Esenyurt başladı
Beiträge von almunecar
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
Arkadaş ne karmış ya. Saat neredeyse 12 oldu daha tık yok (Esenyurt)
-
Haramidere'de kar hızlandı..
-
Şiddetli tipi, Esenyurt/Haramidere'de hız kesmeden devam ediyor.!
-
Valla ben bulunduğum yerin rakımını anlamadım. Haramidere desem değil, Esenyurt desem değil. Ama google earth'e basınca 55 m. çıkıyor. Ancak şu an her yer (yerler de dahil) bembeyaz tuttu ve göz gözü görmüyor tipiden. Tahminen 5 cm. olmuştur kar kalınlığı. Nasıl oluyor da google earth'de 55 metre rakım gözüken bir yerde bu kadar kar oluyor anlamadım.
-
Haramidere-Esenyurt:
-
Yanlışım varsa düzeltiniz: Benim de bilebildiğim kadarıyla, depremin önceden şu anki teknolojik gelişim düzeyi ile bilinebilmesi mümkün olmuyor. Ancak; bilinebilecek olan sadece "risk düzeyi"dir. Örneğin eğer ben kolumu otuz saniye yana doğru havada asılı tutar ve sonrasında bırakırsam az bir rahatlama hissederim; dolayısıyla o kadarlık bir enerji açığa çıkar. Eğer kolumu bu şekilde iki dakika tutar ve bırakırsam bir rahatlama hissederim ve açığa çıkan enerji de ona göre artar. Eğer ki bu süre dört-beş dakika sürerse, "ohhhhh" derim kurtulurum ama açığa çıkan enerji de (yani depremin büyüklüğü) o kadar fazla olur. Bu büyüklüğün etkisi dizimde az, başım da daha fazla ise dizimdeki şiddet, başımdan biraz daha az olur demek oluyor.
Bu alegoride, kolum, deprem; kolumun ne kadar asılı kalması kayalar üzerindeki stresin ne kadar olduğudur (yani o bölgede ne kadar süredir deprem olmadığıdır) Dizim ve başım ise o depremin etkisinin yıkım ve etki derecesinin etkin olduğu alanların farklılığı. Örneğin Marmara Depremi'nin büyüklüğü 7,4 ise bu, varsayıyorum, Adapazarı'nda 10, Avcılar'da 7 Anadolu Hisarı'nda 6,4 şiddette gerçekleştiği gibi..
-
1987'de hafta sonu, Avcılar'dan Zeytinburnu'na amcamlara gelmiştik. O zaman Avcılar'da oturuyorduk. Gece yattık, tabii ki hiçbir uyarı yoktu. Sonradan öğrendik ki meteoroloji, gece yarısı ani uyarıda bulunmuş. Sabah kalktığımızda gözlerimize inanamadık. Göz gözü görmeyecek denli tipi. Yerler çok kalınlaşmıştı. Rahmetli ağabeyim, çalışmak için teşebbüs etti ama taksiyi çıkaramadı. 100 metre gidemedik ve geri döndük. Tabii çevredekilerden yardım isteyerek. 20 günden az olmamak üzere Avcılar'a dönemedik. Trenler, otobüsler asla çalışamadı. Dolmuşlar ise tek tük. O da ittire ittire. Şunu da hatırlıyorum: Örneğin yağış ilk sefer de 2-3 gün sürdü. Tam bitti derken, hoop bir daha. Tam bitti derken hoop bir daha.
