Beiträge von almunecar

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Umarım hiç kimse ayın 20'sinden sonra oluşacak ortamdan dolayı "Allah'ım lütfen yeter, işimidenx gücümüxden olduk, bu nasıl bir kardır, tipidir böyle" demex :) NOT: Klavyemde "o" harf basılmıyor, onun yerine x harfini kullandım.

    Kim bilir gerçeği kim bilir
    Rüxgarları, havayı kim bilir
    Aklı bırak hislere gel
    Doğacak çağları kim bilir!

    Kaçacak yer kalmaxsa,
    Hiç kimse bunu ummaxsa
    Beyaxlar sii dağlarsa
    Bu olacakları kim bilir!

    Güneşi kim bilir, Ay'ı kim bilir?
    O, aklı değil, kalbi bilir
    Kalbin sesi, gerçeğin alanı,
    Doğaya hükmedeni kim bilir!

    Bir kar aşığı olarak ben de yazmak isterdim: Şu tarihte içime doğdu tipi yağacak vs.. Bunun bizim hislerimizle ilgisi yok. Hatta teknik açıdan mükemmel yorumlamalara sahip olmanın da anlamı yok. İnsanlar kar istiyor. Ama buradaki uzmanlar ne yapsın? Olmayan bir durumu mu yazsın.! Gördüklerini yazacaklar. Ve yılların birikimine dayanarak bizlere bir takım öngörüler sunuyorlar. Bilimsel bilgiye dayalı olarak. Yok işte. Ufukta da görünmüyor gibi. Sadece bizde değil, Avrupa’da da yok. Slovak bir arkadaşım, 5 senedir doğru dürüst kar yağmamasından şikayetçiydi.
    Hepimiz şikayetçiyiz. Çünkü kış demek (Türkiye’nin yüzde 60-70’i için) kar demek; kar demek ise doğanın dengede gittiğinin göstergesi demek; kısaca hayat demek.
    Peki neden son yıllarda bu durum değişti? Bunun için kendimizi de sorgulamalıyız. Sürekli tükettik ve tüketiyoruz. Her birimiz sadece kendini düşündü.. İçimizdeki bu azgın ego ve tüketme aşkı büyüdükçe, yatırımcı firmalar da gaza bastı. Biz tüketelim diye onlar vahşi kar güdüsüyle üretti. Bizi düşündüklerinden değil, kendi ceplerini düşündüklerinden.. İçimizde bulunan ve büyüyen alma arzusunu onlar kötüye kullandı. Ve biz de onlara “dur” demedik. “Bana bu kadar yeterli” demedik. Komşumuzu kıskandırmak veya kendimize daha güzel bir hayat sağlamak adına yaptık bunu. Komşumuzu ya da doğayı düşünmeksizin. Aldık mercedesi, bastık gaza, verdik egzozu.
    Üreticilerin ürettikleri mamullerin dumanı gökyüzüne ulaştı. Bu birden olmadı, on yıllar sürdü. Ve doğa, buna artık tahammül edemedi. Ozon tabakası derken, küresel ısınma derken, bu hale geldik. Isınan aslında bizim büyüyen egomuzdu. Ve egomuz gaz gibi patlayıp atmosfere dağıldı. Tebrik edelim kendimizi. Atmosferi bile yendik. Bacasından tüten buharlarla doğaya salındı egomuz.
    Şimdi de doğaya şunu diyoruz aslında: “Hadi bizi mutlu et.!” Kendi kötülüğümüzü ve vahşi alma arzumuzun farkında olmadan ve utanmadan kendimizi masum sanarak doğadan kar yağdırmasını bekliyoruz.
    Bizim egomuzun bir programı varsa, maalesef doğanın da matematiksel bir programı var. Ve bu programı alt üst ettik.
    Keşke yanılsam, keşke aptal durumuna düşsem de Ocak’ta şöyle lapa lapa haftalarca (eskilerde olduğu gibi) kar görsem. Doğa, doğalığını yapmak istiyor yine de. Belki bu sene Şubat’ta 1-2 gün zorla salıverir kar taneciklerini. Ama ya ilerleyen yıllarda?
    Maalesef ben artık kar-mar hissetmiyorum. Çünkü hisler, matematiğin karşısında yalancı şahit gibidir.

    Ey sevgili hoş musun?
    Ayık mı sarhoş musun?
    Bilmem hatırlar mısın?
    Bembeyazdı her yer

    Kar yağmaz oldu artık
    Her şey bilinir sandık
    Karşında aciz kaldık
    Bembeyazdı her yer

    Ben bir garip cahilim
    Buralara yabancıyım
    Eskileri anarım
    Bembeyazdı her yer

    Beyazlık saflıktır
    Tertemiz duygulardır
    Herkesi umutlandır
    Bembeyazdı her yer

    Çok küçüktüm ben
    Anılarım var
    Anlatmak zordur
    Bembeyazdı heryer

    Kar gibi temizdik
    Basitçe severdik
    Ah nerde o günler
    Bembeyazdı heryer

    Kızakla kayardık
    Sobalar yakardık
    Sevmeyi bilirdik
    Bembeyazdı her yer

    Kirlenmemiştik ki
    Kokuşmuşluk yoktu
    Kar saflık demekti
    Bembeyazdı heryer

    Benim teknik hiçbir bilgim yok. Burada çok büyük bir emek sarf edilmiş. Çok kapsamlı deneyim ve bilgilere dayalı olarak. Semtdaşım Üstad Sayın Semih Bey'in geçmişteki başarılarının büyüklüğü, bu sitenin de büyüklüğünü sağlamış. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ama Yukarı'dan bir takım hislere dayalı bir kaç söz söylemek isteyen (malum atış poligonu sayfası olduğundan dolayı) bir garip olarak içimden geleni yazmak istedim: İçimdeki ses der ki: 17 Şubat'ta aniden bir sistem girecek Türkiye'ye. 3 Mart'a kadar kalacak. Ve 1929 kışından daha fazla soğuk ve kar bırakacak.! Bu da benim içsel görümümdür. Eğer gerçekleşirse, bilim ve içselliğin bir sentezinin bir arada gidebileceğinin ve sadece ikisinin gerçekliği oluşturabileceğinin kanıtı olarak kalplerde ve akıllarda yer edebileceğinin göstergesi olacaktır umarım.

    Sakın yanlış anlaşılmasın. GFS konusuna Sibirya ile ilgili bir anımı yazmıştım. Sitenize de geçen ay üye oldum. Değerli bilgilerinizi okumak için. Bir arkadaş mesajımı silmiş. Sanırım teknik yazıların olduğu bir yere bir anı yazılmıyor.. Buraya kadar tamam. Az önce o foruma cevap yazmam da engellenmiş. Ancak, böyle mi olmalı? Kimseye hakaret etmedim, yorumcu üstatlara tahminleri ile ilgili ukalalık etmedim. İnsanları kırmadan, münasip bir lisanla sebebi belirtilir ve "bu anınızı şu şu kısma yazabilirsiniz" denir. Aksi halde antipatik bir durumun oluştuğunu, dışarıdan gelen benim gibi sadece bilgi öğrenme saikinde olan insanların moralini bozucu bir niteliğe büründüğünü belirtmek isterim.
    İyi günler, iyi çalışmalar dilerim.