Beiträge von CrossBench

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    İklim bilimi ya da klimatoloji, atmosfer içerisinde meydana gelen hava olayları ile yeryüzünde görülen iklim tiplerini inceleyen bilim dalı.

    İklim biliminin konusu olan iklim, geniş bir sahada uzun yıllar boyunca görülen atmosfer olaylarının ortalama hâlidir. İklim coğrafi yeryüzünün şekillenmesi ve tüm yaşamı çok yakından kontrol etmektedir. İklim bilimi, hava olaylarını yakından tanımak için fiziğin bir alt dalı olan meteorolojinin verilerinden geniş ölçüde yararlanır. Meteorolojinin yaptığı gözlemleri alır ve insan, canlı yaşamı açısından inceleyerek açıklamaya çalışır.

    Yeryüzünde görülen başlıca iklim tiplerini, oluşum nedenlerini, özelliklerini ve insan yaşamı üzerine etkilerini, iklim elemanlarını (sıcaklık, basınç ve rüzgârlar, nemlilik ve yağış) konularını inceleyen fiziki coğrafya alt dalıdır. Ortalama 50-100 yıllık hava durumu ortalamaları alınarak iklim hakkında bilgiler oluşturulabilir.

    Çöl yaşamı meşakkati, mahrumiyeti ve tehlikeyi anlatır. Bu nedenle araştırmalara, belgesellere dizilere konu olmuştur. Günümüzde yaklaşık 350 milyon canlı ve insanı barındıran çöller bulunmaktadır. Çöl yıllık yağış ortalaması 250 ml altında olan kurak yerlerdir. Çöller yeryüzünün üçte birini kapsar. Çöl denildiğinde genellikle uçsuz bucaksız kum tepeleri, kaktüsler ve sıcaklık düşünülür. Ancak çöllerin hepsi düşünüldüğü gibi sıcak değildir. En soğuk yerlerde bile çöller bulunur. Fakat Afrika’da olan Sahra Çölündeki sıcak kumullar, Antarktika bölgesindeki donmuş düzlüklerde bulunan çöllerin ortak özelliği yağışın oldukça az olmasıdır.

    Çöllerin değişik özellikleri olabilir. Bazı çöllerde gündüz sıcak, gece soğuk olur. Bazı çöllerde ise, her zaman soğuk hava hâkimdir. Grönland ve Antarktika buz çöllerindeki ortalama sıcaklık sıfırın altında olur. Bazı çöllerde okyanus kıyısında olmasına rağmen, dünyadaki en kurak yerler arasında olur.

    Çöller nasıl oluşmuştur?

    Çöllerin oluşmasında değişik sebepler bulunmaktadır. Bu sebepler arasında yüksek basınçtan oluşan kuru havadır. Yüksek basınçla gelen ticaret rüzgârları denilen rüzgârlar, Ekvator’a doğru estiğinde ısınır. Dünyada bulunan çöllerin çoğu su ticaret rüzgârlarının geçmiş olduğu bölgede bulunur. Bu rüzgârlar bulutları dağıtır ve karanın güneş ışınlarıyla ısınmasına neden olur. Toprak ısınınca su daha hızlı buharlaşır ve kuraklık olur.

    Okyanuslarda bulunan soğuk su akıntıları da, çöllerin oluşmasında etkili olur. Bu soğuk su akıntıları denizlerin yüzeyinin ve hava kütlesinin soğumasına neden olur. Soğumuş olan havada su tutma kapasitesi azalmakta, sonuçta yağmurlar kıyılara ulaşmaz. Karadan denizlere doğru esen rüzgârlarda nemi uzaklaştırır.

    Çöller bunların dışında yağmur gölgesi denilen olaydan oluşur. Denizden karaya ilerleyen nemli havanın sıra dağlara karşılaşması halinde, yamaçlarda yükselir. Bu yükselmede hava soğur ve nemini yağmurla bırakır. Bununla dağları aşan hava iç bölgeye doğru ilerler ve kuru kalır. Burada alçalırken ısınır. Yere inen hava kuru olan ortamın kurumasına sebep olur. Bu çöllerin oluşumunda etkendir.

    Çöl kumunun özellikleri

    Yeryüzünde üçte birlik alanı kaplayan çöllerin kumları işe yaramaz kumluklar olarak düşünmeyin. Çöller iklimler ve yağmur bulutlarının oluşmasına, bitkilere besin kaynağı olma gibi önemli görevler üstlenir. Çöllerdeki toprakta bulunan organik madde az olmasına rağmen, mineral oldukça boldur. Buradaki sıcak ve kurak rüzgârlar, tozların ve kumun atmosfere doğru yükselmesini sağlar. Çöl tuzları atmosfere yükselir. Bunların büyüklüğü 0,1-10 mm arasında olur. Bunlar saatlerce ya da haftalarca havada asılı kalabilir. Hatta kilometrelerce uzağa gidebilir. Atmosferin içine giren çöl tozları burada değişik reaksiyonlar sayesinde, canlı vücudunda kullanılır hale gelir ve yağmurla birlikte yeryüzüne iner. Amazon yağmur ormanlarında bulunan zengin bitki örtüsünde, içeriğinde besin bulunan çöl tozları olduğu belirlenmiştir.

