Beiträge von Seyyah

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Çanakkale Savaşları, Türkiye tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yüzyılımızın en büyük, en kanlı savaşlarından biridir.
    İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u da alarak İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın kontrolünü ele geçirmek istemesi üzerine ilk hedef Çanakkale Boğazı olmuştur. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.
    1) Dünya tarihini değiştiren bir savunma
    Çanakkale’de Türklerin kazandığı zafer, İngiliz ve Fransızların müttefikleri olan Rus Çarlığı’na yardım götürememisine neden olmuştur. Böylece Lenin önderliğindeki Bolşevikler devrim yapmış ve Rusya’daki monarşiyi yıkmışlardır. Kurulan Sovetler Birliği savaştan çıkmış ve 1991’e kadar süren bir soğuk savaşın da adımları atılmış oldu.

    Bolşevik Devrimi
    2) Milli mücadeleye yardım etti
    Zafer kazanılmış ama savaş kaybedilmişti. Başkent İstanbul’da İngiliz ve Fransız gemileri demirlemiş, Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Ama Çanakkale’de ünü her yere yayılan Mustafa Kemal, bu zaferdeki büyük payı sayesinde duyulmamış olsaydı, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında sonradan Kurtuluş Savaşı’na dönüşecek milli mücadele için bu kadar insanı yanına çekemeyebilirdi.

    3) Savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi
    İngiltere sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda, ANZAC(Australian and New Zealand Army Corps) adındaki birlikleriyle Çanakkale’ye gelmişler, belki de hiç görmedikleri İngiltere ve onun kralı için canlarını vermişlerdi. Savaşların milletlerin değil kişilerin işi olduğunu bilen Atatürk ise, savaşta hayatını kaybeden Anzak askerlerine ve annelerine hitaben söylediği “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözleriyle dünyaya bir kere daha örnek olmuştur.

    Atatürk Anıtı – Yeni Zelanda
    4) 3 büyükler tek yürek oldu
    Türkiye’nin en köklü 3 spor klübü olan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın sporcuları, Çanakkale’de kazanılan zaferde pay sahibidir. Resmi kayıtlara göre 3 büyüklerde o zamanlarda sporcu olan 30 oyuncu(Galatasaray 23, Fenerbahçe 5, Beşiktaş 2) farklı cephelerde şehit olmuştur. Cephede savaştıktan sonra saatlerce yol gidip İstanbul’da maç yapmaya gelip, maç sonunda tekrar cepheye dönen futbolcuların hikayeleri ise kitaplara konu olmuştur.

    5) Yarım milyon insan hayatını kaybetti
    Kocaman bir dünya savaşının sadece bir cephesi olsa da, Çanakkale hem kazanan hem de kaybeden için pahalıya mal oldu. 490.000’e yakın askerle gelen işgalci kuvvetler, 300.000’den fazla kayıp verdi. Buna karşılık Osmanlı tarafının 315.000 askerinin 250.000 tanesi ana yurdunu korurken şehit oldu. O tarihe kadar eşi görülmemiş bir cephe olan Çanakkale, sonucunda toplamda yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti.

    6) Ateşkes zamanı
    Aylarca süren savaşta, karşılıklı siperlerden birbirlerini yenmeye çalışan iki taraf, bazen ateşkes yapıyordu. Dakikalar önce birbirini öldürmek için karşılıklı ateş eden askerler, ateşkes olduğunda birlikte çalışıp hayatını kaybeden arkadaşlarını gömüyorlardı. Bu da, savaşın dramatik yönünü gözler önüne seren olaylardan birisidir.

    7) Hayat o yıl durmuştu

    1915 yılında mektepler mezun vermedi, kimse evlenmedi, kimse kendini düşünemedi. Bütün dünya birbirine karşı savaşıyordu ve bu savaşta herkese ihtiyaç vardı. Bunun en büyük örneklerinden birisi ise Tıbbiye’nin 1915 yılında eğitimine 1 yıllık ara vermesidir. Genç yaşlı dinlemeden insanlar savaşa giderken, 1915 yılında hayat durmuştu.
    Çanakkale, Türk ulusunun bağımsızlık ve hürriyetinin simgesi olmuştur. Her siperde ayrı destan yazan askerlerimiz, bu zaferin sonunda ‘Çanakkale Geçilmez!’ sözünü tarihe yazdırmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki Türk ordusu, canı pahasına savaşmış ve destan yazmıştır.
    ʻʻ
    Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir.
    Mustafa Kemal Atatürk

    Cumhuriyetimizin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk ’ün “Belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır.” Sözüyle 1938 yılında Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği kuruldu.
    Fiskobirlik her hasat sezonu öncesi kendi fiyatını açıklayarak, piyasada fiyatların belli bir rakamın altına düşmesine bariyer oluyordu.
    Zamanla, 200 trilyon kaynağa ulaşarak güçlendi.


