Yozgat, 1969 yılı
83ac96f64e.webp
Yozgat, 1969 yılı
83ac96f64e.webp
Galata kulesi, İstanbul 1854
ea5dd31c68.webp
Sultanahmet camisi minaresinin alemine çıkıp, âlemi selamlamak. İstanbul, 1950'ler
5e712f9914581f47aa.webp
Tebrikler hocam bildiniz.
Teşekkür ederim hocam. Bu kissanin başında peygamberimize suikast düzenleneceği Cebrail tarafından bildiriliyor. Bunun üzerine peygamber efendimiz Hz Ali'ye yatağında yatmasını söylüyor. Saat gece olunca peygamber efendimiz suikast için kapıda bekleyen müşriklerin yanından geçmeden evvel yerden bir avuç kum alıyor ve şu ayetleri okuyup kumu müşriklerin yüzüne üflüyor ve evden çıkıp gidiyor. Sonra sabah olunca eve giren müşrikler yatakta hz Ali'yi görüp şaşırıyor. İlgili ayetler;
Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
Yasin suresi 8-9
Buda benden bilen kişiye 5milyon HF.
Peygamber Efendimiz’in hicret için yola çıkacağında kendi yatağında kalmasını
istediği, sahipleri müşrik de olsa yanında bulunan emanetleri sahiplerine iade ederek
arkasından Medine’ye gelmesini istediği sahabi kimdir?
Hz Ali r.a hocam
Tebrik ederim Vehbi hocam doğru cevap kısaca Seyfullah (Allah'ın kılıcı)
Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayete göre Mute harbi hakkında, şehâdet haberi gelmezden evvel, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz minberi saadetine oturmuş, Hak Teâlâ hazretleri, Habibine Mute harbinin safahatını gözü önünde gibi gösteriyordu. Buyurdu ki: “ İşte sancağı Zeyd aldı, şehid oldu. Şehadet getirip salât ve selâmdan sonra, siz de Zeyd için istiğfar ediniz. Zeyd cennete girdi. Orada safâdadır.
Şimdi sancağı Cafer bin Ebî Talib aldı. O da şehid oldu. Buna da şehâdet, salât dua edip; siz de istiğfar ediniz. İşte Cafer cennete girdi, istediği tarafa iki kanadıyla uçuyor. Bu defa da sancağı Abdullah bin Revâha aldı. O da şehid oldu ona da şehâdet salât ve duadan sonra, Abdullah için istiğfar ediniz. Bu da cennete dahil olmuştur. Ve bu haberi verirken mübarek iki gözü yaş döküyordu. En sonra sancağı Allah’ın kılınçlarından bir kılınç aldı. Nihayet “Allah” mücahidlere feth müyesser kıldı. Bu seyf-i ilâhîden murad Halid bin Velid idi.
Bundan sonra Hazreti Halid (r.a.) “Seyfullah” diye anılmıştır. Filhakika o ehli İslâm’ın elinde Allah’ın keskin bir kılıcı idi. Ondan sonra Hazreti Halid bin Velid yüzünden, biiznillahi Teâlâ pek çok fütuhat zuhura geldi. Hazreti Halid (r.a.) buyurmuştur ki: “Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı, yalnız ağzı enli Yemânî bir kılınç vardı, elimde o mukavemet etti.”
Seyfullahi'l-Meslûl” Allah’ın çekilmiş kılıcı
Hocam Kelime anlamını da yazda adet yerini bulsun ![]()
Bu seferki kolay bir soru bilen ilk iki kişiye 20 milyon hf puan.
Halid Bin Velid r.a nın lakabı ve bu lakabın anlamı nedir.
Hocam nedir cevabı bulamadim vallahi.
En altta parantez içine aldığım kısım hocam.
Ebu Süfyan r.a müslüman olduktan sonra Mekke'nin fethinden önce peygamber efendimiz sav talimatı ile Mekke'ye gelip Kureyş halkına hangi uyarıları yapmıştır.
Doğru cevabı yazan ilk hocama 25 milyon hf puan gönderecem.
Kumandanlara, kendileriyle çarpışılmadığı sürece hiç kimse ile çarpışmamaları emri verildi. Ebu Süfyan (r.a) da Mekke'dekileri uyarmak üzere önden gönderildi.
Ebu Süfyan (r.a), Mekke'ye ulaştığı zaman Kabe'nin yanına gitti. Kureyşliler toplanmış, vereceği haberleri bekliyorlardı. Ebu Süfyan:
- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşısında dayanamayacağınız kadar büyük bir kuvvet ile yanınıza gelmiş bulunuyor. Müslüman olun da selamet bulun!
diye bağırmaya başladı. Kureyşliler:
- Sus! Senin gibi kötü elçilik yapanı Allah iyilikten uzaklaştırsın!
dediler. Hanımı Hind, Ebu Süfyan'ın (r.a) yanına gelerek sakalını tuttu:
- Şu hayırsız adamı, şu alçağı öldürün! Çünkü O dininden dönmüş. Allah Seni hayırdan uzak etsin! Yemin ederim ki, ya sen de Müslüman olursun ya da boynun vurulur! Hemen evine gir!
Bunun üzerine Hind, Ebu Süfyan'ın (r.a) sakalını bıraktı. Sonra müşriklere dönerek:
- Yazıklar olsun size! Bu davranışlarınızla kendinizi aldatmayın!
