam onlar ölecek, benden doğan çocukta ölecek, o zaman ben kalıtımı nasıl sağlayacam, benim genlerimde onun içinde ölecek, o zaman diyor ben önce onlar için yaşamalıyım. Onlar yaşamazsa zaten benim türümde yok olacak diyor içgüdüsel olarak. Bunu o zamanki beyinsel gelişimle düşünmesi imkansız fakat içgüdü ilerde sahip olabileceği beynin genotipini taşıyor. Buna alışan mağara insanı, kendine yetecek şeyleri sağlıyor, paylaşmayı öğreniyor. Ama yabancılara karşı asla paylaşmıyor, zamanla görüyorki o paylaşmadığı insanlar ölmeye başlıyor. Kala kala o civarlarda sadece ailesiyle kalıyor iletişim haberleşme sıfır. Yabanıl hayattan gelecek tehlikelere karşı önlem alma durumu sıfır. Eskiden diğer insanlarla yaşarken onların hareketlerine göre kendini şekillendiriyordu ama şimdi yalnız tehlikelerin nasıl farkına varıp hayatta kalacak? yırtıcı bir hayvan uyurken gelse hiçbir güvenliği yok. Haa şimdi kendisi gibi insanların olduğu başka mağaralara gitmek zorunda hissediyor ve oraya gidince diğer insanlarlada paylaşma içgüdüsü gelişiyor. Böyle böyle insanlığa faydalı insanlar yetişmeye başlıyor. Ateşi bulan paylaşıyor, tekerleği bulan paylaşıyor derken insanlık artık medeniyet kurma aşamasına geliyor. Tarımda birlikte üretip yiyor, hayvanları birlikte evcilleştiriyor falan.

    Her neyse insanlığa faydalı olmak bir bireyin hayattaki tek amacı olmalıdır. Bunun için araştırmalıdır, sorgulamalıdır, test etmelidir ve hem kendinin hem başkasının zorluklarını kolaya çevirecek buluşlar yada en kötü çıkarımlar yapmalıdır. Biz kar yağışını ne için istiyoruz sorusunu kendine sormalıdır? ☺ mutlu olmak için mi? gece sabaha kadar bakmak için mi? icabında kızakla kaymak için mi? kartopu oynamak için mi? yoksa içinde barındırdığı nitrojenin toprağı ihya etmesi için mi? veyahut belli bir hastalığa çare olması için mi? Toprağı ihya etmesi için diyenler olabilir. EE tamamda o toprağı inceleme yöntemini bilmezsen, toprağa düşen nitrojenin nitrik asit mi yoksa doğal gübre olan nitrat olduğunu bilmezsen faydalı olacağını nerden bileceksin? Belki asit yağmuru cinsi birşey yağıyor toprağa verimi düşürüyor. İşte sevgili dostlar burada bilim ve insanlığa faydalı olma içgüdüsü ve olumlaması devreye giriyor. Kar ilk defa yoğuşurken havada onun kimyasal içeriğini bilen cihazın olması gerekiyor. Ki hemen önlem alasın, nitrik asitin tesirini en aza indirip toprağı koruyabilesin. Bunları bilmeden kar istesen ne olur? istemesen ne olur? Sen karla mutlu olacaksın diye doğadaki o kadar bitki ve tabiat yabanıl hayvanları zehirlenip ölsün mü yani? yazık günah. Önce bunların etkisini en aza indirecek cihazlar geliştireceksin sonra kar isteyeceksin. Türkiyenin batısında hava acayip kirli yani. bunu kimse inkar edemez. Bedava istemek yok değerli arkadaşlar, doğaya birşeyler verebilelimki isteyecek yüzümüz olsun. Ben bu durudan hiç muzdarip değilim. İsterse kış boyu hiç kar yağmasın. Doğa kendini ölçer biçer demekki gerekmiyormuşki yağmamış der geçerim. Siz yeterki insanlığa faydalı şeyler düşünün. Ayın 23-24 ünde sistem gelmeyedebilir. Bu model cihazları neticede okyanustaki su sıcaklıklarından, aerosol konsantrasyonlarından ve kara yüzeyinin ısınma enerjsinden yola çıkarak hazırlanan cihazlar. Kara avrupasındaki ülkelerin karbondioksit emisyonlarını