    -Deposunda bulunan fındığı teminat göstererek, istediği kredi alabilecek noktalara gelen Fiskobirlik, fındık fiyatını, kimsenin baskısına maruz kalmadan, Avrupalı alıcıya boğun eğmeden belirleyebilecek noktaya ulaşmıştı.


    Herşey Hükümetle Fiskobirlik arasında yaşanan, nedeni bilinmeyen kavga ile başlıyor. Fındık üreticisine ciddi zarar veren Bu durum Fındıkta yeni zenginler türemesine de vesile oluyor.


    İddiaya göre,
    Siyasiler Fiskobirlik yönetimine 2003 ürünü fındığın fiyatını 2 lira olarak belirlenmesini istiyor. Birlik yönetimi bu fiyatı kabul etmeyerek 2.5 liralık fiyat açıklayınca tepki alıyor. Ve baskılara maruz kalıyor.


    Kredi talepleri geri çevriliyor. Özel bankaların kredi vermesi de engellenerek Birlik çıkmaza sürükleniyor. sonunda 1938 yılından beri fındık alımı yapan Fiskobirlik devre dışı bırakılıyor.


    Bir hadise de, uluslararası sermayenin resmi kurumları olan IMF ve Dünya Bankası'nın istekleri doğrultusunda hazırlanan Tarımsal Reform Projesini (ARIP)uygulamaya koyulması.


    Altyapısı Dünya Bankası tarafından hazırlanan ve finanse edilen ARIP projesi kapsamında çıkarılan TSKB'ye ilişkin yasa uyarınca Fiskobirlik'e bütçeden kaynak aktarılması yasaklandı. Fiskobirlik'e bu madde nedeniyle kaynak aktarılmadı ve fındık fiyatı açıklanmadı. Bu vesileyle Fiskobirlik Devletin güdümünden çıkarıldı


    Fiskobirlik'e kaynak aktarmasının önünde artık yasal engel vardı. Bu yasal engelin mucidi olan Dünya Bankası, Bu reform programı çerçevesinde yapılan uygulamaların tarımı çökerttiği, çiftçiyi yoksullaştırdığı bizzat kendisinin yayımladığı raporlarda da kabul ediyor. Bu programın Neticesinde, ülke tarımının uluslararası tekellerin yağmasına maruz kalma durumu ortaya çıkıyor.


    FİSKOBİRLİK'in 2004 yılı itibariyle dar boğaz nedeniyle ürün alamaması ve üreticilere olan borçlarını ödememesi üzerine iş mitinge kadar gidiyor.


    Mitingte Bayraktar Hükümete, Cüneyd Zapsu'ya yüklenirken
    Elinde 50 bin ton fındık bulunan ve üreticiye borcunu ödeyemeyen Fiskobirlik de eleştirilerden nasibini alıyor.


    Mitingin etkisi, Bakanlar Kurulunun kararıyla (TMO) fındık alımı yapmasına vesile oluyor.


    Hükümetin 2006 yılında devreye soktuğu TMO, Fisko'nun 7, TL olan fiyatını 4-5 TL arası belirleyerek 2006'dan 2009 yılına kadar piyasada kalıyor. 2009 yılında ise fındık piyasasından çıkarılıyor.


    Ağustos 2009'da "Yeni Fındık Stratejisi" devreye giriyor Dünya bankasının projesi kapsamında
    Ve serbest piyasa dönemi 2009 da devreye alınıyor. Çiftçilere alan bazlı gelir desteği verilmeye başlanıyor...


    TMO’yu görünce Fiskobirlik'e hasret kalan Üreticiler,
    2009 serbest piyasa da 2.50 rakamı görünce bu sefer TMO'yu arıyorlar.
    O sene kimi üretici tarlaya girmiyor, giren de isyan ediyor.