("O, karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm ki, onlara hiç kimsenin gücü yetmez. Kim Ebu Süfyan'ın evine girer ve sığınırsa emniyettedir. Kim Kabe'ye sığınırsa emniyettedir. Kim de kapısını kapatırsa o da emniyettedir.")
Herkes evlerine dağıldı.
Ebu Süfyan r.a müslüman olduktan sonra Mekke'nin fethinden önce peygamber efendimiz sav talimatı ile Mekke'ye gelip Kureyş halkına hangi uyarıları yapmıştır.
Doğru cevabı yazan ilk hocama 25 milyon hf puan gönderecem.
Hz Muhammed (sav) ın vefat haberi gelmiş. Herkes şaşkın bir şekilde hem ağlıyor hem de nasıl olur böyle bir şey diyor, bunu kabul etmek istemiyor. Hz Ömer r.a hiddetli bir şekilde Muhammed öldü diyeni öldürürüm hayır o ölmedi diyor. Tam o sırada Hz Ebubekir r.a devreye giriyor ve diyor ki;
Her kim evet her kim Muhammed'e inanıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür.
Ve her kim Allah'a inanıyorsa Allah ölümsüzdür ve ebedidir.
Daha sonra aşağıdaki ayetleri insanların yüzüne tokat gibi okuyor.
Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi O ölürse ya da öldürülürse, siz dininizden topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde dininden gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.
Al-i imran 144
Bjk123 hocam yok yine aynı şeyi söylüyor. Annemin e devlet şifresi ile de başvuru yaptım yine açıklama olarak aynı şeyi söyledi. Anlamadım gitti.
O zaman bazı evrak işleri felan olabilir. O yüzden mecbur sgk il müdürlüğüne bilgi almak için gitmeniz gerekir. Ama gitmeden önce mesai saatleri içerisinde alo 170 hattını arayıp gitmeye gerek kalmadan operatöre bağlanarak öğrenmeye çalışın.
Hocam kendi e devlet sifrem ile yaptım yanlış mı yaptım şimdi? 😬
Sistem sizin bilgileriniz ile vefat eden babanızın bilgilerini karşılaştırıp eşi olmayıp kızı olduğunuz için kabul etmemiş olabilir. Varsa annenizin e devleti ile yeniden başvurmayı deneyin.
Evet hocam fark ettim onu dul ve yetim aylığı olarak başvuruda bulundum ama yakınınız kaydı bulunmadığından talebiniz alınmadı kuruma müracaatda bulunmaliymisim diye açıklama da yazdılar. 🤷
Hocam başvuruyu annenizin kimlik bilgileri ile yaptınız dimi.
Onu uzaktan tanıyanların 4 Şubat hocası, yakından tanıyanların Hakan abisiydi. Sürekli paylaştığı ama çoğumuzun anlayamadığı endeksler ve veriler ile bilinirdi. Meteorolojiye olan ilgisi ve sürekli yeni şeyler öğrenmek için çabalaması herkesin malumu. bizlere sürekli yeni bilgiler öğrenmek için araştırmayı ve merak etmeyin öğretti. Bir daha onun bu güzel bilgileri paylaşamayacak olmasını kabul etmekte zorlanmak ile birlikte onun bayrağını taşıyacak hocalarımızın yetişeceğine ve gelişeceğine inanıyorum. Eminim kendiside buna inanarak hayata gözlerini yumdu. Bundan sonrasını onun bize vasiyeti olarak düşünmeli bu doğrultuda hareket etmeliyiz. Hepimizin başı bir kez daha sağolsun. Ruhu şad olsun inşallah.
Amin hocam sağolun 🤲
Teşekkür ediyorum hocam okudum şimdi. Yarın müracaat edeceğim SGK ya ordan yonlendirirler sanırım,maaş hesap icin bankaya da gitmek gerekiyor sanırım.
Zor işlermis 😩
Hocam birde araştırdığım kadarıyla ölüm aylığı ile ölüm yardımı farklı şeyler. Ölüm yardımı cenaze yardımı diyede geçiyor ve cenaze masraflarının karşılanması için bir kereye mahsus veriliyor. Ölüm aylığı ise halk dilinde dul aylığı olarak geçiyor ve her ay alınıyor. Siz ikinci olan seçeneğe başvuru yapacaksınız. Yanlışlıkla ilk olan seçeneğe yapmayın.
G.D’ hocam bu linkte detaylı bilgilendirme mevcut. Daha fazla bilgi için bulunduğunuz ilin il sgk müdürlüğüne gitmeniz gerekebilir. Tekrardan başınız sağolsun.
Hayat her zaman devam ediyor.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, biz ümmetini îkaz sadedinde:
“–Ölüp de pişmanlık duymayacak hiçbir kimse yoktur.” buyurmuştu.
“–O pişmanlık nedir yâ Rasûlallâh?” diye soruldu. Efendimiz:
“–(Ölen), muhsin (ihsan sâhibi, sâlih) bir kişi ise, bu hâlini daha fazla artıramamış olduğuna; şâyet kötü bir kişi ise, kötülükten vazgeçerek hâlini ıslah etmediğine pişman olacaktır.” cevâbını verdiler. (Tirmizî, Zühd, 59/2403)