Ama şunu önemle vurgulamak isterim: O yıllar da Avcılar gibi yerlerde bu durum sıradandı. Yani, 84-85-86 vs.. Bele kadar kara gömülürdük. Okullar uzun zaman dilimlerinde tatil olurdu. Biz de okul bahçesinde basket oynardık

-
Haramidere şu an tipiye döndü, tutmaya başladı
-
Edit: Bir de ne olur şu başka toplumlarla uğraşmayı, onlarla didişmeyi bırakalım. "Edward çatla patla, Pierre beter ol emi" demeyelim. Odaklanacağımız tek yer kendi ülkemiz olsun. Bu da benden açizane bir sinerji tavsiyesi olsun

-
Ben meteoroloji konusunda cahilim. Kar delisiyim. Özellikle çocukluğumda ve gençliğimde metrelerce kara gömülmüş biriyim. Yanlışım varsa lütfen düzeltin. 1980'lerde İstanbul'da çok kar olurdu. O zamanlar Avcılar'da oturuyorduk. Her okul sezonu en az 3-4 hafta tatil olacak kadar yağardı; kızaklarla kayardık. 1990'lardan 2000'lere gelindiğinde yine yağardı ama sanki biraz daha az gibi hatırlıyorum. Ve 2000'lerden günümüze kar yağışı iyice azaldı. (2004'te bir hafta yerde kar kaldığını biliyorum. Ama genç arkadaşlar, inanın bu, 1970'ler, 1980'ler yanında solda sıfırdı)
O zaman ben hiçbir bilimsel veri sunmadığımın farkında olarak şunu söyleyebilirim: 1970'ler ve 1980'lerden bu yana İstanbul'un nüfusunun artmasıyla kar yağışının azalması arasında pozitif korelasyon var. Kendi nüfusumuz yanında bir de Suriye, Afganistan vs.. yurt dışı göçlerin de üzerine eklenmesi ve (1995'lerden itibaren) doğalgaza da geçişle belki bir ilgisi olabilir diyorum. İnanın kar yağmak istiyor; doğa üzerine düşeni yerine getirmek istiyor. Bu forumdaki değerli uzmanlar da aslında gelen sistemi doğru okuyorlar. Ancak ve galiba bu ısı adası mıdır nedir doğru olabilir, işte o modellerin gördüğü ve salınan sistemleri bertaraf ediyor olabilir. Model, sadece DOĞAYA bakar; insan unsurunu, yapay unsurların etkisini hesaplamaz. Model diyor ki: "Şu tarihlerde İstanbul kar alacak. Nokta" Havaforumun saygıdeğer uzmanları da bunu görüyor ve bildiriyorlar. Ama gel gelelim ki doğayı okuyan modeller, insan unsurunu doğal olarak okuyamıyor. Bir evde dört kişi yaşıyor ve her birinin altında banka kredisiyle alınmış dört ayrı otomobil var. Hollada'ya, Almanya'ya, İspanya'ya gittim ve gördüm ki, insanlar toplu taşıma aracı kullanıyorlar ve trafik bomboş. Bu otomobil örneği bile yeterli sanırım. Varın sanayileşmeyi vs.. siz düşünün. Umarım, öyle bir sistem gelir ki, ne eksoz dumanı tanır, ne de insan faktörünü. Ve ortalığı kasıp kavurur tipiden. ne diyelim artık
Kalp kırmayalım ve meccanen sunulan emeğe saygı duyalım yeter..! Hepinize sevgi ve saygılarımla. -
Bu linkten görülebilir. Sistem yaklaşık olarak 1 saat kadar sonra Silivri'den giriş yapmış olur:
-
Madem sinerji, dua vs. diyoruz. Madem tüm kar sevenler burada toplanmış diyoruz. Doğanın en temel yasasını uygulamak gerekir. “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma.!” Ben bilmiyorum, geçtiğimiz yıl İtalyanlar veya İngilizler, “Türkler çatlasın patlasın, oh oldu. Kızarın inşallah. Kış günü mangal yapın inşallah” gibi kelimeler etti mi? Ettilerse, onlar da ayıp etmiş demektir. Bizler, başkalarının isteklerinin gerçekleşmediğini görüp sevinirsek, öncelikle kendimize ederiz. Kendi enerjimizi boş yere harcarız. Tek yapmamız gereken, sevinmek.. Ama istediğimiz oluyor diye sevinmek. Başkalarının kötülüğüne değil.! Biz fark etmesek bile (her kişinin, her toplumun, kısaca herkesin dahil olduğu) dalga boyları halinde etkileşim halinde olan ve evrensel nitelikte işleyen bir sistem var.. Bu sistem, bilimden, meteorolojik olaylardan, insanlar ve toplumlararası ilişkilere kadar herkesi ve her şeyi etkiliyor. Ve biz fark etsek de etmesek de başkalarının zararına söylediğimiz her kelimenin müsebbibi olan ve bu kelimenin ardında barınan his, sonuç itibariyle yine bize bir bumerang gibi dönüyor. Matematik, bu sistemde hislerle buluşuyor. Ve bizim en kaba haliyle anlayabileceğimiz bir kelimede, bu sistem kendisini bize ifşa ediyor: “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma.!”