    Serbest piyasa modeli adıyla üretici, ihracatçıya, Büyük sermaye gruplarına savunma mekanizması olmadan teslim edilir hale geliyor.


    O gün


    Serbest piyasa üreticimize hayırlı olsun diyerek sayfa sayfa haber yapan basının, daha sonraki haberleri genelde üreticinin feryadı üzerine olmuştur.


    2004 = 5,15 TL (Fiskobirlik devrede
    2005 = 7,40 TL (Fiskobirlik devrede


    2006 = 4.00 TL (TMO devreye giriyor.
    2007 = 5.15 TL (TMO devrede
    2008 = 4 - (5) TL (TMO devrede


    2009 = 2.45 TL (Serbest piyasa devrede
    2010 = 3.50 TL (Serbest piyasa
    2011 = 6.20 TL (Serbest piyasa)
    2012 = 4.65 TL (Serbest piyasa)

    ... Ve yıl 2017 tüccarın üreticiden aldığı fındığın kilosu 9.50 TL
    Kimi tüccar geçen yıl yaşanan hastalık nedeniyle randıman kırıp 8.50 civarına almaktadır.
    Marketlerde ise 40-80 TL arasında satılmaktadır. ...

    Doğrudur hocam. @GabelBerg_10
    Benim gözlemlediğim hala devam eden var. Malumunuz gurbetçiler veya ek iş yapanlar günü gününe yetiştiremeyebiliyorlar.
    Bu sene gördüğüm kadarıyla 46 azot, fosfor Kükürt bunu karıştırıp atanlar var. kışlık fosfor atanlar ise 46 azot bir kısım şimdi bir kısmı Mayıs sonu gibi atanlar olabiliyor.
    Kimi Kasım girmesi gereken bahçeye şubatta giriyor.
    Kimi senede 1 kez nisanda Allah ne verdiyse atıp gidiyor. Durumlar kişiden kişiye değişiyor
    Geçen sene Ağustos ortasi yetisemeyip, tırpan yapanı bilirim. O derece. Bu duruma sebep birinci etkenin, üreticinin ürettiği ile geçinemeyecek duruma gelmesi nedeniyle ek is yapma durumudur diye düşünüyorum.

    bazı insanların, bilim adamlarını gıpta ettirecek titizlikle, hiç tanımadığı üreticinin bahçelerine girerek neden tek tek püskül sayımı yaptıklarını , merak ettinizmi?

    -Fındık sektöründe tüccar- ihracatçılar, yeni sezon çıkacak ürünün belirtileri oluştuğu vakitte, kendi aralarında tahmini rekolte belirleyip, alıcı kişilerle birlikte alivre satış yapmaktadırlar.
    Ağustos ayında toplanmaya başlanacak ürünü aylar öncesinden ihracatçıların bahçelere inip püskül sayımı yaparak tahfiya rekolte belirledikleri haberlerini duymamız bu sebeptendir.

    Geçen sezon bu duruma tedbir amaçlı tarım Bakanlığı kendisi haricinde rekolte tahmini ni yasakladı ve 420 bin ton rekolte açıkladılar. Buna rağmen Amerika'da kuru meyveler konseyinde 720 bin ton rekolte açıklayanlar oldu. Bunun sebebi,

    Ülkemizden fındık alanlar, alacakları mala oluşacak fiyatı kontrol altında tutmak isterler.
    Sezon boyu fiyatların baskı altında tutulmasının nedenlerinden biride, etik sınırların dışında gerçekleşen "Alivre" satıştan kaynaklıdır.

    Bu satış; tahminde bulundukları fındığın, hangi fiyat aralığı ve hangi tarihte ne miktar teslim olacağına dair sözleşme yapılmasından ibarettir.
    Alivre yoluyla alıcı kisiler, üretim miktarı belli olmadan, Ağustos-Eylül'de toplanacak fındığı aylar öncesinden satın alır.
    Sektördeki tüccar-ihracatçılar bu satış yoluyla, özellikle dış alıcılardan kredi-avans kullandıkları bilgisi ortalıkta dolaşmaktadır.
    Para Aşkıyla Yapılan bu satışın, daha alınmadan-satılan bir mal sözkonusu olduğundan dolayı rizikosu vardır. Üretim tahmini iyi tutarsa bu işten güzel paralar kazanılır.
    Çeşitli sebeplerden ötürü rekolte düşük gerçekleşirse bu sebeple fiyatlar anlaştıklarından daha yükseğe çıkacağından zarar etmeleri de sözkonusudur.

