Beiträge von Seyyah

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu , Türkiye'nin iklimiinin değiştiğini belirterek, "Çöl iklimine dönüşüyoruz. Genellikle az yağışlı veya yağış rejimi düzensiz bir yağış ve çok sıcak buharlaşmanın da çok olduğu mevsim. Bu tabi bizim için su kaynaklarını, ormanları azaltıyor. Böceklenmeyi, hayvanlardan insana geçen hastalıkları, kene gibi problemleri arttırıyor” dedi.
    https://www.google.com.tr/amp/m.milliyet…gundem-2651249/

    @bugrag hocam, bu konuda size yanılabileceğim ihtimalinin de sözkonusu olmasından ötürü "kesin şu durum yaşanacaktır" diyemem, fakat kış mevsiminin olması gerekenden daha sıcak geçmesiyle erken uyanan ağaçlarda erken olgunlaşma durumu yaşanabilir. Buna bağlı olarak erken hasat durumununda yaşanma olasılığı sözkonusu olabilir... Ama bunları göz önüne alarak şimdiden fındığı 15 gün öncesinden kesin toplarız diye bir sonuç çıkarmamız da doğru olmaz diye düşünüyorum. Tahmin etmem yerine ağaçları takip etmem daha doğru bir secenek gibi geliyor bana...

    Fındık ağaçlarının, bir sonraki senede vereceği ürününün zeminini bir önceki seneden hazırladığı malumunuzdur
    Püslerin oluşması kasımdan itibaren hızlanmaya başlıyor. karanfillerin gelişmesi ise şubatın sonuna kadar devam edebiliyor.
    Havaların durumuna göre ortalama Şubat ve mart aylarında püsküllerin patlamasıyla tozlaşmaya başlayan polenler, karanfillere tutunarak burada yumurtalığın olgunlaşmasını bekleme aşamasına geçiyor. Olgunlaşma, havaların durumuna, fındığın çeşidine ve hatta rakıma göre farklılık gösterebilir. Normal şartlarda yine türüne göre değişmekle beraber Nisan ve Mayıs itibariyle olgunlaşmanın tamamlanmasıyla beraber döllenmenin bütün çeşitlerde gerçekleşmesi beklenir.
    İlerleyen haftalarda-aylarda ise fındık iyice gözle görünür hale gelir, büyüme ve iç gelişme tamamlanır.
    Hasat genellikle ağustosun ilk haftasından sonra başlar. Rakıma, fındığın türüne, çalışan işçi sayısına göre eylülün sonuna kadar devam edebilir. Ziraatçilerin deyimine göre istisnasıyla durumlar aşağı yukarı böyledir bildiğiniz üzere...

    Taşdelende pazarda Can erik, kara dut, çilek geçen haftadan beridir tezgahlara inmiş durumda. Geçen sene bu zamanlar böylemiydi tam hatırlamıyorum ama bu sene sanki erken ve bereketli bir sezon olabileceğini düşünüyorum. (bu konuda sizin de düşüncenizi öğrenmek isterim)

    Eger öyleyse, bu durum fındık için de geçerli olabilir. Gelişmesini tamamlayıp içi dolan fındık fazla beklemez gibi geliyor. Kurak gidecek bir yaz mevsimi de erken hasada etki edebilir. Birde peridiyosite nedeniyle ürünün çok olduğu yıllarda ise erken dökülme olabilir. Takip gerektirir.

    Biz normalde işçiyle 20 ağustosta işbaşı yapıyoruz. Kendi başımıza toplarsak 10undan itibaren erken olgunlaşan türlerden işbaşımızı yapıyoruz ufak ufak.
    2017 ürününü 20 ağustosa yakın bir tarihte toplamaya başladık.
    2016 yılı ise, külleme, pas ve birçok hadiseyle dolu bir yıl olduğundan dolayı ağustosun ilk günlerinde fındık birden dibe indi. Ben bahçelerde işlerimi erken bitirdiğimden dolayı bu duruma hazırlıklı yakalandım. Ama bahçelerde otlar diz boyu olmuş fındık yerde ve o şekilde tırpana daha yeni başlayan pek çok üreticiye de şahit oldum. 2016 yılı Akçakoca adına zor bir yıldı diyebilirim. Fındık erken dökülüp taneye dönüştüğünden dolayı işçi çalışma süreleri haliyle biraz uzadı. Geçmişte yaşadığımız bu durumların bu yıl yaşanıp yaşanmayacağını yinede kesin olarak bilemeyiz. Ağaçlar kendini toparlayıp duruma uyum da sağlayabilir - aksi de olabilir.