kimse bilmiyor. Orta avrupada kışın belli başlı sanayiler hız kazanır 3-4 gün sonra atmosfere rutin düzenden biraz fazla bir karbondioksit gönderilirki hava ağırlaşır gelecek alçak basınçta o ağırlığı delip gelemez yükesk basınç alçağın üstüne çöker yolu kapar. bunları Gfs değil ülkelerin Cbs'i ölçecek. Bizim ülkemizdede son derece rezalet bir coğrafi bilgi sistemi olduğu için kendi kendimizi öngöremiyoruz. Ecmwf ne derse o. Türkiye Ecmwfye üye ama Ecmwfye yeterli veri gönderemiyor. Ecmwf bu emisyon miktarlarını bilecekki ona göre türkiye tahmini yapsın. Cbs yetersizse nanometrik ölçümler yetersizse mevsimlik modeller yuvarlak cümlelerle tahmin yapar nereye çekersen oraya gelir. Mavi gösterir ,kırmızı geçer adam derki ben totali kastettim,90 günün 70 i kırmızı geçmiş 20 gün çok soğuk olmuş ortalamların altına inmiş, tahminim doğru, yada şöyle der ben 1970-2012 arasını hesaba kattım bu yıllara göre soğuk ama ölçümlenen en eski geçmişe göre sıcak der. Yani başkalarının ipiyle kuyuya inersen bir arpa boyu yol alamazsın. Cbsin kuvvetli olacak modelin olmasa bile ortağı olduğun model topluluğuna düzgün ve düzenli veri aktaracaksınki sağlıklı bir dönüt alabilesin. Aksi takdirde kış boyu ötelenmiş sistemlere, kaçan sistemler ah vah edersin. Adam kesin demiyorki varsayıyor sen bunlara inanırsan bilimde %100 doğrunun olmadığını bilmezsen üzülüp durursun. Adamlar senin eksik verilerine göre yine iyi varsayıyorlar valla. Kimse modellere çamur atmasın önce kendimizi eleştirelim. Türkiyenin karbon emisyon haritası yok yaw. Birçok atmosferik veri haritası çıkarılmamış. Baoğaziçi hariç, türkiyenin deprem haritasını çıkaran üniversite bile yok. Bu ortamda modellere kimsenin suç bulmaya hakkı yok. ÇÜnkü adam karanlık bir odada kapının nerde olduğunu varsayarak arıyor gibi tahmin yapıyor. Sonunda iyi kötü kapıyı buluyor ama o bulana kadar biz o sistem vah kaçtı, aman ötelendi diye birbirimizi yiyoruz.

    Aşağıda 1 kasım tarihli körfez akışı grafiği var. Bu veri bir nevi okyanus yüzeyindeki buharlaşmayı ve Alçak basınç oluşumunu açıklıyor. Dönüş akıntısıda Labrador adı altında kutup rüzgarlarının desteğiyle Labrador denizini soğutmuş. Doğu amerikayı soğutmuş. Soğuyan hava ağırlaşır. O yüzden yaklaşık 14 gün sonra Doğu amerika ve labrador arasında yüksek basınç sırtı kuvvetlenecek akabinde bir jet akım döngüsü başlayacak. 23 kasım gibi bu döngü Türkiyeye ulaşabilir. Deve horgüç sistemi yani.Muhtemelen kasım son 10 gündeki soğuk havalar kasımı ortalamalar altında kapatmamıza yardımcı olacak. Öncesinde Muson indeksinin durumuna göre Doğu akdenizde yağış getirecek siklonik oluşumlar gözlenebilir. 13-17 kasım arası Türkiye yağışlı birperiyota girecektir muhtemelen. Kimsenin endişelenmesine gerek yok amerikaya bir mail atarız yarın modeller soğuğu gösterir, maili ciddiye almazlarsa 3g ararız zorla yaptırırız siz sıkmayın tatlı canınızı :) :hfyeni (27): :hfyeni (39): Yalnız yağışa kavuşacağımızı bilin yeter. Soğuma ve karıda 22-23 kasımdan önce beklemeyin. Ben kesinlik vermiyorum astronomik verilere göre tahmin yürütüyorum. Modellerin yaptığıda aynı. Modeller sistemetiğiyle ilgileniyor bende burası amatör bir site olduğu için görece ciddiyetsiz şekilde yorum yapıyorum fakat konunun özünün ciddi olduğunuda bildirmek isterim.