    Çöllerde hayat

    Dünya üzerinde yaşayan nüfusun yaklaşık % 5 i çöllerde yaşamaktadır. Çöller hayvan ve bitki türlerinden fakir olmaz. Çöl eko sistemleri oldukça zengindir. Burada hayat koşullarına uyum sağlayan çok sayıda bitki ve hayvan türü yaşamaktadır. Buradaki böceklerin bir kısmı sırtlarına yapışan çiğ damlacıkları sayesinde su ihtiyaçlarını karşılar. Böcekler öne doğru eğildiğinde, sırtındaki damlacık böceklerin ağzına akar. Bazı hayvanlarda su içmeden sadece besinlerden suyu karşılar. Hayvanların bir kısmı sıcak nedeniyle gündüz saklanır gece ortaya çıkar. Bazı hayvanlarında büyük kulakları olur. Bunlar yüzey alanını artırır ve vücut ısısını düşürür.

    Bitkilerde köklerinin geniş bir alana yayılması nedeniyle, toprağa sızmış yağmur suyunu emerler. Üstelik yaprakları da buharlaşmayı azaltacak şekilde küçük yaratılmıştır. Kaktüsler herkesin bildiği çöl bitkilerinden dir. Bunlarında yüzeyleri su kaybını önleyecek şekilde özel bir maddeyle kaplı olur.


    Karain Mağarası, Türkiye'nin en büyük doğal mağaralarından biridir. Denizden yüksekliği 430-450 metredir. Antalya'nın 30 km kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5–6 km uzaklıkta bulunan Yağca köyü sınırları içinde bulunur. Antalya-Burdur karayolunun 13. km'sinde Karain işaret levhasından sola dönülerek Karain Mağarası yoluna girilir. Antalya'ya uzaklığı 27 km'dir. 1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 500.000 yıl kadar önce de yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır. Buluntular mağaranın hemen yakınında bulunan Karain Müzesi'nde ve Antalya Müzesi'ndeki tarihöncesi bölümde sergilenmektedir.

    Karain Mağarası, Anadolu ve Yakın Doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik merkezdir. Mağara paleolitik, neololitik, kalkolitik, eski tunç gibi protohistorik çağlarda ve klasik çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Karain Mağarası'nda yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik buluntular alt paleolitikten geç Roma dönemine kadar görülen yerleşim izleri ile Anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Klasik dönemlerdeki kullanım daha çok Adak Mağara (tapınak) niteliğinde olup, mağara alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır.

    Yeryüzünde bilinen paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken Karain alt, orta ve üst olarak kesintisiz bir katmanlaşma göstermekte ve bu katmanlardan elde edilen veriler, özellikle Avrupa ve Yakın Doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir vermesi açısından önem taşımaktadır. Karain'den ele geçirilen Anadolu'da bilinen en eski insan kalıntılarının yanı sıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri Anadolu sanatının ilk örnekleridir. Mağaraya giriş paralıdır.

    Ayrıca, verdiği bitki ve hayvan kalıntıları ile Batı Akdeniz'in eski çevresinin ortaya konmasında önemli bir rol üstlenen Karain, çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla karma sit olarak Dünya Miras Listesi'ne önerilmektedir. Mağaradaki kazılar hala devam etmektedir.

    Beldibi Mağarası, Antalya-Kemer sahil yolunun yaklaşık 40. km'sinde Çamdağ tünelinin hemen çıkışında yer alan bir kaya altı sığınağıdır. Obaköy mevkiindedir.

    Deniz sahilinde 25 m yükseklikte sığınak biçiminde bir mağaradır. Doğal tahribatla büyük ölçüde zarar gördüğünden içindeki dolgu tabakaları yağmur suları ve rüzgarla sürüklenerek akıp gitmiştir.

    Beldibi Mağarası, Antalya bölgesinin ikinci önemli Prehistorik merkezidir. Tümü Mezolitik kültürleri içeren 6 tabaka tespit edilmiştir. Yapılan kazılarda Üst Paleolitik ve Mezolitik döneme ait çakmaktaşı aletler ele geçirilmiştir. Ayrıca kaya altı sığınağının duvarlarında, şematize insan, dağ keçisi ve geyik resimleri bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlere devamlı açık olan bir arkeolojik SİT alanıdır.

    Mezolitik Çağ'n, seramikli ve seramiksiz bölümleri en güzel bir biçimde, Beldibi Mağarası'nda bulunan malzemelerle tanınmaktadır. Çakmaktaşı gereçlerin yanı sıra, çanak-çömlek parçaları ve özellikle aşı boyası ile kayalar üzerine yapılmış yaban keçisi ve benzeri hayvan figürleri ile ilgi çekicidir. 1956 yılında E.Y Bostancı tarafından bulunan mağaradaki bilimsel kazılar, ancak 1959 yılında başlamıştır. 1960,1966 ve 1967 yıllarında kazıya devam edilerek doğuda altı metre derinliğe inilmiştir.