    Alivrecilerin sezon öncesi tartışmalara sebep olan, fındık üretim rakamlarını yüksek göstermelerinin nedeni "ürün çok olsun-degeri az olsun" mantığı gütmelerinden kaynaklıdır.
    Öncelikle rekolte fazla açıklanır. bu yolla fiyatların istedikleri rakam bandında kalması, üreticinin istedikleri fiyattan çözülmesi beklenir. Fiyatlara ilk müdahale şişirilmiş rekolte açıklaması ile gerçekleşir. Sonrasında;
    Sezon kapanacak, Fiyat düşecek, Bu fiyatlar iyi, Yarım saatliğine şu fiyata çıkmıştı neden satmadınız, Artık çok geç daha zarar etmeden hemen satmalısınız vs. gibi duyduklarımız, Yükselmesi icab eden piyasayı kontrol altında tutma çalışmalarıdır.
    Yine sezon içinde, "fındıkta alfatoksin olduğu bu sebeple alıcıların fındık haricinde bir maddeye yöneleceği Ve Diğer ülkelerde fındık üretiminin yükselmesi sebebiyle satışlar düştü" gibi manipülatif haberlerini duymamız ve peşinden fiyat düşürmelerine şahit olmamız bu sebepten dır.

    Üreticinin bu duruma, topluca karşı bir duruş içinde olamamasının bir nedeni; Üreticinin farklı illerde dağınık olması
    Çoğu üreticinin durumlardan haberdar olmaması ve
    bir kısım beklerken,diğer ilden çözülme sağlanarak üreticinin beraber hareket etmesinin önünün kapatılmasıdır.
    bu kargaşa ortamında "pazara inen mal çoğaldı denilip fiyat düşecek korkusu oluşturularak" çözülme sayısını dahada artar vaziyettedir.
    Üreticiye karşı birlik içinde olanların işini kolaylaştıran bir hadisede;
    Çiftçinin ürünü en düşük fiyattan satması sağlandığından, bu kişinin geçinememesi anlamına gelir. Geçinemeyen çiftçinin mazotu, gübreyi, geçim masraflarını tedarik etmesi icin devreye bölge manavları girer.
    yeni sezona borçlu giren üreticinin dayanma gücü sıfırın altına iner.
    Kimi üreticinin harmandaki yaş fındığına Alacaklı tarafindan el konulur. Veya alacaklı tarafından ürüne düşük fiyat verilerek bu yolla emanet vermesi teklif edilir. Emanet veren üretici ise bunun bir kısmını piyasa fiyatının altından borcuna sayılır. Diğer kalan kısmı peyderpey ödenir. Sonra bir gün Emanetçi aranır istedikleri fiyattan hesap kesmeye zorlanır. Elini veren kolunu kaptırır, Zarar üstüne zarar eder.
    Bunlar serbest piyasanın ülkemize verdiği zararlardan bazılarıdır.
    Bu duruma çözüm ise fındıkta adaletli bir Taban fiyat sisteminin devreye alınmasıdır.

    04 Mart Cumartesi günü Rize'de ölçülecek en yüksek ve en düşük sıcaklık kaç derece olur ?

    03.03.2017 , Saat 18:00 itibariyle yazılan mesajlar veya yeniden düzenlenen mesajlar yarışmaya dahil edilmeyecektir.

    : Yarışma saat aralığı bilgisi :
    En Yüksek Sıcaklık: 03.03.2017 06:00 - 03.03.2017 18:00
    En Düşük Sıcaklık: 02.03.2017 18:00 - 03.03.2017 06:00

    Değerli Hocalarım, simdi detaylı okuyunca biraz kafam karıştı.
    Yarışma 3 mart'mı yoksa 4 mart mi?

    Benim anladığım 2 martı 3e bağlayan gece enndusuk sıcaklık değerini buluyoruz.
    3 mart günü ise en yuksek sıcaklığa bakıyoruz dogrumudur?