    Kısaca toparlayacak olursak, bu yıl fındıkta canlanma biraz erken oldu, ama olumsuz olarak değerlendireceğimiz başka bir hadise yaşanmadı henüz. Hasada daha aylar var şartlar bana göre her duruma açık vaziyette, bakalım devamında neler yaşayacağız takip edip hepbirlikte göreceğiz İnşaAllah

    forum.havaforum.com/attachment/21646/

    @bugrag hocam, benim gördüğüm fındık geçen seneye kıyasla birkaç hafta önden gidiyor gibi... Size 27 mart tarihinde çektiğim kara diye tabir edilen çeşidin fotoğrafını yükledim bakarsınız.
    Mart'ın son günleri türüne göre değişmekle beraber çoğu bahçede görüntü bu şekildeydi. Üreticiye tavsiyem gübrelemeyi geç tarihe bırakmamaları yönündedir. Ağaçlar erken uyanmış haliyle aç vaziyettedir.
    Şu anki durum sanıyorum dahada gelişmiştir. Akçakoca ya gittiğimde tekrar paylaşım yaparım isterseniz.

    Depremi yaşayan Bolu'daki vatandaşlara ve hisseden çevre illere geçmiş olsun...
    Depremi Düzce merkezde de tanıdıklarım hissettiklerini söylüyorlar.
    Tasadüf budur ki, daha dün 80 yaşında bir amcayla tanıştım, onunla deprem hakkında konustuk. Dediğine göre düzce'de toprağı yirmi santim kazdığında yerden suyun çıktığını-göründüğünü söylüyor.
    Düzce depreminin ardından dönemin başbakanı Rahmetli Bülent Ecevit Düzceyi ziyarete geliyor ve şehrin kendisini daha kolay toparlaması adına Bakanlar kurulu kararıyla Düzceyi İl yapıyor. O günden bu yana gerek eğitim kurumları, Hastaneler gerekse yeni sağlam binalar konusunda bayağı mesafe katetmiş görünüyor ilimiz.

    Açıkçası kendi fikrimi söylemem gerekirse, zemini böyle zayıf yerleri yerleşim yerleri olarak değilde daha çok çiftçilik ve hayvancılık amaçlı kullanılması gerektiği taraftarıyım. Yapılan sağlam binaların - çürük zemin karşısında şansının olmadığını düşünüyorum.
    Bu gibi yerlere alternatif olarak Akçakoca gibi daha kuzeye düşen yerler, zeminindeki kaya yapısının sağlamlığı nedeniyle daha güvenli geliyor bana.
    Bunu yetkililerde biliyor ki çok yakınımda bulunan yerlerdeki kayaları kırıp Karadeniz otoyolunun altyapısını sağlamlaştırmak için sürekli biçimde taşıyıp duruyorlar

    Bir kişi herşeyi göze alarak başkasının evine giriyor, hakkı olmayanı alıyorsa, bu kişinin insani hiçbir değerle ilgisi olamaz.. Bir ülkeye bağlı vatandaş olarak görmüyorum böylelerini daha çok o ülkenin asalakları gibidirler. Yeterki menfaati olsun, Vatandaşa zarar veren Vatanıda satar, her türlü kötülük beklenir (çok afedersiniz) bu şeref yoksunlarıdan.
    Hırsızlıkta dahil olmak üzere pek çok suçun oluşumuyla alakalı gerek tedbir, gerekse cezalandırma aşamasında alınacak önlemlerinde, verilecek cezalarında artması gerektiğini düşünüyorum.
    Cezaların caydırıcı olmanın aksine, ne yazıkki bu kişiler için teşvik edici derece hafif olması nedeniyle bu kadar rahat hareket ediyorlar...
    Bu bayıltıcı sprey olayını yaşlı bir komşum da anlatmıştı. Dediğine göre evde tıkırtılar duyuyor kalkmak istiyor ama ne gözünü açabiliyor nede kalkabiliyormuş. Hırsızlar her türlü kilidi açabiliyormuş, buna bir önlem olarak içerden eski usul sürgü kilitler takılmasını nacizane tavsiye ederim...
    Allah cümlemizi, başta Ailelerimizi insanların her türlü fenalıklarından, şerrinden muhafaza etsin...