    Türkiye Afrika coğrafyasından çıktı artık tamam toprak olarak oraya biraz yakınız ama,geçen yüzyıllarda yaşanan deprem ve doğa olaylarından sonra kıta olarak Avrupa ve Güney Kutbuna yaklaştık biz tamamen ki eğer kutuplara paralel bağlantımız olmasaydı Ekim ayında 12 derecelik sıcaklığı nasıl görecektik,kusura bakmayın ama Orhan Şen bu sefer fena sallamış modellere bakmadan tahmin yapıyor herhalde.

    Türkiye Afrika coğrafyasından çıktı arık ne demektir yahu? Bu levha hareketleri öyle 3-5 senede oluşacak olgu değildir. Binlerce seneden bahsediyoruz. Misal 8000 sene önce karadeniz kupkuraktı. Karadeniz denen birşey yoktu. Boğaz karadenizin 140 metresini doldurmak için öyle hızlı aktıki boğazın o kısımlarını görürseniz bir bıçak gibi kesiklere rastlarsınız. Türkiyeyi afrika levhasının etkilemesini nasıl beklersiniz? Arabistan levhası zaten sıkıştırıyor senede birkaç milimetre. O da doğu anadolunun yükselmesine neden olmuş zaten. Avrasyada tepeden basıyor ikisinin ortasında kalan Türkiyede kırık ve kıvrım dağları oluşuyor. Arabistan zonunun kuvveti biraz daha fazla. O yüzden Doğu Anodoluya iyi basıyor aşağıdan. Afrikanın hareketi ege denizine doğrudur. O yüzden afrikanın egeye yakınlaşmasını bekleyebiliriz ancak Egenin uzaklaşmasını beklemek son derece talihsiz bir açıklamadır. Afrika sıkıştırırken Ege kırılıyor ve menderes ovaları oluşuyor ayrıca bölgesel olarak anadolu levhasıda batıya doğru egeyi kırıyor. Türkiyenin şu aşamada Güney yada kuzey kutbuna yaklaşması söz konusu bile değildir. Emin ol karadeniz kurusa Kara yüzeyi 3 kat hızlı soğuyup ısınacağı için Türkiyeye Soğukların inişi daha kolay olurdu. Kuzeye güneye gitmeye lüzum yok. O beğenmediğin akdeniz Türkiyenin %85 inin yağışını karşılıyor. akdeniz kışın ılık olsa, Karadenizde olmasa soğuklar hoop diye güneye inse kötü mü olurdu? Derin derin alçak basınçlar, sibirya ve hoop kara boğul. Akdeniz batı rüzgarlarını taşıdığı için dünyanın dönüşünden ötürü her Halükârda çoğu yere nemi pompalar kimsenin şüphesi olmasın. Neyse varsayımlarla bu iş yürümez sonuçta bu olmuş. Buradaki mesele levha tektoniğinin yanlış yorumlanması. Afrika levhasından uzaklaşmamız söz konusu değildir. Bilakis afrika bize yaklaşıyor. Güney kutbu heralde klavye sürçmesi olmuş velev kuzey kutbuda olsa orayada yaklaşmak söz konusu değil çünkü avrasyada üstten sıkıştırıyor.