    Çevresi çam ormanı ile kaplı Beldibi Mağarası üst Paleolilitik, Epipaleotilik ve Neolitik avcılar tarafından gerektiğinde bir sığınma ve yurt yeri olarak kullanılmıştır. Kazılarda Paleolitik, Mezolitik ve Mezolitik’ten Neolitik’e geçiş evrelerini yansıtan 6 katmanla karşılaşılmış; 4, 5 ve 6. katmanlar Üst Paleolitik döneme tarihlendirilmiştir.

    Buluntular arasında, beyaz kalker ve deniz hayvanı kabukları, katkılı hamurdan iyi fırınlanmamış çanak çömlek parçaları, dar ağızlı kaplar ve çeşitli biçimli tutamaklarda vardır. Buna karşılık bezemeli parçalar bulunmamaktadır. Ayrıca çakmak taşından bol miktarda alet ve artıklar bulunmuştur. Bunlar arasında mikro kalemler, aylar, saplı uçlar, trapez biçimliler, saplı bıçaklar ve ok uçları, orak -bıçak dikkati çekmektedir.

    Beldibi Mağarası'nda yaşayan toplulukların avcı ve toplayıcı oldukları, ancak çevrelerindeki yabani tahılları orak-bıçaklarla topladıkları, ele geçen diğer bulgulara bağlı olarak söyleyebilmek mümkündür. Karain Mağarası’nda eksik olan mezolitik kültürünü de bu yerleşme yeri tamamlamaktadır.

    Eğer vBulletin'e geçiliyorsa cidden hayırlı olsun. Fakat kış zamanı yapılacak iş mi bu diye sormaktan kendimi alamadım. :) Zor olabiliyor temel taşların oturması böyle geçişlerde. Yazın yapılması daha rahat olurdu sanki. @"@dmin"
    Bu gibi durumlarda olabilecek olumsuz handikaplardan aklıma gelenleri yazayım.

    Üyelerin geçiş tamamlandıktan sonra şuanki şifreleri ile girememe ihtimali var. Bunun için şimdiden anasayfadaki uyarıya bununla ilgili not eklenmeli. Sitedeki kayıtlı e-maillerini kontrol etmelilerki şifre yenileme durumu olursa sorun yaşamasınlar.

    vBulletin (vB 5 hariç) harika bir script MyBB'ye göre fakat forum sitelerine olan ilginin son 3-4 yılda inanılmaz derecede azalması, belli başlı sitelerin veyahutta içeriği çok özgün olan sitelerin ayakta kalması en başta vB'yi etkiledi. Bunlardan önce çok zengin bir desteği, eklenti bolluğu gibi artıları artık şimdi o kadar yok. (MyBB'ye göre yine iyi) Bu yüzden son yıllarda MyBB ciddi bir çıkış yakaladı. Geçiş sonrası olabilecek düşüşü hesaba katmak gerekir. Nice sitelere tanık oldum bu gibi geçişlerde hiç olan.

    vB 3.x.x veya 4.x.x versiyonlarından biri kurulacaksa yetkili arkadaşların moderasyon işlemleri ile ilgili rehber hazırlanmalı. MyBB'den farklı ama daha anlaşılır ve daha fonksiyonlu bir sistem var.

    Son alınan yedek çok önemli. Umarım sorun çıkmaz geçişte. Çıkarsada o yedek ile hiç bir kayıp olmaz.

    Merhaba hocam wildleo1907 Umarım siz cevap verirsiniz. Manisa için neler diyorsunuz? Sanırım sınırda kalıyor biraz Manisa.

    Birde 20'si ile 27'si arasında (tarih net deği) Antalya'ya gideceğim. Ulaşım sorunu olabilir mi? (Kar, buzlanma gibi)

    Manisa-İzmir-Aydin-Denizli- Burdur-Antalya yolunu izliyorum. Kuvvetli soğuk veya yağışın beni etkileyebileceği günler ne zaman?

    Son olarak şubat 15'e kadar (Burdur civari) havanın zaman zaman kar sınırına geleceğini düşünüyorum. Tabi gelebilecek sistemleri saymazsak. Siz ne dersiniz?

    Merhabalar Root Manisa için neler diyorsunuz? Sanırım sınırda kalıyor biraz Manisa.

    Birde 20'si ile 27'si arasında (tarih net deği) Antalya'ya gideceğim. Ulaşım sorunu olabilir mi? (Kar, buzlanma gibi)

    Manisa-İzmir-Aydin-Denizli- Burdur-Antalya yolunu izliyorum. Kuvvetli soğuk veya yağışın beni etkileyebileceği günler ne zaman?

    Son olarak şubat 15'e kadar (Burdur civari) havanın zaman zaman kar sınırına geleceğini düşünüyorum. Tabi gelebilecek sistemleri saymazsak. Siz ne dersiniz?