Özellikle genç arkadaşlara açizane önerimdir. Sadece burada değil, hayatlarının her anında bu kurala sadık kalırlarsa, hayat, onlara gülümseyecektir.!
-
Mini Buzul Çağı Başlıyor:
Ocak 2019'dan itibaren, Güneş'teki minimum aktivitenin sonuçları ilk önce Rusya, Kafkaslar, Azerbaycan, Türkiye, Doğu Avrupa hattında görülecektir.
Ocak 2019 içinde herhangi bir gün İstanbul, -8'i, Şubat'ta -12'yi ve Mart'ta -12'yi görecektir. Kar kalınlığı bu üç ay içinde 1 metreyi bulabilir.
-
1.Aralık ayının sonlarına doğru hava soğumaya başlayacak.
2.Ocak ayının ilk haftası geçtikten sonra İstanbul, bir daha eksi değerleri aşamayacak. Yıllardır birikmiş nem, bu soğuklarla karşılaşınca bıktıracak denli devasa kar yağışları görülecek.
3.Ocak-Şubat-Mart ayları ortalamaları (Tedrici şekilde düşerek): İstanbul -12, Ankara -15, İzmir -5, Erzurum -35. Bir ihtimal Haliç donma riskine girecek. Ama Doğu Anadolu’daki göller DONACAK.
4.2019 bu şekilde geçilecek.
Güneş lekelerinin azalmasının ilk sonuçları 2019’da Rusya, Ukrayna, Baltıklar, Kafkaslar, Karadeniz, Doğu Avrupa, Türkiye, İran, İsrael, Körfez, Afghanistan hattında hissedilecek. 2020 Ekim’den itibaren bu soğumaya Kıta Avrupa’sı ve Amerika kıtasının büyük çoğunluğu da katılacak. Önümüzdeki MİNİMUM ON YIL BOYUNCA Kuzey Yarımküre’nin yüzde 60-65’inde yazlar sadece 1-1,5 ay sürecek. Türkiye’de ise Kış: Eylül 15-Ekim-Kasım-Aralık-Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs sonuna kadar sürecek. Haziran –Temmuz 15’e kadar ilkbahar, Ağustos boyunca yaz yaşanacak. 1 ay boyunca kavrulacağız. Eylül’de havalar süratle soğuyacak ve 15’inde yine dondurucu soğuklar başlayacak. Mayıs sonuna kadar.!
-
“İstediklerin olsun mu istiyorsun? O halde başkasının mutsuzluğuna sevinme.!” Anonim.
-
İstanbul
1 Ocak : - 5
15 Ocak: -9
1 Şubat: -11
15 Şubat: -16
1 Mart: -19
Kar Kalınlıkları: 50 cm-120 cm arası..
-
Kendi ifadesiyle National Weather Center’da çalışan Azerbaycan’lı Rashad Hasanov, fb sayfasında iki aydır uyarı üzerine uyarı yapıyor. Yakında Sibirya bölgesinin -100’leri bulacağını, Karadeniz’in, Marmara’nın vs bile donacağını yazıyor. Ocak, Şubat, Mart aylarında İstanbul’un -15,-20’leri bulacağını ve metrelerce kar yağacağını vs. yazıyor. NASA ile birlikte çalıştıklarını ve süper uydu modelleri ile yaklaşmakta olanı tespit ettiklerini yazmış.
Ona sorulan : “Türkiye’de bu kış ılık geçecekmiş, ne diyorsunuz?” sorusuna, “Devletler, bunu saklıyor çünkü ABD ve RUSYA hariç diğer ülkeler pek de hazırlıklı değil” demiş. Hasanov’a göre artık 2019’dan itibaren mini buzul çağına girilecek. Ben, onun yalancısıyım.
Tam da az önce Ahmet Ustaoğlu Kasva Bey’in yayınladığı sinoptiği görünce bunu paylaşmak istedim.
İyi geceler.
-
karbulutu: Evet ben yanlış algılamışım "SİZ"İN yorumunuzu. Bu benim sorunum" SİZ"İN değil. Teşekkür ederim.!!!
-
Neden? İki farklı sayfaya bakmak yasak diye bir şey mi var anlamadım?? Tam tersine Semih Hoca'nın tasdiğine sundum, hakaret mi ettim? Kaldı ki sayfa ismi falan da vermedim. Hiç mi bir şey yazmayacağız anlamış değilim.
