“Yazıklar olsun sana (ey mağrur insan)! Sen, hırsızsın; günah hırsızı; bir şehvet gördüğünde veya günaha bir ortam hazır olduğunda cehaletle ona doğru koşuyorsun. Sanki Allah seni görüp gözetmiyor. Ey cennet talibi! Allah bu halinle sana hayır versin! Ey cehennemden kaçmak isteyen! Neden bineğin hızla seni ona doğru götürüyor? Seni cehenneme düşürecek şeyler uğuruna ne kadar da gayret ediyorsun! Evlerin önlerinde (kitabın satırları gibi) sıralanan şu kabirlere bir bakınız. Sıralar birbirine yakın, mezarlar da birbirlerinin kenarlarındalar; ama ulaştıkları şeylerde (cennet ve cehennemde) birbirlerinden uzaktırlar. Bunlar onarıp yıktılar; ısınıp ürktüler; mesken edinip kovuldular; ikamet edip göçtüler.”
“İlahi takvayı sana tavsiye ediyorum; çünkü İlahî takva, insanı helâk olmaktan kurtarır ve kıyamet günü onun için büyük bir kazanç sayılır. Yüce Allah, takva vasıtasıyla kulunu, aklı ermediği tehlikelerden korur, körlük ve cahilliğini takvayla giderir. Hz. Nuh ve gemide onunla beraber olanlar, takva vasıtasıyla boğulmaktan kurtuldular. Nitekim Hz. Salih ve onunla birlikte bulunanlar da takva vasıtasıyla yıldırımdan kurtuldular. Sabredenler de, takva vasıtasıyla, kurtuluşa kavuştular.”
Kendi içinde ki boşlukları doldurmadan, eksiklikleri ve kusurları ile yüzleşmeden sevmeye çalışan insan, başkalarının hayatı için sadece hayal kırıklığı olur...
Hangi ağaç bir diğerini ‘yaprakları eğri’ diye dışlar? Hangi balık bir diğerini “farklı yüzüyor” diye yasaklar? İnsan her şeyi bildiğini düşünüp, kendini asla bilemeyecek tek varlıktır..
“İffetli olmak (şeref ve haysiyeti korumak) fakirliğin, şükretmek zenginliğin, sabretmek belanın, tevazu soyluluğun, fasih konuşmak konuşmanın, ezberlemek rivayetin, alçak gönüllülük ilmin, güzel edep aklın, güler yüzlülük cömertliğin, huşu namazın, masrafları azaltmak kanaatin, boş işleri terk etmek ise takvanın ziynetidir.
“Müslüman'da on haslet olmadıkça aklı kemale ermez: İyiliği umulmalı, kötülüğünden emin olunmalı, başkalarının az iyiliğini çok görmeli, kendisinin çok hayrını az saymalı, ihtiyacı olanların müracaatından bıkmamalı, ömür boyu ilim talep etmekten yorulmamalı, Allah yolunda fakir olmayı zengin olmaya tercih etmeli, Allah yolunda aşağı olmayı, düşmanlar içerisinde aziz olmaktan üstün bilmeli, tanınmamayı meşhur olmaya üstün tutmalı, onuncusu ve en önemli olan ise ilk karşılaştığı herkesi kendisinden daha iyi ve daha takvalı bilmesidir.”
Kanaâtini ve kalemini satmışlar vardır, vicdandan dem vurur. Vurguncular vardır, ağızlarından fazilet sözü düşmez. Çifte pasaportlular vardır, vatan diye haykırır. Palikaryalar vardır, kahramanlık iddia eder. Bazı iyi niyet sahipleri de bunların hepsine inanır. Gel de bu insanların arasında huzur içinde yaşa...
İnsan en çok iyi niyetinden vurulur. Zanneder ki her şeye evet dersem kabul görürüm, hiçbir şeye itiraz etmezsem uyumlu olurum. Fakat sadece başkalarının hayatında kullanışlı bir aparat haline gelir ve ne kadar eksildiğini çok geç fark eder...
Merhamet Eden Merhamet Görür. Susan Selamet Bulur. Hayır İşleyen Bundan Faydalanır. Batıl Söyleyen Kaybeder. Şerri Sevmeyen Kendini Korur. Diline Sahip Olmayan Pişman Olur..